Müzakere, empati ve çözüm

"Barış" Kürtlere silah bıraktırıp, birkaç aldatmaya oyalamaya yönelik adım atılıp, Kürtleri tarih sahnesinden çekilmeye zorlamak mı yoksa Kürtlerin bir halk olarak temel siyasal ve kültürel haklarının tanınıp yasal-anayasal güvenceye alınabilmesi mi?
Haber: SERHAD B. RÊNAS* / Arşivi

Büyük can kayıpları ve karşılıklı verilen bedellerin ardından bu paradoksal döngüde yine gelinen nokta, yeni bir diyalog süreci. Hükümetin Öcalan’la direkt görüşmelere başlaması ve ortaya çıkaran müzakere ihtimali. Bir kez daha savaşsız bir bahara girme ihtimali.
Kamuoyunda bu kez umut her zamankinden fazla. Kürtler de umutlu ama beklenti çıtasını fazla yüksek tutmamaya çalışıyorlar bu kez. Kürtlerin temkinli davranmasının pek çok nedeni var. Son yıllarda Kürtlerin sıklıkla dile getirdiği ve kimi çevrelerce artık klişe olarak nitelendirilse de çok derin ve tarihi bir anlam içeren bir cümle var: “Kürtler artık eski Kürtler değil.” Bu cümle sırf demagoji olsun diye söylenmiyor. Kürtler atalarının son 200 yıldır yaptıkları hatalardan hatta 5-10 yıl öncesindeki yanlışlardan bile önemli dersler çıkardı ve düştükleri, düşürüldükleri tuzakları unutmadı. Cumhuriyet kurulup Kürtlerin tüm halkları gasp edildiğinden beri, Kürtler başkaldırıyor ve Türk hükümetleri isyanı bastıramadığı noktada diyalog süreci başlatıp oyalıyor ve fırsatını bulduğu an isyanın önderlerini ve kadrolarını yok ediyor. Bu, son 90 yıldır hep böyle oldu. Bu nedenle Kürtler bu kez, her zamankinden fazla temkinli. Üstelik hükümetin yaklaşımı, Kürtlerin temkinli olmakta ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Daha müzakereler başlamadan anadilde eğitim olmaz, özerklik olmaz, KCK ile görüşme olmaz diye “kırmızı çizgi”ler çekiliyor.
Kürt sorunu çok boyutlu olan bir sorun ve Kürt coğrafyasında her gelişme birbiriyle organik bağlarla etkileşim içinde. Hükümet, Suriye Kürdistan’ındaki Kürtlere yönelik saldırılar örgütleyip, onların bir statü elde etmesine engel olmaya çalışıp Türkiye ’dekilerle de barış yapabileceğini mi düşünüyor? İktidar bırakın bedel vermeyi nasıl olur da hem bu sorunu çözerim hem de oyumu 3-5 puan arttırırım hesabında. İşte tam bu noktada asıl sorumluluk, Türk halkına düşüyor. Bu sorunun çözümü için Türk halkı, Kürt halkının gösterdiği özverinin ne kadarını gösterebildi şu ana kadar? Bırakın hükümetin Türk halkını ikna etmesini, Türk halkının bu sorunun çözümü noktasında hükümeti teşvik etmesi gerekiyor.

Empati olmadan müzakere olur mu Kendi coğrafyasında “malum” acıları çeken Kürtler, onu kâh “kardeş” kâh dış mihrakların “piyon”u olarak gören ve gerçekten bin yıldan fazladır birlikte yaşamış olduğu komşu halkına, politik hesaplardan uzak bir duygusallıkla, en tabi biçimde şu soruyu soruyor: “Sen olsan ne yapardın?”
Yüzyıllardır konuştuğun, sana ait tüm yaşamsal, tarihsel ve kültürel kodları içinde barındıran yegâne varlığın, dilin yasaklanırsa ve okullarında Türkçe eğitime izin verilmezse, yüzyıllardır yaşadığın toprakların ismi değiştirilse ve sana “ya burayı böyle, bizim istediğimiz gibi, bizim kontrolümüzde, bizim kültürümüzle, dilimizle kabul edersin ya da terk et denilirse, sen ne yapardın?”
“Sorun”laştırılan Kürt gerçeği sorunsalının aşılamamasında ve Türk toplumunun pozitif açıdan inisiyatif alamamasında bu empati yapamamanın çok büyük payı var. Sadece Türk halkının değil, devleti yönetenler tarafından da empati yapılmak durumunda. Aksi takdirde müzakereler başlasa bile ilerlemesi mümkün olamaz.

