Akla çağrı: Yormayın bizi!

Akla çağrı: Yormayın bizi!
Akla çağrı: Yormayın bizi!
HDP, CHP ve MHP dönüp seçim beyannamelerine baksınlar. Uzlaşmak için yeterince sebep bulacaklardır.
Haber: KEMAL KILIÇ / Arşivi

Seçim beyannamesinden:

1- Asgari ücreti en az 1500 TL’ye çıkaracağız.

2- Taşeron işçilerin sorunlarını çözüme kavuşturacağız, köleliği andıran işçi çalıştırma düzenine son vereceğiz.

3- Emeklilerimize yılda iki kere ikramiye vereceğiz.


4- Muhtaç ailelere aylık temel ihtiyaçlarının karşılanacakları bir sistem kuracağız. Ev sahibi olmayanlara 250 TL kira yardımı yapacağız.

5- Mazot, gübre ve yem üzerindeki vergiler kaldırılacak ve çiftçimizin canını yakan mazot, makul fiyatlara indirilecektir. Yük ve yolcu taşımacılığı yapan esnafımıza vergisiz akaryakıt imkanı sunulacaktır.

6- Kadın istihdamını yaygınlaştıracağız. Kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılıkla kararlı şekilde mücadele edeceğiz.

7- Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevi İslam inancını da bünyesinde temsil edecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Cemevi gerçeği, siyasi kaygılardan uzak, Cami-Cemevi karşıtlığına dönüştürülmeden kabul edilecek, inanç ve kültür hayatımızın bir unsuru olan Cemevlerine devlet yardımı yapılacaktır.

8- Öğretmen ihtiyacı olan hiçbir okul bırakmayacağız.

9- Tüm yolsuzlukların üzerine titizlikle gidilecek, devlet malına el uzatanlardan, kul hakkı yiyenlerden, rüşvetçilerden, soygunculardan ve hortumculardan hesap sorulacaktır.

Bunlar MHP ’nin seçim beyannamesinden alınmıştır. Aynıları CHP ve HDP beyannamelerinde de vardır. Yer kısıdı olmasa daha onlarca ortak madde sıralamak mümkündür. Bu ortaklıklar bir hükümet programına temel teşkil edecek seviyededir.
Bir restorasyon hükümetinin programına…

Ayrılık yok mudur? Elbette vardır. Özellikle Kürt sorununun çözümüne yönelik ilk bakışta uzlaşmaz görünen bir durum söz konusudur. MHP temelde HDP’ye güvenmemektedir. HDP’nin bölücü bir ajandası olduğu kanısındadır.

HDP birinci parti olduğu 14 seçim bölgesinde toplam 2.5 Milyon civarında oy almıştır. 3.5 Milyon oyu ise diğer seçim bölgelerinden almıştır. Sadece İstanbul’dan aldığı 1 Milyonu aşkın oy, birinci olduğu 11 şehirden fazladır. HDP’nin seçmenlerinin ağırlıklı bir kesimi Marmara’da, Akdeniz’de ve Ege’de yaşamaktadır. Türkiye’yi bölüp bu seçmenlerini bu tarafta bırakıp, kendilerinin o tarafa gideceklerine gerçekten inanan var mıdır? Tüm seçim kampanyasında Türkiyelileşmeyi odak yapan Selahattin Demirtaş’ın HDP’ye oy vermeyen kesimleri bölücü olmadıklarına ikna etmesi için daha ne yapması lazımdır? Takla mı atmalıdır?

Bu ülkede seçimler hangi etnik kökenden, hangi mezhepten, hangi yaşam tarzından kaç kişi var sayımına dönüştü uzun zamandır. Bölücülüğün bu gidişatın derinleşmesini engelleyecek cesareti gösterememek olduğunu görmemek için kör olmak lazımdır. Bu ülkede Diyarbakır İmam Hatip Liseli de, Ankara Fen Liseli de, Robert Kolejli de, Kuleli Askeri Liseli de, Fatih Kolejli de, velhasıl eğitimli eğitimsiz herkes huzurlu bir şekilde, özgür biçimde ve refah içinde yaşamak istemektedir.

Yıllarca sistem için tehlikeli olan kesimleri döve döve ya da yeri geldiğinde öve öve sisteme dahil edip bir şekilde onları idare etmeye çalışmadık mı? Artık birbirimize güvene güvene bunu başarmaya çalışsak? Çok mu acaip bir talep bu?

Gezi Parkında MHP de, HDP de bir müddet sonra parti olarak gençlerini geri çağırmıştı. HDP’li genç de, ülkücü genç de meydanda kalmaya devam etti. Bundan biraz ders almak gerekmez mi? 3015 yılında bu ülkede Kürt-Türk sorunu mu kalacak sanırsınız? Yeni gelen kuşakların da sizler gibi birbirleriyle uzlaşmaz olmasının Türkiye için daha iyi bir sonuç vereceğini mi düşünüyorsunuz? Cidden torunlarınız da birbirlerin düşman olarak görürse ülkemiz için daha mı iyi olacak?

Yormayın bizi. Peşrevlerle, gelecek seçimler için pozisyon almayla v.s. daha fazla yormayın bizi. Ak Parti seçmenlerini de ötekileştirmeden, Ak Parti’nin geçtiğimiz 13 yıl içerisinde dindar insanların yaşadığı sorunları önemli derecede giderdiğini (ama Alevilere aynı şefkatle yaklaşmadığını), Kürt yurttaşlarımızın yaşadığı pek çok sorunu, bir önceki koalisyon hükümetinin bıraktığı yerden alarak çözümlediğini (ama bunu demokrasinin gereği değil de daha çok emperyal hevesler ve paydaşlarının
ekonomik çıkarlarını gözeterek yaptığının seçim kampanyasında daha da belirginleştiğini), dar gelirlilere yönelik konut, sağlık ve eğitim konusunda önemli iyileştirmeler yapıldığını (ama bunun için üstüne bindiği orta sınıflardan temin ettiği kaynağın önemli bir kısmını da yandaş bir sermaye sınıfına aktardığını) ifade ederek onlara teşekkür edin. Artık dinlenmeleri gerektiklerini, kullandıkları dilin bu toplumun fay hatlarını derinleştirdiğini ve bunun da hepimizin içinde bulunduğu gemiyi delmek olduğunu, iktidarda olmadıkları dönemin özeleştiri için onlara fırsat sağlayacağını söyleyin.

Seçimler HDP’nin Türkiyelileşmesinde önemli bir adım oldu. Sıra MHP’nin Türkiyelileşmesinde. Tabanını genişleteceği kesimlerin çözüm sürecine ikna olmuş olan AK Parti seçmenleri olduğunu görmüyor mu? Eğer seçim meydanlarında dillendirildiği gibi yolsuzluklar ve hukuksuzluklar gün kadar açıksa, kamuoyunu kim olduğu meçhul birilerinin sızdırdığı belgelerle değil doğrudan devletin kayıtlarının şeffaflaşmasıyla ikna edeceği ortada değil mi? Merkez sağın lideri olmak isteyen bir parti için bundan büyük bir fırsat olur mu?

HDP Başbakan olarak Kemal Kılıçdaroğlu ’nu mu tercih eder, Davutoğlu’nu mu?

Son söz. Yormayın bizi. Uzlaşacaksanız peşrevlerle fazla zaman harcamayın. Kirli ellerin çeşitli oyunlarla siyasi karar vericilerin elini kolunu bağlayacak hamleler yapmalarına fırsat vermeyin.

Unutmayın 77 Milyon, 550’den büyüktür. Hem de çok büyük.