Şaka yaptım gazeteciliği

Takvim'in yaptığı Amanpour mahşeti, Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Sözleşmesi'nin çok sayıda maddesini ihlal etmiş durumda. Etik ihlalin yanı sıra bu tür bir yayıncılığın ciddi tehlikeler taşıdığı da ortada
Haber: BİLGE NARİN* / Arşivi


28 Mayıs 2013’te Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve etkisi tüm Türkiye ’ye yayılan süreçte en çok yara alan, güven kaybeden ve eleştiri oklarının merkezine oturtulan mesleklerin başında gazetecilik geliyor. “Eşik bekçileri” olarak adlandırdığımız medya profesyonelleri, haberleri Türkiye basın tarihinde görülmemiş büyüklükte etik ve hukuk ihlallerle halka ulaştırıyor. Kuşkusuz medyadaki yönetimsel yapı ve tercihler, çatışma ortamında mesleki yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan basın emekçilerini aşıyor ve kuşatıyor. Haberler masa başında adeta yeniden inşa edilerek kamuoyuna ulaştırılıyor.
Eksik, fazla ya da yanlış haber temsil pratiklerinin olduğu, klişeler içeren egemen söylemlerin dolaşıma sokulduğu konusunda neredeyse herkes hemfikir. Habere konu olan olayı hiç görmeme, haberi gereğinden uzun süre ve abartılı biçimde gündemde tutma, yalan ya da yönlendirici haber yapma, sosyal medyada gerçek dışı bilgileri yayma gibi etik dışı çok sayıda utanç verici meslek pratiği saptanıyor ve tartışmaya açılıyor. Üstelik şikayetçi olan bazı medya kuruluşları, söz konusu ihlal konularını tersine çevirerek, kendi sayfalarına yine yalan ve yanlışlarla taşımakta beis görmüyor.

Mevlüt sus artık herkes bize bakıyor!


Böyle bir medya atmosferi içerisinde bu hafta karşılaştığımız bir medya ayıbı, diğerlerini unutturmasa da ikincil plana itecek kadar akıl ve etik dışıydı. Takvim gazetesi manşetinde “CNN’den kirli itiraf” başlığı ile CNN International’ın sunucularından Christiane Amanpour ile yapıldığı iddia edilen Mevlüt Yüksel imzalı hayali bir röportaja yer verdi. Metinde iktidarların sıklıkla başvurduğu “dış mihrak” jargonuna gönderme yapan ve destekleyen ifadelere yer verilerek, “her şeyin para için yapıldığı” belirtildi. Gazete röportajın altına düştüğü “CNN, Gezi Parkı olaylarını tüm dünyaya yalanlarla duyurdu. Biz de affınıza sığınarak CNN’in anlayacağı dilden bir haber yaptık. Mevlüt Yüksel’in Christiane Amanpour röportajı gerçek dışıdır” notuyla bu yüz kızartıcı meslek pratiğinden kendini aklayabileceğini düşündü. Üstelik basılı gazetede bu ifade iç sayfadaki devam bölümünde verildi. Yayınlanan hayali röportajı doğru kabul eden gazeteciler ve okurlar olması tesadüf değildi. Çünkü yapılan birçok iletişim araştırmasında, haberlerin tamamının okunmadığı sonucuna varılıyor.

Gazetecilik ciddi bir iştir!

Röportaja konu olan aktörün ülke sınırları dışında olmasından alınan cesaretle yapıldığını tahmin ettiğim bu yalan röportaj, Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Sözleşmesi’nin çok sayıda maddesini ihlal etmiş durumda. Etik ihlalin yanı sıra bu tür bir yayıncılığın ciddi tehlikeler taşıdığı da ortada. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Şunun şurasında “ Atatürk ’ün Selanik’teki evi bombalandı” yalan haberi ile alevlenen 6-7 Eylül olaylarının acısını miras edinmiş bir nesiliz.
Özetle gazetecilik şakaya gelmeyecek kadar titizlik gerektiren bir meslek! İletişim fakültelerinin gazetecilik bölümlerinde fikir gazeteciliği, araştırmacı gazetecilik, yurttaş gazeteciliği gibi dersler okutuluyor. Bu gazetecilik biçimlerinin idealize edilen bir medya ortamında görülebileceğini, meslek pratiklerinde unutulup gideceğini maalesef kabul ettik. İyi ama bize okutulan kitaplarda “şaka yaptım gazeteciliği” de öğretilmiyor! Belki de bu yüzden bu şaka bizi hiç mi hiç güldürmüyor!

* Gazi Üni., İletişim Fak., araştırma gör.