4 adımda Kobani'de ne yapmalı?

4 adımda Kobani'de ne yapmalı?
4 adımda Kobani'de ne yapmalı?
IŞİD'in çok daha büyük planları var. Türkiye'nin demokrasi geleneğine, birden fazla dini ve etnik grubu içinde barındıran yapısına ve dindarlık ile laikliğin eşsiz harmanına yapacakları küçük sembolik bir saldırı bile IŞİD için diğer önemli bir zafer olacaktır.
Haber: Dr. BENJAMIN ISAKHAN* / Arşivi

Geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çoğunluğu Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adıyla bilinen terörist gruba karşı askeri müdahaleyi de içerebilecek bir tezkereyi onayladı.
Bazı araştırmalar 'Türklerin yüzde 52'si Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde oluşturulan IŞİD karşıtı koalisyonu destekliyor' sonucuna ulaştı. Buna rağmen TBMM hükümeti Türk ordusuna komşu ülkelerde IŞİD'e karşı güç kullanımı konusunda talimat verme yetkisi verdi. Hatta müttefiklerine bu militan cihatçı gruba karşı saldırılarında kullanabilmeleri için Türk üslerini açarak, cüretkar bir karar aldı.
Bunun sonrasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bir çok adım atabileceklerini söylediler, ama hiçbir şey yapmadılar. Suriye'deki Kürt şehri Kobani üzerinde IŞİD’in kabus bayrağı yükselirken, Türk ordusu sınırdan göz mesafesi kadar uzaktaki bu şehre hiçbir müdahalede bulunmadan bekledi ve bekliyor.
Türk hükümeti için artık meclisin de verdiği yetki sonrası doğru olanı yapma zamanı geldi. Türkiye neden Kobani'yi korumak için hemen harekete geçmeli? Bunun dört temel sebebi var. 

KOBANİ İÇİN 4 SEBEP 

Birinci ve en önemli neden, Kobani’nin insani bir konu olması. Kobani ne sadece IŞİD'in potansiyel stratejik bir kalesi ne de PKK ile bağı olan tehlikeli bir Kürt bölgesi. Kobani öncelikle radikal ve ölüm saçan cihatçılar tarafından tehdit edilen sizin bizim gibi insanların yaşadığı bir şehir.
Şeriat kanunlarını katı bir şekilde uygulamak, banka soymak, silahlara el koymak, kendi görüşlerine uymayanları halkın gözü önünde işkence ederek öldürmek, toplu tecavüz etmek, kadınları seks kölesi olarak satmak ve çocukları minik askerler yapmak için toplamak... IŞİD'in bugüne kadar yaptıkları, Kobani'de ne yapacaklarının kısa bir özeti.
Türkiye masumların katliamına ve IŞİD'in yayılmasına dur demek için en uygun ülke. NATO'nun ikinci büyük, gayet iyi eğitimli ve disiplinli ordusuna sahip. Dahası çok sayıda tankı ve taburu Kobani yakınındaki sınıra konuşlandırılmış durumda.
Türkiye Kobani için adım atmazsa, yalnızca büyük bir trajediye değil Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda oluşan IŞİD karşıtı duyarlılığın dışında kalmasına da sebep olacak. Türkiye'nin Kobani'yi korumak için hemen harekete geçmesi gerektiğini açıklayan ikinci sebep de zaten bu. Ya adım atacak, ya adımların dışında kalacak.
Dünyanın IŞİD'e karşılık verme konusunda yavaş ve tereddütlü olmasına rağmen nihayet herkes kendine geldi ve IŞİD’e karşı net bir saf tuttu. Amerika IŞİD'e karşı savaşmak için kırkın üzerindeki ülkeyi bir araya getiren bir koalisyon oluşturdu. Bu koalisyon içerisinde Sünni halkın çoğunlukta olduğu Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de var.
Bu koalisyon sadece küçük bir bölgeyi kapsamak için bir araya gelmedi. Çünkü Sincar Dağları'ndaki Yezidiler, Ömerli'deki Şii Türkmenler ya da Musul'daki Hıristiyanlar gibi çeşitli bölgelerde yaşayan azınlık halklar IŞİD'in ölümcül yükselişi sonrası kitlesel insanlık trajedileri yaşıyorlar. Kürtlerin çoğunlukta olduğu Kobani halkının da bunlardan bir farkı yok. 

