Sosyal demokrat bir kentsel dönüşüm reçetesi nasıl olmalı?

Sosyal demokrat bir kentsel dönüşüm reçetesi nasıl olmalı?
Sosyal demokrat bir kentsel dönüşüm reçetesi nasıl olmalı?
6.280 kelimeden oluşan mevcut afet yasasında sadece 1 kez 'katılım' kelimesinin geçiyor olması, onun da devletin yapacağı alt yapı çalışmalarına yurttaşın cebinden ödeyeceği katılım payını konu etmesi; kentle birlikte kentliyi de gözeten sosyal demokrat bir kentsel dönüşüm anlayışının ne kadar elzem olduğunu gösteriyor.
Haber: Dr. MİTHAT BÜLENT ÖZMEN - mithatbulentozmen@gmail.com / Arşivi

TÜİK’in 2011 Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye 'de mevcut 19 milyon 482 bin hanehalklarının yüzde 99.9’u konut niteliğindeki adreslerde ikamet ediyor. Bu konutların bulunduğu binaların yüzde 23.4'ü 1980 ve öncesinde, yüzde 43.5'i 1981-2000 yılları arasında, yüzde 21.8'i ise 2001 ve sonraki yıllarda inşa edilmiş. Söz konusu binaların yüzde 11.3’ünün ise yapım yılı bilinmiyor. 1998 tarihli afet yönetmeliğinden sonra inşa edilen konutlar dışarıda tutulduğunda ise, yaklaşık 14 milyon konutun yetersiz malzeme, kaçak yapılaşma vb açılardan deprem ve afet riski kapsamında incelenmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Zaten, kamu yetkilileri de 14 milyon konutun yaklaşık 6 milyonun yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerektiğini beyan ediyor.

Dolayısıyla günümüzde tartışmalar kentsel dönüşümün gerekliliği üzerine değil ne şekilde olması gerektiği üzerine yoğunlaşmaktadır. Çünkü kentsel dönüşüm, yeni kentsel alanların planlanması ve geliştirilmesinden çok, var olan kentsel alanların planlanması ve yönetimi ile ilgilidir. Öyleyse, var olan kentsel alanların da sadece binalarla değil, içinde yaşayan insanlarla ve bu insanların birbirleriyle kurdukları ekonomik, kültürel, sosyal ilişkilerle bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir.

Oysa, 1940’lardan kentsel dönüşümün doğrudan muhatabı yurttaşın neredeyse hiç söz hakkı olmamıştır. Bu menfi tablonun istisnai örnekleri de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Murat Karayalçın’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyken “kamulaştırma, müzakere ve takas” yöntemiyle hayata geçirdiği Dikmen Vadisi ve Portakal Çiçeği Vadisi projeleri ile CHP ’li Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 30 yıldır çözülemeyen Kepezaltı ve Santral mahallelerinin imar sorununu çözüme kavuşturan katılımcı modeli bu alandaki sınırlı iyi örneklerdendir.

Gerçekten de, 6.280 kelimeden oluşan mevcut afet yasasında sadece 1 kez 'katılım' kelimesinin geçiyor olması, onun da devletin yapacağı alt yapı çalışmalarına yurttaşın cebinden ödeyeceği katılım payını konu etmesi; neo-liberal politikaların hegemonyasına yakayı kaptırmamış; sadece kenti değil, kentle birlikte kentliyi de öncülleyen sosyal demokrat bir kentsel dönüşüm anlayışının ne kadar elzem olduğunu anlatmaya yetiyor. 

Peki sosyal demokrat bir kentsel dönüşümün reçetesinin olmazsa olmazları nelerdir?

1. Rıza ve Katılımı Öncüleyen Dönüşüm: Sadece maliklerin değil, kiracılar da dahil ilgili tüm yurttaşların, projenin tüm süreçlerine mahalle bazında ve sürecin mümkün olan en erken aşamasında katılımı sağlanmalıdır. Kentsel dönüşüm ihtiyacının nedenleri açıkça ortaya konmalı, kabul görmeli, dolayısıyla meşruiyeti tartışılmamalıdır.

2. Yerinde ve Ranta Kapalı Dönüşüm: Dönüşüme konu alanlarda yaşayanların yaşam biçimleri olabildiğince korunmalıdır. Deprem gibi hayati zorunluluklar dışında, bütün binayı yıkıp yeniden yapmak yerine, güçlendirmeler ve yenilemelerle hem kent kültürü korunmalı hem de kentlinin yaşam kalitesi artırılmalıdır. Yani, ortaya çıkan kentsel rant kamu gücü kullanılarak keyfekeder dağıtılmamalı, yoksul yurttaşlar kentin dışına atılmamalı, kiracılar tamamen savunmasız ve çaresiz bırakılmamalı, mülk sahipleri sosyal bağlarından ve yaşam tarzlarından koparılmamalı, yoksul yurttaşlar kentin eteklerindeki kalitesi ve niteliği sorgulanmaya muhtaç bir apartman dairesini borçlandırılarak satın almaya ve orada oturmaya zorlanmamalıdır.

3. Sosyal Kalkınmayı Gözeten Topyekün Dönüşüm: Yerel yönetimler eliyle her mahalle için ve her bir hane halkı ölçeğinde sosyal, ekonomik ve fiziki veri tabanı oluşturulmalı, böylelikle, sözkonusu bilgiler kullanılarak sadece binaların fiziki iyileştirmesi için değil, o binalarda oturan yurttaşların da sosyal ve ekonomik durumlarının iyileştirilmesine yönelik ihtiyaç analizi ve bunun gereği yapılmalıdır (meslek ve beceri kazandırma eğitim programları, işe kurma, geliştirme, işe yerleştirme programları, dezavantajlı gruplar için sosyal hizmet ve yardım programları, aile desteği veya aile sigortası programı, mahalle veya semt bazında üretim ve sanat atelyeleri gibi).

4. Merkezi Değil Merkezle Birlikte Yerel Yönetim Eksenli Dönüşüm: Yerel yönetimler, merkezi yönetim stratejik ortaklığı ve koordinasyonunda, sürece etkin katılım sağlayabilecek şekilde yürütmeden sorumlu diğer ana ortak olmalıdır.