Dünyanın ilk sosyal medyası Ekşi Sözlük'tü

Dünyanın ilk sosyal medyası Ekşi Sözlük'tü
Dünyanın ilk sosyal medyası Ekşi Sözlük'tü
Microsoft'u bırakıp ABD'den Türkiye'ye gelen Sedat Kapanoğlu'na Ekşi Sözlük'teki paylaşımlar yüzünden 10 ay hapis cezası verdik geçen yıl, yaratıcı becerisi tartışmasız bir girişimciyi cezalandırdık. Amerika ise Twitter'ın yaratıcısı Jack'e "Yılın Girişimcisi Ödülünü" layık gördü.
Haber: DOÇ. ÇAĞDAŞ ŞİRİN / Arşivi

Pek çok uzman artık Türkiye ekonomisinin bir durgunluk içerisinde olduğu konusunda hemfikir. Orta gelir tuzağı diye de ifade edilen noktadayız, kişi başına düşen milli gelirimiz 2007’dan bu yana 10 bin dolar seviyesini bir türlü aşamıyor. Bu tuzaktan çıkmanın, kişi başı gelirin 20-30 bin dolar seviyelerine çıkartmanın yolu katma değeri yüksek ekonomiye geçmek.

Nedir katma değeri yüksek ekonomi?

30 yaşındaki Jack Dorsey tarafından daha 7 yıl önce kurulan Twitter’in değeri, Koç Holding'in 3, THY'nin 9 katı! İşte bizim de dahil olmamız gereken yeni ekonomi bu, daha çok buzdolabı üretmek yerine katma değeri yüksek ürünler üreten bir ekonomi.

Bir sonraki "Twitter"i geliştirecek ortamı nasıl yaratacağız?  

Katma değeri yüksek ekonomik üretim için yatırım yapmanız gereken alan eğitim. Ezbere dayalı değil, yaratıcılığa, analitik düşünebilme yeteneğine, problem çözme becerisine dayalı yeni bir eğitim modeli. Peki bu noktada biz hangi durumdayız? OECD'nin yapmış olduğu 15 yaşındaki çocukların yaratıcı problem çözme yeteneklerini ölçen sınavda maalesef iç acıcı bir tablo yok. G. Kore'de analitik düşünmeyi gerektiren en zor kategorideki soruları çözebilen öğrenci oranı %28 iken bizde bu sadece %2, OECD ortalaması 11, yani bizim 5 katımız! Bu farka rağmen ilköğretimde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeyiz.

Peki bu yüzde 2 içinde olanlar neden bir Jack olup da ortaya bir Twitter çıkarmıyor diye merak ediyor olabilirsiniz? Şimdi durup düşünelim: Jack Türkiye'de Twitter'ı kursaydı başına neler gelirdi? Türkiye'nin ekonomisi ve geleceği işte bu sorunun cevabında saklı. Ve maalesef bu sorunun cevabını da son yıllarda hep beraber yaşadık Türkiye'de.

Türkiye'nin Jack Dorsey'i Sedat Kapanoğlu

Her ikisi de aynı yaşta, her ikisi de iki üniversiteye başlıyor ama bitirmiyor. Her ikisi de daha ortaokuldayken  bilgisayar kodları yazıyor, programlar yapıyor ve ikisi de başarılı bir sosyal medya yazılımı geliştiriyor. Kapanoğlu boş zamanlarında yazdığı kodla Türkiye'nin en başarılı ilk "sosyal medya" ağı olan Ekşisözlük'ü  1999'larda kuruyor. Ekşisözlük aslında bizim ve belki de dünyanın başarılı ilk sosyal medya platformu.

Sedat'ın başına neler geldi, Jack'ın başına neler geldi?

Biz Microsoft'u bırakıp ABD'den Türkiye'ye gelen Sedat Kapanoğlu'na sitedeki paylaşımlar yüzünden 10 ay hapis cezası verdik geçen yıl,  yaratıcı becerisi tartışmasız bir girişimciyi cezalandırdık. Amerika ise Jack'e "Yılın Girişimcisi Ödülünü" layık gördü. Biz 1 Twitter 9 THY ediyor diye hesap yapmaktayız, oysa bir Ekşisözlük 9 Amerikan Havayolları ediyor diyebilirdik.

Şimdi tekrar soralım bizden bir Twitter, Angry Bird, elektrikli otomobil çıkar mı?

Cevap basit. Evet çıkar, az da olsa yeteneklerimiz var ama hukukun üstünlüğü ve özgür düşünce ortamı olmadığında çıkan istisnai yetenekleri de cezalandırıp sonradan gelenlere "kötü örnek" teşkil ettiriyoruz. Öyle olunca gençlere "yeni bir icat çıkarma şuradaki yerli otomobilin civatasını sık -ara eleman ol- kafan da sakin olsun başın da belaya girmesin" demiş oluyoruz. Nitekim Sedat da “Türkiye’de devam etmek enayilik” diye demeç verdi.

Ekonominin ve özellikle bilgi ekonomisinin olmazsa olmazı özgür bir düşünce ortamıdır. İnovasyon dediğimiz şey hayal etmek ve daha önce olmayan bir yaklaşımı/çözümü keşfetmektir. Bu da ancak bu hayal gücününün önünü açarak olur. Biz hayal edeni hapse tıkıyoruz, youtube, twitterı kapatan ekşisözlük'ün kurucusunu hapse gönderen bir ekosistemde bir sonraki "buluşu"muz ancak elektrikli ingiliz anahtarı olur.