Kürtlerin kendi iç barışı

Kürtlerin kendi iç barışı
Kürtlerin kendi iç barışı
devletin PKK ile olan barışı eğer bölgede uzun vadeli ve kalıcı bir barışın bir ayağı ise, Kürtlerin kendi iç barışı bu sürecin diğer önemli unsurudur. Bunu gözden kaçırmak barışın kapsamının ciddi şekilde daraltılması anlamına gelir.
Haber: SERHUN AL - serhun.al@utah.edu / Arşivi

Çözüm sürecinin Kobani olaylarından sonra ilk defa bu kadar ivme kazandığı bu günlerde, siyasi erkin ve toplumun büyük bir bölümü devlet ile PKK arasında ki çözüme odaklanmış durumda. Bazı kesimler bu süreçten açık bir şekilde rahatsız olsalar da, toplumun önemli bir kısmı barışa ve çözüme sıcak bakıyor. Fakat devlet ile PKK arasında ki sürecin nihai sonuca ulaşması ve barışın tesis edilmesini hikayenin tümü olarak okumak yanlış olabilir. Bu yanlış okumanın ana sebebi ise Kürtleri homojen bir grup olarak görmekten kaynaklanabilir. Eğer hem bölge de hem de ülkenin tamamında kalıcı ve gerçek bir barıştan söz edilecekse, farklı Kürt kesimlerin kendi arasında ki toplumsal barışı hiç de azımsanmayacak kadar ciddiye alınmalı. Bu denklemde üç ana aktör mevcut. Birincisi, genel olarak Kürt siyasi hareketi, özelde ise HDP. İkincisi, islami bir hareket olan Hüda-Par. Üçüncüsü ise köy korucuları. Kuşkusuz bu üç aktörün en güçlüsü HDP ve HDP Haziran seçimlerine geniş bir koalisyon kurma niyetiyle hazırlanırken hemen yanı başında ki bu diğer iki aktöre de el uzatma iradesini gösterirse aslında barış sürecini salt bir devlet-PKK ekseninin çok daha ötesine taşımış olacaktır.

Hüda-Par, 2014 yerel seçimlerinde Diyarbakır ve Batman gibi illerde HDP ve AKP ’den sonra üçüncü parti olarak ön plana çıktı. Partinin kendisi sayısal olarak çok ciddi bir ağırlık göstermese de, temsil ettiği siyasal hafıza Kürtlerin kendi iç savaşına dair önemli bir yere sahip. Diğer bir deyişle, bölge de ağır psikolojik ve fiziksel yaralar bırakan 90’ların Hizbullah-PKK kavgasını temsil eden bir hafızadan söz ediyorum. Kobanı ile ilgili 50’ye yakın vatandaşın ölmesi ile sonuçlanan olaylarda bu hafıza ve korku kendini tekrar su yüzüne çıkarmıştı. Eğer bu korku ve hafızanın önüne geçilmez ve karşılıklı barış adımları atılmazsa, her zaman için bölge halkının aklında kaygılı soru işaretleri devam edecek ve toplumsal barışın tesisi sorunlu kalacaktır.

Hüda-Par’ın temsil ettiği hafızanın yanı sıra bölgenin diğer bir niteliksel ağırlığı olan grubu ise köy korucuları. Gönüllü ve geçici olarak sayıları yaklaşık 67,000 olan köy korucularının çeşitli dernekleri ve temsilcilikleri bulunuyor.[1] Devletin 90’lı yıllarda hem paramiliter gruplarla hem de köy korucuları aracılığı ile yürüttüğü stratejinin ağır faturası ve travmatik sonuçları bugün halen izlerini taşıyor. Faili meçhullar, kaybolan insanlar, tetiklenen kan davaları, yerinden zorla göç ettirilenler halen hafızalarda çok taze. Bu denklem de köy korucularının bölgede ki imajı hiç de iyi değil. Köy korucularının çocukları bugün ailelerin korucu olduklarını saklamak zorunda kalabiliyorlar. Köy korucuları ise barış sürecinin dışında kalmaktan rahatsızlık ve korku içindeler. Çünkü devlet şiddetinin temsiliyetini taşıyorlar ve toplumsal dışlanmanın en önemli mahkumu olacaklarının farkındalar. Kürtlerin iç barışının tesisinde göz ardı edilemeyecek bir grup köy korucuları.

Sonuç olarak, devletin PKK ile olan barışı eğer bölgede uzun vadeli ve kalıcı bir barışın bir ayağı ise, Kürtlerin kendi iç barışı bu sürecin diğer önemli unsurudur. Bunu gözden kaçırmak barışın kapsamının ciddi şekilde daraltılması anlamına gelir. Bu bağlamda en güçlü aktörlerin başında gelen HDP’nin ortaya bir irade koyması önemlidir. Kendi tabanını ikna ederek, hem köy korucularının hem de Hüda-Par’ın ileri gelenlerine adaylık teklifi iradesi HDP’nin barış vizyonunu genişletecektir. Bu zor bir ihtimal gibi görünebilir ama böyle bir iradenin ortaya koyulması durumunda Kürtlerin iç barışına büyük bir katkı sağlayacağı muhakkaktır. Böyle bir yaklaşımı da ne kısa vadeli bir seçim stratejisi ne de sağa veya sola kayma kaygısı içinde görmek gerekir. Fiziksel ve psikolojik travmaları günlük hayatın içine işlemiş bir kan davasının  sonlandırılmasına yönelik bir adım olarak görmek daha sağlıklı olacaktır. Ve bu iç barış sağlanmadan, devlet-PKK eksenli bir barış her zaman için eksik kalacaktır.

Siyasal Bilimler Doktora Adayı/ Utah Üniversitesi


[1] http://appsaljazeera.com/interactive/korucular1/index.html