Liderci seçmenler hâlâ AK Parti'de

Liderci seçmenler hâlâ AK Parti'de
Liderci seçmenler hâlâ AK Parti'de
KONDA'nın araştırmasına göre, kendini liderci olarak tanımlayanların tüm seçmenler içindeki payı yüzde 20'nin biraz üzerinde. Bunların da yüzde 72'si AK Parti'ye oy vereceğini söylüyor. HDP'de bu oran yüzde 9. Liderci seçmenlerin yüzde 10'u CHP'yi, yüzde 5'i ise MHP'yi tercih ediyor.
Haber: CEM BAŞLEVENT / Arşivi

Kurulduğundan beri girdiği tüm seçimlerden galibiyetle çıkan AK Parti’nin bu başarısını önemli ölçüde karizmatik lideri R.T. Erdoğan’a borçlu olduğu düşüncesinde hemen herkes hemfikir. Ülke gündemini takip edenlerin kolayca varabileceği bu yargıyı seçmen eğilimi anketleri de destekliyor. Konuyu ilginç hale getiren durum ise Erdoğan sonrası dönemde AK Parti’nin bir lider partisi - daha doğrusu lidercilerin partisi - olmaya devam etmesi.

KONDA Araştırma Şirketi’nin Şubat 2014’te ve Nisan 2015’te gerçekleştirdiği iki anketin bulgularını kullanarak durumu özetlemeye çalışalım. Her iki araştırmada da yer alan ve deneklerin parti tercihinin genelde ve öncelikli olarak hangi nedene dayandığını irdeleyen anket sorusu, seçmenleri hep aynı partiye oy veren “taraftar”lar, siyasi görüşüne göre oy veren “ideolojik”ler, partinin liderini beğendiği için oy veren “liderci”ler, hiç bir partiyi beğenmeyen “partisiz”ler ve kampanya çalışmalarını takip eden “son dakikacılar” olarak kategorize ediyor.

Buna göre ülkemizde kendini liderci olarak tanımlayanların tüm seçmenler içindeki payı yüzde 20’nin biraz üzerinde. Şubat 2014 itibarıyla bu liderci seçmenlerin yüzde 72’si - o tarihte genel seçim olması durumunda - AK Parti’ye oy vereceğini söylemiş. Anket tarihinde kararsız olanların bir bölümünün de sandıkta AKP ’ye oy vereceği hesaba katılırsa bu oran pratikte daha da yüksek. Nisan 2015’e geldiğimizde ise liderci seçmenlerin yüzde 62’sinin AKP’ye oy vermeyi planladığını görüyoruz (Bkz. Aşağıdaki grafik). Diğer bir bakış açısına göre, liderci seçmenlerin AK Parti seçmenleri arasındaki payı bir yıl içinde yüzde 39’dan sadece 2 puan kayıpla yüzde 37’ye inmiş.

Eğer R. T. Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra partilerüstü bir konuma geçmiş olsaydı ve seçim kampanyasına dahil olmasaydı, bu bulguyu büyük bir liderlik başarısı olarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hanesine yazmak gerekirdi. Hatta Erdoğan’ın AKP için o kadar da önemli olmadığının ortaya çıktığı iddia edilebilirdi. Ancak Erdoğan’ın halen aktif siyasetin içinde olması, böylesine merak uyandırıcı bir “doğal deney”in gerçekleşmesine maalesef izin vermiyor. Aksine, pek çok seçmenin AKP’yi hâlâ Erdoğan’ın liderliğindeki bir parti olarak algıladığı ve partiye olan teveccühlerinin bu nedenle devam ettiği düşüncesi daha makul geliyor.

Diğer partilere baktığımızda ise, HDP’nin genç, dinamik ve sempatik eşbaşkanları ile son bir yılda önemli bir çıkış yaptığını ve liderci seçmenler arasındaki oy oranını yüzde 2 civarından yüzde 9’a çıkarttığını görüyoruz. CHP ve MHP ’nin durumu ise - bu partilerin oy potansiyelleri de hesaba katıldığında – hiç de parlak değil. Liderci seçmenlerin yüzde 10’u CHP’yi, yüzde 5’i ise MHP’yi tercih ediyor.  Her iki partinin kendi seçmenleri arasında liderini beğendiği için oy verenlerin oranı ise yüzde 10 civarında. Tahminimce, uzaylılar bir gün Dünya ’ya geldiklerinde Mısır’daki piramitlerin yanı sıra, nasıl olup da 76 milyonluk Türkiye’den AK Parti’nin karşısına, Anadolu insanının beklentilerine uygun bir lidere sahip bir kitle partisinin çıkmadığının sırrını çözmekte epeyce zorlanacaklar.