Yüzü güzel, peki ya huyu?

Yüzü güzel, peki ya huyu?
Yüzü güzel, peki ya huyu?
İnsanları yüzlerine ve ifadelerine göre değerlendirmeye meyilliyiz. Acaba doğru mu yapıyoruz? İşte yanıtları...

Dominant ve kararlı bir ifadeniz varsa orduda başarılı olabilirsiniz.

Güvenilir görünüyorsanız insanlar sizinle yatırım planları yapmaktan keyif alacaktır.

Temsilciniz neşeli ve kibarsa, şirketinizin imajı da bu doğrultuda gelişecektir.

Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Christopher Olivola’nın Trends in Cognitive Sciences dergisinde yayınlanan ve Princeton Üniversitesi’nden araştırmacıların da katkıda bulunduğu araştırmasına göre yüzlerle ilgili yorumlarımızı durduramıyor olabiliriz.

Surat ifadelerimizde görülen değişikliklerin kararlarda önyargıya yol açtığını bulan çalışma oy verme, ekonomik ve yasal kararlar üzerinde de bu ufak modifikasyonların etkisine dikkat çekiyor. Cinsiyet, köken ya da ifadeden yola çıkarak vardığımız fikirler kültür içi ve kültürler arası klişeler kadar idyonsenkrazilere de dayanıyor. “Yüz morfolojisinden çok fazla etkilenen sosyal karar mekanizmaları ne yazık ki kimi zaman insanların yüzeyin altında yatan özelliklerini atlamamıza, görmezden gelmemize sebep olabiliyor” diyor araştırmacılar.

İnsanların kurdukları iletişim üzerinde yüzlerin bu kadar etkili olmasını anladık ancak tehlikelerine de odaklanmanın zamanı gelmiş olabilir. Sadece sevdiğimiz birine benzediği için bir kleptomanla arkadaşlık ediyor olabiliriz.



Olivola, bu durumun özellikle siyasette etkili olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor “Hırslı görünün.” CEO’lar söz konusu olduğunda da hırs ve rekabet ön plana çıkıyor. Kitleler, maskülen hatları takip ediyor.

1883 yılında yayınlanan Akıl Hastalığının Çeşitleri: Akıl hastalığının fiziksel teşhisi adlı eserinde Dr. Allan Hamilton akıl hastalarının tamamen dış görünüşlerine göre ayırt edilebileceklerini ortaya koyuyordu. “Bir insan, akıl hastanesinin koridorlarında yürüdüğü zaman gördüğü yüzler midesini bulandıracaktır.” diyen Hamilton’ın tespitlerine göre manik ya da melankolik bir hastanın “kaşları yükselmiş, dişleri sararmış ve gözleri çılgınca açık” olmalıydı. Günümüzde ise akıl hastalıkları o kadar çeşitlendi ve derinleşti ki, artık çılgın gözlere bakarak gerçekleri anlamak neredeyse imkansız…

Yapısal ipuçlarının “gerçeklik payı” taşıdığını vurgulayan araştırma ekibi, yine de önyargılarımıza kapılmamamız gerektiğini belirtiyor. Özellikle, suçlunun tespit edildiği yasal durumlarda ceza, suç ve suçun ciddiyeti gibi konularda yüzler çok önemli bir rol oynuyorken suratlarımızın vücudumuzdan ve eylemlerimizden kopuk olmadığını unutmayalım.


    ETİKETLER:

    Yatırım

    ,

    Ceza

    ,

    iletişim

    ,

    suç

    ,

    CEO

    ,

    zaman

    ,

    kültür

    ,

    sosyal

    ,

    oy