Cübbeli Ahmet Hoca vs. Rosettacı Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca vs. Rosettacı Ahmet Hoca
Cübbeli Ahmet Hoca vs. Rosettacı Ahmet Hoca
NASA'nın uzay araştırmalarından çıkan binlerce buluşunu şu anda gündelik hayatımızda kullanıyoruz. Mesela güvenli araba frenleri, dayanıklı araba lastikleri, şok emen Nike Air ayakkabıları, meme kanserinin erken teşhisi, kalp ameliyatlarında lazer kullanımı, besleyici bebek mamaları buradaki araştırma geliştirmelerden çıkmıştır.
Haber: ÇAĞDAŞ ŞİRİN - cagdas.sirin@bahcesehir.edu.tr / Arşivi

Geçen hafta ekran başına kilitlenen milyonlarca kişi Rosetta uzay aracından ayrılan Philae'nın 67P kuyruklu yıldızına inişini heyecanla bekledi. Binlerce bilim insanının 30 yıldır üzerinde çalıştıkları, sadece yolculuğu 10 yıl süren Rosetta'nın amacı ise uzaydaki değişimi ve dünyanın başlangıçta ne halde olduğunu anlamak. Bunu öğrenmenin ne faydası var diyen olabilir. Bu kaynağı, bu insan gücünü böyle bir merakı gidermek için harcamaya değer mi? Cübbeli Ahmet Hoca'nın basına yansıyan demecinde dediği gibi “masrafa değmez” mi?

İŞGÜCÜ BURADA YETİŞİYOR

İnovasyon dediğimiz şey aslında çaresiz kaldığımız anlarda ürettiğimiz zekice çözümler ve merak ettiklerimizi araştırırken keşfettiklerimizden öte bir şey değil. Bunun için ise bu tür durumlarda bizi motive edecek cesaretlendirecek ve merakımızı giderecek bir iklimin, ekosistemin olması gerekir. Bu iklim sayesinde milyarlarca km uzaktaki bir kuyruklu yıldıza bir uzay modülü indirmeyi hayal edip, planlayıp gerçekleştirebiliyorlar. Bu tür projelerde mühendisinden, kimyagerine, biyologundan, fizikçisine binlerce bilim insanı işin bir yerinden tutar ve binlerce doktora öğrencisi, tekniker, uzman bu projelerde çırak olarak yetişir. Üzerinde çalıştıkları problemler haliyle daha önce hiç karşılaşılmamış ve binlerce kez deneyip yanılarak elde edilebilecek çözümler ya da çözümsüzlükler içermektedir. İşte bu çıraklar, burada edinilen zor sorunlarla başa çıkabilme yeteneğini bu ekosistemin diğer adalarında yeşerecek tohumları ekerler.

ARABANIN FRENİ, BEBEĞİN MAMASI UZAYDAN GELİYOR!

NASA'nın uzay araştırmalarından çıkan binlerce buluşunu şu anda gündelik hayatımızda kullanıyoruz. Mesela güvenli araba frenleri, dayanıklı araba lastikleri, şok emen Nike Air ayakkabıları, meme kanserinin erken teşhisi, kalp ameliyatlarında lazer kullanımı, besleyici bebek mamaları buradaki araştırma geliştirmelerden çıkmıştır. Aşağıdaki grafikte benzer icatları çıkaran ekosistemin ülkelere göre büyüklüklerini görüyorsunuz.
Finlandiya'da bir milyon kişiye tam 7.482 AR-GE çalışanı düşüyor, sonrasında İzlanda, Danimarka, İsrail , Singapur ve Güney Kore geliyor, Türkiyede ise bu sayı 987. Yani 99 ülke içerisinde 47. sıradayız. İlk sıralardaki ve sonlardaki ülkelere bakınca bilinmeyeni keşfedenlerin, meraklarının peşinde koşanların sayıları artınca o ülkede refahın ve zenginliğin arttığını görebiliriz.



AR-GE ZENGİNLEŞTİRİR

Biraz daha detaylı bakalım. AR-GE harcamalarının kişi başına düşen milli gelir ile olan ilişkisi aşağıdaki grafikte gösteriliyor. Yukarıda çıkarılan sonuç burada da net karşımızda duruyor. Özetle kişi başına düşen gelirle AR-GE arasında pozitif bir ilişki var. Demek ki araştırma ve geliştirmeye daha çok harcadıkça, gelirimiz de artmakta. Bu harcamalarla inovasyonu besleyen bir ekosistem oluşmakta ve haliyle girişimciler çoğalmakta. İşte o zaman dünyadaki mazlumlara elimizi daha güçlü uzatabiliriz, dünyada bir güç olabiliriz. Cüppeli Ahmet Hocalar değil, Rosettacı Ahmet Hocalar sayesinde...




* Yrd. Doç. Dr., Bahçeşehir Üniversitesi, İksara Veri & Araştırma Kurucusu