Çözüm Kürtler ve Türklere için Bu savaşın Türk halkına ne kadar zarar verdiği, aslında Kürt’ün değil, Kürt’ü yok etmek için yapılanların ne denli Türk toplumuna zarar yeterince dikkate alınmıyor. Türk empati yapmaya başladığında Kürt’e ait olanı Kürt’e vermemek için neleri kaybetmiş daha net görecek. Son 90 yıl Kürtlerin ulusal kaderini temelden sarstığı kadar, Türk halkının toplumsal gelişimini de o denli engelledi.
Sonu gelmez fasit bir dairede Kürt’ü bitirmeye harcanan enerji, bu iki halkın geleceğine harcanmış olsaydı, bugün sağlıklı, üretken, gelişmiş ve mutlu iki halk uygarlığa kaynaklık etmiş bu geniş coğrafyada anlayış ve empati duyguları içinde kendi ulusal kimlikleri ve değerleriyle dünyayı şekillendiriyor olabilirdi.

Kürtler açısından çözüm Bu süreç bir kez daha başarısızlıkla sonuçlanırsa, birileri yine müsebbip bulma telaşıyla, diş geçirebildiklerini düşündükleri Kürt tarafına yükleme tiyatrosunu oynamasın. Kürtler her şeyin farkında ve her adımı, her sözü dikkatli bir biçimde izliyor ve değerlendiriyor.
Evet, Kürtler ta en baştan beri çözüm, diyalog ve barıştan yana. Ama barış, kardeşlik gibi kelimeler içi doldurulmadığında hiçbir anlam ifade etmiyor. Ve hatta içleri boşaltıldığında bu kelimeler hakaret etme, dalga geçme boyutuna bile evirilebilen kelimeler. “Barış” Kürtlere silah bıraktırıp, birkaç aldatmaya oyalamaya yönelik adım atılıp, Kürtleri tarih sahnesinden çekilmeye zorlamak mı yoksa Kürtlerin bir halk olarak temel siyasal ve kültürel haklarının tanınıp yasal-anayasal güvenceye alınabilmesi mi?
Kürt siyasal hareketi uzunca süredir sorunun çözümünün ancak Kürtlerin bir statü sahibi olarak çözülebileceğini dile getiriyor. Kürtler tüm ulusal haklarından yoksun bir şekilde mevcut sistemin içerisinde yer almalarının mümkün olmadığını görüyorlar. Şüphe yok ki, Kürtlerin kimsenin bir karış toprağında, hakkında gözü yok. Kendi dilleriyle, kendi yönetimleriyle güven içinde bir hayat istiyorlar. Varlıksal ve yaşamsal açıdan temel teşkil eden Kürtçe eğitim, özerklik gibi konularda adım atılırsa yani gasp edilen bu hakların iadesi noktasında adım atılırsa, Kürtler çözüm adına herkesten daha fazla sorumluluk alacaklardır. Tabii çözümün yaratacağı olumlu “çarpan etkisi”, sadece Kürtleri değil bütün ülkeyi her boyutta etkileyecektir. Ama aksi olur da yine oyalayıp aldatma taktiği sürdürülürse, Kürtler yaşamsal hakları için mücadeleye kaldıkları yerden devam edecekler ve Türkiye toplumu belki bir 30 sene daha psikolojik, sosyal , ekonomik ve travmalara mahkûm olacak. Devlet Kürtlerin desteğini almadan o çok hevesli olduğu “süper güç” vs. olma hedefine ulaşamaz, Kürt halkı Kürtçe eğitim, özerklik gibi haklarını elde etmeden Türk devletinin bu hedefine destek vermez.
Evelemeden gevelemeden, kandırmadan, oyalamadan, daha fazla gecikmeden, diyalog bir kez daha boğulmadan somut adım atmak için bu son durak.

* Kürtçe medya yayıncısı (HAWAR NET Genel yayın yönetmeni)