Patates fiyatı mı duble yol mu?

Patates fiyatı mı duble yol mu?
Patates fiyatı mı duble yol mu?
Çocukken tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğunu öğrendiğimiz Türkiye'de gıda fiyatları artarken, dünyada düşüyor? Bunun nedenini hükümete karşı komplo ile açıklayanlar da var, köşedeki marketi spekülasyonla suçlayan Saray danışmanı da. Peki gerçek ne?
Haber: DENİZ BAYRAMOĞLU / Arşivi

“Ah be evladım” diyor ekrandaki teyze, burnuna burnuna uzatılan mikrofonun arkasında, hafif mahcup, gözlerini kaçırarak, “eskiden çuvalla alırdık. Şimdi kiloyu bırak taneyle alacağız neredeyse taneyle!”

Teyze patatesten bahsediyor. Hani bifteğin yanına tereyağlı püre olarak yiyen de var, yarım ekmek içi kızarmış yiyen de.

Bildiğin patates…

***

Bu araya bir soru sıkıştıralım. Çocukken tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğunu öğrendiğimiz Türkiye ’de gıda fiyatları artarken, dünyada düşüyor olabilir mi?

Sorumuzun yanıtı patateste gizli…

***

Patates öyle kolay kolay göz ardı edilebilir bir sebze değil. Zaten sebze de değil, patlıcangillerden otsu bir bitki kendisi. Bizim patates deyip de tadına doyamadığımız asıl mucize ise bu bitkinin kök kısmında oluşan yumrular. Gövdesi yani ot kısımları 70 santime kadar uzayabiliyor. Bir de zehirlidir bu otsu kısımlar. Böyle pembe-beyaz kocaman çiçekleri olur bir de, bilmem hiç gördünüz mü? Çok ama çok güzeldir…

Küçükken annemin Kukuli’deki (Rize’nin Pazar ilçesindeki bir tepenin yerel Rumca ismi) sırtın hemen arkasındaki küçük tarlaya patates ekmişliği bile vardır. Hasat zamanı, belin dişlerinin toprağı yararak altüst ettiği yerlerde parıldayan sapsarı taze patatesleri her buluşumda altın bulmuş gibi havalara zıpladığımı hala anlatır durur bizimkiler…

Biz tabi patates deyince tek bir cinsi var sandık yıllarca. Oysa o da çeşit çeşitmiş. Sarısı, beyazı, siyahı tatlısı, az nişastalısı, kızartma için uygun olanı, garnitürlük olanı vs. Yemek kanalları çıkmasa bu konudaki cehaletimiz devam edecekti büyük olasılıkla. (Çok yaşa Gordon Ramsey!)

***

Patates fiyatları, malumunuzdur, rekor üzerine rekor kırıyor. Biz medya mensuplarının gündeminde -hele de seçim meydanları bu denli kızışmışken- ancak kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşen hızlı artış ve düşüşler yer bulabildiği için tartışmaya başladık patates fiyatlarını da. Aradan iki gün geçmeden de unuttuk.

Fakat aslında o denli önemliydi ki, Merkez Bankası’nın son açıkladığı Nisan ayı enflasyon raporuna bile girdi patates fiyatlarındaki artış. Merkez Bankası o raporda, 2014 Nisan ayından bu yana geçen 12 aylık zaman dilimi içinde gıda fiyatlarının %29 arttığını belirtirken, bu artışın gerekçeleri arasında da fiyatı yüzde 40 artan patatesi örnek gösterdi. Zaten biz de oradan öğrendik.

Tabi patates fiyatlarındaki artış oranını görünce -1 yılda yüzde 40 artış- bu meselenin üzerine atladık. Bir-kaç haber yaptık, pazarlara çıktık, teyzelere, amcalara, pazarcı esnafına filan sorduk.

“Çuvalla alıyorduk, taneye düştük” dedi bir teyze utana-sıkıla mesela.

Sonra bir gümbürtü ki sorma gitsin! Fiyat artmadı deyip meseleyi hükümete darbeye bağlamaya çalışan gazeteci de gördük, evinin yanındaki toptancı markette patateslerin üzerindeki etiketin -2.95 liraymış orada- fotoğrafını Twitter’da paylaşan Saray danışmanı da…

Fakat biz gazeteciler azcık daha sabredip o rapordan bir iki paragraf daha okusaydık, sadece patatesin değil, kuru gıda fiyatlarının da, yaş sebze meyve fiyatlarının da, işlenmiş gıda fiyatlarının da hızla arttığını, ekmek, tahıl, zeytinyağı vb. gıda maddelerindeki artış hızının yavaşlamakla beraber devam ettiğini de görecektik.

Hatta bir de aynı sayfadaki grafiklere baksaydık bu artış eğiliminin 2011’in son ayları itibariyle başladığını, 2014 yılı ortalarında ise fiyatların uçmaya başladığını görebilecektik.

Mesela, o grafiğe göre, patates fiyatı 2011 sonunda 185 gibi bir değer almış ve geçen 4 yılda o endeks değeri 480’e çıkmış.