ELBETTE KÜRTLER 
Kürtlerin özel durumu ise 3. neden. Türkiye'de 15 milyon civarında Kürt yaşıyor. Ankara ile PKK arasında uzun zamandır inişli çıkışlı ama düzenli görüşmeler sürüyor.
Amerika'nın ve diğerlerinin şimdilerde Irak ve Suriye'deki Kürt gruplarını silahlandırması, eğitmesi ve hatta sonrasında bu grupları bu ülkelerde olası bir Kürt bağımsızlığı ilanı için serbest bırakması ihtimali Ankara'yı tedirgin ediyor. Çünkü Ankara oradaki Kürtlerin edindikleri silah ve bilgileriyle birlikte PKK'ya katılmasından ve yeniden bir çatışma ortamı yaratmasından korkuyor.
Bu durum ihtimal dahilinde olsa da çok düşük bir olasılık. Ancak kesin bir şekilde biliyoruz ki Kobani konusunda harekete geçmeme ihtimalinin Türk-Kürt ilişkileri üzerinde belirgin bir negatif etkisi olacak. Hatta Abdullah Öcalan Kobani'nin IŞİD’in eline geçmesi durumunda çözüm sürecinin biteceğini söyledi.
Zaten hepimiz görebiliyoruz ki Türkiye'de çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kobani'de yaşanan duruma tepki olarak büyük toplumsal huzursuzluklar yaşanıyor. Eğer Türk hükümeti bu hareketsizlik halini devam ettirip Kobani’deki küçük ve izole edilmiş Kürt halkının işkence edilerek öldürülmesine sebep olursa bu toplumsal huzursuzluğun daha fazlasını göreceğiz. Çünkü gerek dünya, gerek Türkiyeli Kürtlerin gözünde bu durum Türkiye'nin kendi halklarının yaşadığı bu zorlu sürece ilgisinin olmadığı yönünde yeterli bir kanıt olacak.
Son olarak, Türkiye'nin Kobani'yi korumak için harekete geçmesi gerekliliğinin dördüncü sebebi Türkiye'nin kendi çıkarlarını en yakından ilgilendiriyor. Eğer şimdi engellenmezse IŞİD Türkiye'ye de saldıracaktır.
Kobani'nin ele geçirilmesi ile birlikte IŞİD Ortadoğu'da sınırları Halep, Musul, kısmen Bağdat (Ramadi ve Felluce) ve IŞİD'in başkenti Rakka'dan geçen üçgende egemenliğini sağlamlaştıracak ve kontrolünü artıracaktır.
Bu IŞİD için büyük bir zafer olacaktır, ama oyunlarının sonu değil. Eğer IŞİD Irak ve Suriye'deki topraklarını korumaya ve genişletmeye devam edebilirse, başka yerlere bakmaya başlayacaktır. Lübnan, Ürdün ve diğerleri daha kolay ve açık hedef gibi görünse de 900 kilometrelik Suriye-Türkiye sınırı (eğer Irak dahil edilirse 1200 kilometre) güçlü Türk ordusu tarafından bile savunulması güç.
Unutmamalıyız ki IŞİD'in Türkiye'ye de saygısı yok. IŞİD Suriye'de Türkiye'nin sınırları dışındaki tek küçük toprağı olan yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Süleyman Şah Türbesi'ni kuşatmış durumda. Aynı zamanda IŞİD'in Kobani civarından attığı sayısız havan topu mermisi Türkiye'ye düşüyor.
Ama IŞİD'in çok daha büyük planları var. Türkiye'nin demokrasi geleneğine, birden fazla dini ve etnik grubu içinde barındıran yapısına ve dindarlık ile laikliğin eşsiz harmanına yapacakları küçük sembolik bir saldırı bile IŞİD için diğer önemli bir zafer olacaktır.
Hata yapma Türkiye, barbarlar kapında. 

* Son kitabı “Diplomacy in Iraq: History, Politics, Discourse” olan Dr. Benjamin Isakhan Avustralya'da Deakin Üniversitesi'nde çalışıyor. Isakhan bugün saat 13.00’te Boğaziçi Üniversitesi'nde IŞİD’in ortaya çıkışı üzerine bir konuşma yapacak. 

(Çeviren: Ezel Şahinkaya)