Adalet duygusu

Adalet duygusu
Adalet duygusu
Kararsızların arasında "pek de beraber ıslanmamış" olanlarını, diğer partilerin ekonomik vaatleri yeni bir adrese yönlendirmeye yetiyorsa da, beraber ıslananların duygusal bağının kırılması kolay olmayacaktır.
Haber: KEMAL KILIÇ (*) / Arşivi

CHP ekonomi temelli seçim bildirgesiyle söylem üstünlüğünü ele geçirmiş görünüyor. İktidarın tartışma zeminini değiştirme ya da önerilerin iyi olmadığını açıktan söylemek yerine, “kaynak nerede?” sorusuyla boğmaya çalışması tuzaklarına düşmemesi bunu sağladı.

Anketler, AK Parti’de bir kopuşu gösterirken, 2014 yerel seçimlerine göre belirgin bir artış sadece HDP’de görülmekte, MHP ’yle CHP oylarına ise pek yansımamaktadır. AK Parti’li seçmenlerin bir anlamda kararsızlığa düştüğü ama kendisine yeni bir adresi henüz bulamadığı söylenebilir.

Peki bu kopuşun nedeni nedir? Öte yandan ekonomik vaatler, bu seçmenlere neden yeni bir adrese yönelmeleri için yetmemektedir?
Bu soruların yanıtlarına yönelik ipuçlarını Ultimatom Oyunu olarak adlandırılan ve oyun kuramı bağlamında iyi bilinen bir kavram çerçevesinde arayabiliriz.

İki kişi düşünün. Birisine 100 TL para vereceğinizi, onun bu paranın bir kısmını kendisine ayırıp kalanını diğer kişiye bırakacak şekilde bölmesi gerektiğini, diğer kişi eğer bölüşümden memnun kalır ve kabul ederse her ikisinin de payına düşen parayı alıp gideceğini, ama kabul etmezse ikisinin de para alamayacağını söyleyin.

Sizce sonuç ne olur?

İkinci kişinin vereceği karar sadece fayda temelli olacak olsa, birinci kişi bölüşümü nasıl yaparsa yapsın (diyelim ki 99 TL kendine ayırsa ve 1 TL ikinci kişiye teklif ederse), ikinci kişi hiç yoktan daha iyidir diyerek bu öneriyi kabul etmeli ve 1 TL’yi almalıdır.

Hâlbuki çok farklı kültürlerden deneklerle (batılılarla, doğulularla, kabile toplumlarıyla ve hatta şempanzelerle!) yapılan çok sayıda deney bu durumun böyle olmadığını göstermektedir. Genelde gözlenen birinci kişinin yarı-yarıya bir bölüşüm teklif etme eğiliminde olduğudur. Daha da önemlisi, çoğu kere kendilerine yapılan 30 TL’nin altındaki önerileri, ikincinin kişinin kabul etmeyip hiçbir şey almamayı tercih ettiğidir. Yani kararlarımızı sadece fayda (ekonomik getiri) temelli vermeyiz, onun yanı sıra adalet duygusu da etkili olur.

Siyasal partiler farklı kesimlerin ekonomik çıkarlarını koruduğu kadar, onların yaşadığı adaletsizlik duygularının da taşıyıcılığını yapmaktadır. Partilerin ekonomik vaatleri biz karar vericiler açısından fayda mesajlarını taşırken, daha karmaşık olan ve parti aidiyetini yani seçmenlerin partileriyle duygusal bağını oluşturan etken ise kendilerine yapılan adaletsizliklerin paylaşılması ve siyasal gündeme taşınmasıdır.

Biraz düşünürsek ülkemizdeki her siyasi partinin seçmeleriyle hangi adaletsizlik duygusunun paylaşılması üzerinden bağ kurduğunu görebiliriz. Bu durum sadece parti ve seçmen arasında değil takım taraftarlığı, okul arkadaşlığı, asker arkadaşlığı veya iş arkadaşlığı gibi ilişkilerde de geçerlidir. Ortak acılara birlikte göğüs germişlerdir, adaletsizliği birlikte haykırmışlardır, bu adaletsizliklerin giderilmesi için birlikte mücadele etmişlerdir. Nitekim Tayyip Erdoğan ’ın her mitingde oğullarının imam hatipli olduğunu, başörtülü kızlarını, kendisinin muhtar bile olmasının engellenmeye çalıştığını boşuna dile getirmemektedir. Beraber ıslanılmıştır yağan yağmurda. Bu seçmenlerine hatırlatılmalıdır.

Ama pahalı saatleri, diğer imam hatiplilerin önemli bir kısmı gibi genç işsiz olmayan oğulları, kaçak evinde yaşadığı mazbut yaşamın yerini alan saray hayatı, adaletsizliğe karşı mücadelede yanında yer alan dava arkadaşlarının yerlerini alan yandaş müteahhitleri, sıfırlama tartışmaları v.s., anketlerde gördüğümüz AK Parti’den kopmak üzere olan kararsızların ortaya çıkmasının gerekçesidir.

Kararsızların arasında “pek de beraber ıslanmamış” olanlarını, diğer partilerin ekonomik vaatleri yeni bir adrese yönlendirmeye yetiyorsa da, beraber ıslananların duygusal bağının kırılması kolay olmayacaktır. 

Muhalefet seçim kampanyasında ekonomik gündemden taviz vermeden, bu seçmenlerin adaletsizlik hislerine tercüman olmayı başaramazsa, iktidarın tek korkusu HDP’nin barajı aşmasından kaynaklanacak koalisyon seçeneği olmaya devam edeceğe benzer.

(*) Sabancı Üniversitesi