Barışa kim daha yakın?

Barışa kim daha yakın?
Barışa kim daha yakın?
Matematikçilerin konuştukları, kamuoyu açısından bir miktar anlaşılmaz. Ama birlikte çalışabilmeleri, siyaseten en gergin ülkelerin insanları olarak sınırları aşabilmeleri, önceliğin insanlık ve bilim olduğu bir ortamın pozitif enerjisi "iyi örnek" olarak hafızalarda bir yer hak ediyor.
Haber: PROF.DR.BETÜL TANBAY - tanbay@boun.edu.tr / Arşivi

Eylülün ilk haftası dünyanın gözü Galler’deki NATO zirvesindeydi. Kuzey Amerika ve Avrupa ’nın devlet “büyük”leri, NATO ülkelerini birleştiren “ ortak güvenlik , refah ve değerler” ışığında Ukrayna’dan Kırım’a, Kuzey Afrika’dan Ortadoğu ’ya uzanan toplumsal düğümleri çözmek için toplanmışlardı. Kamuoyu açıklamalarında, “Özgürlük”, “İnsan hakları”, “Demokrasi”, “Barış” ağızlardan düşmeyecekti , toplantı masalarında ise, kolların altında şişik şantaj dosyaları, kim kimin bileğini nasıl bükecek ince ince hesaplanırken, fotoğraflarda el ele sıkışıp, gülücükler saçılacak, sırtlar sıvazlanacaktı. Ve tabii aynı saatlerde stratejik bombardıman uçakları uçmaya, silahlar üretilmeye ve satılmaya, bebekten yaşlıya masumlar ölmeye devam edecekti.

Aynı günlerde, dünyanın gözü Tiflis’teki Birinci Kafkas Matematik Konferansı (CMC)’nda değildi elbet. Kafkasya'nın matematikçileri, bölge ülkelerini birleştiren “ortak çalışmalar, bilim ve değerler” ışığında Rusya’dan Gürcistan’a, Ermenistan’dan Azerbaycan’a uzanan matematiksel soruları çözmek için toplanmışlardı. Evet, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, İran, Rusya ve Türkiye matematik dernekleri olmak üzere altı dernek biraraya gelerek bölgedeki matematikçilerin birbirlerini tanıması, çalışmalarını paylaşması, birlikte yeni araştırmalar yapabilmesi amacıyla CMC projesini geliştirmişlerdi.

Avrupa Matematik Derneği (EMS) , Avrupa Birliği (AB) projesinin matematiğe izdüşümü olarak kurulmuştu. AB projesi her şeyden evvel bir barış projesi olması gerekirken, aşması gereken sınırları aşamamış, “öteki” ile buluşmayı bir türlü becerememişti ama, CMC fikri EMS başkanlığına Türk Matematik Derneği (TMD) tarafından sunulur sunulmaz, projenin anlamı görülmüş, ve EMS, Kafkas konferansını himayesine almıştı. Bu himaye, altı ülke derneğinin buluşmasını kolaylaştırdı, önceliğin nitelikli matematik olmasını sağladı. Bu ülkelerden, çalışmaları ile uluslararası camiada başarı kazanmış en parlak matematikçiler “davetli konuşmacı” olarak çağrıldı: Cambridge Moleküler Biyoloji Laboratuvarından Garip Murshudov, Stony Brook Üniversitesinden Leon Takhtanjan, Trinity Kolejden Samson Shatashvili, Ferdowsi Üniversitesinden Mohammad Sal Moslehian, Moskova Steklov Enstitüsünden Dmitri Orlov, Boğaziçi Üniversitesinden Cem Yalçın Yıldırım ve  Paris-Dauphine Üniversitesi’nden Maria Esteban. Bu listeye her ülkeden iki genç parlak araştırmacı da eklendi ve sonunda toplam başvuru sayısı 200’ü geçti.

Matematikçilerin konuştukları, kamuoyu açısından bir miktar anlaşılmaz. Ama birlikte çalışabilmeleri, siyaseten en gergin ülkelerin insanları olarak sınırları aşabilmeleri, önceliğin insanlık ve bilim olduğu bir ortamın pozitif enerjisi “iyi örnek” olarak hafızalarda bir yer hak ediyor. Konferans yemeğinde, Azeri, Ermeni ve Türk matematikçilerinin meşhur Kafkas danslarına katılmaları ise birlikte yaşamın aslında pek de zor olmadığının bir örneği.

Konferans Tiflis’in en önemli caddelerinden Rustaveli caddesindeki Gürcü Bilimler Akademisinin görkemli binasındaydı. Tiflis’in tüm cadde ve sokakları gibi yemyeşil, geniş bakımlı kaldırımdan akademiye yürürken açılış konuşmamı düşünüyordum. Tanıdığım pek çok matematikçi hem çok yürür, hem de yürürken bol bol düşünür. Açılışa gelecek siyasetçilere, temel bilimlerin önemini hatırlatan bir mesaj vermek iyi olacaktı. Karşıdan karşıya geçmem gerektiğinde, geniş caddede gidiş geliş altı hatta seyreden arabaların neden frenleri patlamış gibi gittiklerini anladım. Yayalar için sadece alt geçitler vardı. Daracık, karanlık, basık ve pek de temiz olmayan altgeçitler. Matematikçiler Bilim ve Teknoloji dünyasının yayaları idiler… ve teknoloji de bu dünyanın arabaları! Yeterli yaya geçidi konmazsa, teknoloji insani boyutunu kaybediyor, freni patlamış gibi kontrolsüz ve hayırsız bir şekilde alıp başını gidiyordu. Matematik, teknolojinin hem temeliydi, hem de insani fren ayarı! Bizlere başarılı konferanslar, Rustaveli caddesine de birkaç yaya geçidi dilediğimde, Eğitim Bakanı bile hoşlandı benzetmeden!

“Sınır” kavramı matematiğin her dalının temel konularından biri. Siyasette de “sınır” son derece temel bir sorun ama matematiğin dalga uzunluğu ile siyasetinki çok farklı. Konferansın sonunda gelecek toplantının 2015 yılında Türkiye’de yapılması kararlaştırıldı. Sizce kapalı sınırları matematikçiler açtırabilir mi? 

Prof. Dr. Betül Tanbay-Türk Matematik Derneği Başkanı