Manası?

Manası şu; patates fiyatı 4 yılda yüzde 152 artmış.

Mesela, kuru gıda fiyatı 4 yılda yüzde 90 artmış.

Kırmızı et yüzde 40…

Taze sebze-meyve yüzde 50…

Özetle yine Merkez Bankası verilerine göre 2011 sonuna kıyasla gıda fiyatlarındaki toplam artış yüzde 40…

***

“Aman efendim yıllık enflasyon yüzde 6,5-7 civarındayken bu oranda artış mı olur” diyecek ekonomistleri özellikle bugünlerde bolca bulmak mümkün. (Hatta ikisi Saray’da danışmanlık yapıyor aramızda kalsın.) O yüzden hemen söyleyelim; içinde “minare gölgesinden davul tozuna” hayatımızı çoooook yakından ilgilendiren (!) onlarca ürünün fiyatının yer aldığı enflasyon rakamları vatandaşın durumunu göstermez. Ancak dev holdinglerin, bankaların ve Türkiye’ye yatırım yapmayı planlayan çokuluslu şirketlerin gelecek 5 yıllık planlamalarında işe yarar. Vatandaşın enflasyonu ise ancak gıda, ulaşım ve kira ve enerji fiyatlarına bakarak anlaşılır.

O yüzden ben gerçek durumu anlamak için yıllardır sadece gıda, ulaşım ve kiradaki fiyat artışlarına bakıyorum. Baktığım yer de yine devletin resmi istatistik kurumunun rakamları.

***

Şimdi eldeki bilgi bu kadarla kalsa da yeterli olurdu ama kalmıyor işte. Tüm dünyada, üstelik son beş yıldır gıda fiyatları düşerken bizde yükseliyor.

Diyeceksiniz ki “nereden biliyorsun, ölçtün mü?”

Ben ölçmedim. Ama FAO ölçmüş.

***

Birleşmiş Milletlerin, FAO diye bir örgütü var; Gıda ve Tarım Örgütü. Bu kurum tüm dünyada tarımı çok yakından takip eden bir örgüt. Kim ne ekmiş, ne biçmiş, hükümetler ne gibi politikalar izliyor, hangi ürünü nasıl ve ne kadar destekliyor gibi soruların yanıtlarını FAO’nun bilgi bankasında rahatlıkla buluyorsunuz.

FAO Aynı zamanda tüm dünyada tarım ürünü verimini ve fiyatlarını da yakından takip ediyor hatta herkes rahatlıkla takip edebilsin diye bunu çeşitli endekslerle kamuoyunun dikkatine de sunuyor.

FAO’nun bu anlamda en önemli endeksi de Gıda Fiyatları Endeksi isimli bir endeks. Bu endeks buğday, mısır, kırmızı et, beyaz et, süt ürünleri gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarından oluşuyor.

İşte bu kurum, mayıs ayı başında ortalığı sarsan bir açıklama yaptı: Dünya çapında gıda fiyatlarında son 5 yılın en düşük seviyesine ulaşıldığını açıkladı.

Kurumdan yapılan açıklamaya göre, 2014’e kıyasla temel gıda fiyatları yüzde 19,6 gerilemiş durumda.

2011 yılı başına kıyasla yani son beş yıllık zaman dilimindeki düşüş oranı ise –okuyucu hazır mısın- tamı tamına yüzde 30.
(Unutmayın diye hatırlatayım 2011’e kıyasla bizde yüzde 40 artış var.)

Ayrıntı isterseniz; et fiyatlarında 4 yıllık düşüş yüzde 2,7…

Süt ve süt ürünlerinde düşüş yüzde 11…

Bitkisel yağda düşüş yüzde 21…

Liste benzer rakamlarla uzayıp gidiyor.

***

Ekrandaki teyze, fukaralığın çaresizliğin böylesine ayan beyan ortalığa saçılmasından rahatsız, mahcup gözlerini kaçırırken yanına hızla başka bir teyze yanaşıyor. Onu hafifçe ittirip mikrofona doğru uzanırken yüksek sesle ve heyecanlı-sinirli konuşmaya başlıyor. Şivesinden anlıyorum, o da benim gibi Rizeli (ama ağırlıklı olarak Lazların ve Hemşinlilerin yaşadığı doğu kesimden değil. O kadar ayırt edebiliyoruz memleketimizin şivelerini).

“Hükümeti kötülemeyin” diyor sonradan gelen teyze, “hiçbir şeyin fiyatı artmadı. Her şey gayet ucuz, gayet hesaplı. Bozgunculuk yapmayın”. O esnada elindeki üç küçük poşeti kaldırıyor kameraya doğru “Bak” diyor “hepsinden aldım kilo kilo”. (Toplasan 2 kg ya var ya yok o üç paketin yekûnu.)

Yeni gelen teyze tutkulu bir sesle, dünya liderliğinden duble yola geçerken, patatesi taneyle alan teyze sessizce uzaklaşıyor oradan…