7 Haziran Türkiye'nin demokratik Rönesans'ı mı?

7 Haziran Türkiye'nin demokratik Rönesans'ı mı?
7 Haziran Türkiye'nin demokratik Rönesans'ı mı?
Aslında geçen pazar Türk halkına, bir yandan çoğulcu, kapsayıcı, hoşgörülü ve AB'ye yaklaşan bir demokrasi ile diğer yandan gittikçe AB'den uzaklaşan çoğunlukçu bir yönetim anlayışı arasında bir seçim sunuldu. Türkiye kararını verdi ve açıkça AB'ye yakınlaşmak istediğini vurguladı.
Haber: ERNEST MARAGALL (*) / Arşivi
LAURA BATALLA (**) / Arşivi

Pazar günü – pek adil olmasa da - özgür bir ortamda gerçeklesen seçimlerde, Türk halkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güçlü bir mesaj gönderdi.

Endişe verici bir kutuplaşma ve gerginlik ortamının hâkim olduğu bu seçimlerde, toplumun büyük bir çoğunluğu Erdoğan’ın başkanlık sistemi talebine destek olmayacağını duyurmuş oldu. Aksine Türk halkı ezici bir çoğunlukla demokratik haklar ve hoşgörüden yana oyunu kullandı.

Daha önce iki kez ertelenmiş olan 2014 Türkiye ilerleme raporunu Avrupa Parlamentosu dün nihayet oyladı. Bu rapor, Türkiye’de demokratik reform çağrısında bulunan insanlara bir mesaj göndermek için önemli bir fırsattı. Türkiye ile müzakerelerde yargı bağımsızlığı ve temel haklara ilişkin 23. ve 24. başlıkların açılmasına ezelden beri karşı olan bir takım Avrupalı siyasetçiler, bunun sadece ülkedeki demokrasi umutlarına zarar verdiğinin farkına varıp artık bu konuda sergiledikleri duruşlarını gözden geçirmelidirler.

Aslında geçen pazar Türk halkına, bir yandan çoğulcu, kapsayıcı, hoşgörülü ve AB’ye yaklaşan bir demokrasi ile diğer yandan gittikçe AB’den uzaklaşan çoğunlukçu bir yönetim anlayışı arasında bir seçim sunuldu. Türkiye kararını verdi ve açıkça AB’ye yakınlaşmak istediğini vurguladı.

Avrupa Birliği; insan haklarına, temel özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne saygıdan oluşan kurucu ilkeleri için oyunu kullanan milyonlarca Türk vatandaşına sırtını çevirmemelidir. Bu amaca hizmet etmenin tek yolu ise yeni müzakere başlıkları açarak durmuş vaziyette olan üyelik sürecini canlandırmaktan geçecektir.

Artık Türkiye’nin geçmiş dönemlere kıyasla daha yüksek kadın ve azınlık kökenli vekil sayısına sahip, çoğulcu ve güçlü bir temsil oranını yansıtan bir Meclis'i var. Seçim kampanyası boyunca can kaybı vermiş ve büroları tekrar tekrar saldırıya uğramış bir parti olmanın ağır yükünü taşıyan Halkların Demokratik Partisi (HDP), (haksızca yüksek!) barajı geçerek Türkiye’ye bir demokrasi dersi vermiş oldu.

HDP’nin başarısı ise tamamen Kürt seçmenine yönelik siyaset yapan bir partiden, her kesimin hak ve özgürlüklerini savunan bir Türkiye partisine dönüşmüş olmasında yatıyor.  HDP böylelikle Türkiye’nin geri kalanına ulaşmayı başardı ve Erdoğan yönetimi boyunca ihmal edilmiş Solcu ve Liberal seçmen kitlesinden önemli oranda oy kazandı.

Böylesine kritik bir noktada Türkiye’den gelen bu umut verici pozitif sinyalleri görmezden gelemeyiz. AB kurumlarını Türkiye’nin demokratik Rönesans’ını desteklemeleri konusunda var gücümüzle teşvik etmeliyiz.  

*Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Milletvekili

** Siyasi danışman