"Çeyiz hesabı"nın hesaba katmadıkları

"Çeyiz hesabı"nın hesaba katmadıkları
"Çeyiz hesabı"nın hesaba katmadıkları
Torba yasa ile kamuoyuna duyurulan "çeyiz hesabı" ile devletten yüzde 20 katkı alabilmek gerçekten cazip görünüyor. Ancak çeyiz hesabı programı, yararlanma koşulları da dikkate alındığında, iktisadi olmaktan ziyade toplumsal bir projenin bir ögesi; ve bu yönüyle oldukça tartışmaya açık.
Haber: PROF. DR. CEM BAŞLEVENT / Arşivi

Geçtiğimiz günlerde Meclis’ten geçen torba yasa ile kamuoyunda “çeyiz hesabı” olarak bilinen proje resmiyet kazandı. İlgili yasaya göre, bankalarda TL cinsinden çeyiz hesabı açanlara, asgari 3 yıl boyunca sistemde kalmaları ve 27 yaşını doldurmadan ilk evliliklerini yapmaları halinde devlet katkısı ödenecek. Devlet katkısı, hesapta biriken tutarın yüzde 20'sini ve azami 5 bin lirayı geçemeyecek. Her yıl yeniden değerleme oranı kadar artırılacak bu azami tutarı üç katına kadar artırma yetkisi ise Bakanlar Kurulu’nda.

Devletin gençleri tasarrufa teşvik eden ve onlara maddi destek veren bir projeyi hayata geçirmesinin iktisaden fazla eleştirilebilecek bir yanı yok. Benzer oranda bir devlet katkısı bireysel emeklilik sisteminde de söz konusu ama orada kaydadeğer bir destek alabilmek için 56 yaşına kadar sistemde kalmak gerekiyor. Dolayısıyla, sadece 3 yıl sistemde kalıp devletten yüzde 20 katkı alabilmek gerçekten cazip görünüyor. Ancak çeyiz hesabı programı, yararlanma koşulları da dikkate alındığında, iktisadi olmaktan ziyade toplumsal bir projenin bir ögesi; ve bu yönüyle oldukça tartışmaya açık.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın da dile getirdiği üzere, çeyiz hesabı, “konut hesabı” ve “doğum ödeneği”ni de içeren “aile paketi”nin bir parçası. Nitekim, çeyiz hesaplarına ödenecek devlet katkısı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesinden karşılanacak. Yani hükümetin öncelikli düşüncesi tasarrufu değil, gençlerin gecikmeden evlenmelerini, devlet desteği ile alacakları evlerinde uslu uslu oturup, mümkünse en az üç çocuk sahibi olmalarını teşvik etmek. Yasaya göre birinci çocuk için 300, 2. için 400, üçüncü ve sonrakiler için 600 TL doğum yardımı yapılacak olması da bunu düşündürüyor.

Bu durumda da akla bazı sorular geliyor. Evlenme niyetiyle çeyiz hesabı açan ama 27 yaşını doldurduğu halde evlenecek birini bulamamış olan gençlerin suçu nedir? Bu gençlerin yaşayacağı psikolojik sarsıntı ne düzeyde olacaktır? Devlet katkısından yararlanabilmek için apar topar yapılacak mutsuz evliliklerin vebali kimin üzerinde olacaktır? Şu ya da bu nedenle evlenmemeyi tercih eden gençlerin tasarrufları devletçe desteklenmeyi hak etmemekte midir? Devletin böyle bir ayrımcılık yapmaya hakkı var mıdır?

Bu soruların yanıtlarını hukukçular, toplumbilimciler ve psikologlar fazla zorlanmadan verebilirler. Peki, aile paketi adı verilen bu toplum mühendisliği projesini hayata geçiren devlet büyüklerimiz bilim insanlarının görüşlerine başvurmuşlar mıdır? Bunun yanıtını ise sanırım hepimiz doğru tahmin edebiliriz.

 * İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi