İspanya'da siyasal değişim rüzgarları - Podemos ve Ciutadans

İspanya'da siyasal değişim rüzgarları - Podemos ve Ciutadans
İspanya'da siyasal değişim rüzgarları - Podemos ve Ciutadans
İspanya'da iktidara yürüyen Podemos ve Ciutadans'ın ortak noktası krizin sorumlusu olarak Sosyal Demokratları ve yolsuzluklarla dolu sistemi suçlaması. Her iki siyasi parti de kendini iki partili sistemi kıracak güç olarak tanımlıyor
Haber: İlke TOYGÜR* / Arşivi

İspanya’nın geleneksel iki partili sistemi zor günlerden geçiyor. Franco yönetimi sona erdiğinden bu yana, otuz yıldan uzun süredir, ya Sosyal Demokratların (Partido Socialista Obrera Española- PSOE) ya da Hristiyan Demokratların (Partido Popular - PP) idaresinde olan ülke, 2015 seçimlerinde büyük bir değişim olasılığı ile karşı karşıya. Bugüne kadar koalisyonla dahi yönetilmeyen İspanya, (çoğunluğu alan iki partiden birinin azınlık bir parti tarafından desteklendiği görülmüş, ancak bakanlıkların paylaşılacağı bir düzeye gelinmemiş) mart ayı itibariyle dört partinin çekişmeli yarışına şahit oluyor.

Mayıs 2014’te gerçekleşen Avrupa Parlamentosu seçimleri bugün gördüğümüz tablonun bir aynası olarak kabul edilebilir. İspanya tarihinde ilk kez bu seçimlerde tarihinde ilk kez PP ve PSOE oyların  yarısından azını aldı (yüzde 49,1). Avrupa Parlamentosu’nda Podemos’un yüzde 7,98 oy aldığı seçimler sonrasında 5 sandalyesi, Ciutadans’ın ise yüzde 3,16 oy ile 2 sandalyesi bulunuyor.

Bu iki partinin ortak noktası krizin sorumlusu olarak Sosyal Demokratları ve yolsuzluklarla dolu sistemi suçlamaları. Her iki siyasi parti de kendini iki partili sistemi kıracak güç olarak tanımlıyor. Farklılıklara gelince, o liste çok daha uzun.

Podemos, Ocak 2014’te kurulduktan sonra Mayıs seçimlerinde büyük başarı gösterdi. 15 Mayıs 2011’de Puerta del Sol meydanını işgal eden, haftalarca kamp kurup eylemler yapan Los indignados hareketinin sistem içindeki temsili gücü olarak varsayılan partinin lideri Pablo Iglesias. Özellikle Syriza’nın Yunanistan’da yakaladığı başarı ile morali iyice yükselen parti mart ayına kadar seçimlerin yükselen değeri idi. Kendisini radikal sol anti-kapitalist olarak tanımlayan, Latin Amerika siyasi hareketlerine sempati duyan bu parti, son aylarda gündemden hiç düşmedi. 

Bugüne kadar pek dikkat çekmeyen ancak yapılan anketlere göre Podemos kadar iddialı görünen diğer bir siyasi parti daha sahnede. Merkez sağ olarak gruplandırabileceğimiz Ciutadans (Katalanca vatandaşlar anlamina gelen bu sözcük İspanyolca Ciudadanos olarak da geçiyor) sekiz yıl önce Katalunya’da siyasi hayatına başladı. Katalan bağımsızlığına karşı çıkarak adını duyuran parti, Angel Rivera tarafından yönetiliyor. 35 yaşında eski bir avukat olan Rivera, kendini merkez sol olarak tanımlasa da Hristiyan demokratlarla birçok noktada ortak paydada buluşuyor. Araştırmalar sağın hayal kırıklığına uğramış oylarının bu partide toplandığını gözler önüne seriyor. Parti, Avrupa Birliği’ne olan pozitif tutumu ve bağlılığıyla da dikkat çekiyor.

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais’in mart ayında yapılan Metroscopia anketine göre dört partinin oyları birbirine çok yakın. Verilere baktığımızda ocak ayından bu yana Ciutadans’a oy verme olasılığı yüzde 8’den yüzde 18’e yükseldi. Bu ankete göre Podemos’a oy verme olasılığı yüzde 22,5, Sosyal Demokratlara oy verme oranı yüzde 20 ve son olarak hükümette olan Hristiyan Demokratlara oy verme olasılığı yüzde 19.

Bu durumun bir provası 22 Mart günü yapılan Endülüs bölgesi yerel seçimleriydi.   İspanya’da kendi seçim takvimini belirleme hakkı olan bölgelerden biri olan Endülüs’te seçimler Sosyal Demokrat partinin zaferi ile sonuçlandı. Tüm yolsuzluk iddialarına rağmen geçen dönemki sandalye sayısını koruyan parti yüzde 35,43 oy aldı. Seçimin kaybedeni ise iktidardaki Hristiyan Demokratlar oldu. 1990 yılından bu yana bölgedeki en kötü sonucunu kaydeden parti, yüzde 26,76 oy alarak geçen seçime kıyasla 17 koltuk kaybetti. Bölgenin sol geleneği nedeniyle seçimlere iddialı giren Podemos yüzde 14,84 oy ile 15 sandalye kazanırken, dördüncü parti de Ciutadans oldu. Bu denklemlerin sonucunda Sosyal Demokratların çoğunluk için bir ortağa ya da ikili anlaşmalara ihtiyacı var.

İspanya’nın seçim sistemi, gücün bölünmesine fırsat vermeyen, çoğunluğa avantaj sağlayan bir bicimde tasarlanmış. Geleneksel sol/sağ ayrımına dayanan bu iki partili sistem ilk kez bu kadar bölünmüş durumda. Bu durumun etkilerini Endülüs bölgesindeki yönetim arayışında da görmek mümkün. Mayıs ayında yapılacak olan yerel seçimler ile yıl sonunda yapılacak olan genel seçimler İspanya’nın siyasi sahnesinin ne kadar değişebileceğini daha da iyi gözler önüne serecek. Bu durumun Avrupa Birliği’nin geleceği için neler getireceği de ayrı bir yazı konusu.