Türkiye, G20'nin Fosil Yakıt Teşviklerini Kaldırma Taahhüdü'nü neden uygulamalı?

Türkiye, G20'nin Fosil Yakıt Teşviklerini Kaldırma Taahhüdü'nü neden uygulamalı?
Türkiye, G20'nin Fosil Yakıt Teşviklerini Kaldırma Taahhüdü'nü neden uygulamalı?
IMF, Türkiye'de fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan yerel hava kirliliğinin sağlığa verdiği toplam zararın, 2015 yılında yaklaşık 18 milyar Amerikan dolarına ulaşacağını tahmin ediyor.
Haber: Alex Doukas (*) / Arşivi

2009 yılında, Türk liderler –ve G20 liderleri– “verimsiz” fosil yakıt teşviklerini aşamalı olarak kaldırma taahhüdünde bulundular. Bu taahhüdün üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen, ne Türk liderler ne de diğer G20 hükümetleri bu konuda pek bir ilerleme kaydedemediler. Oil Change International ve 350.org kuruluşları yakın zamanda yayımlanan raporlarında, yıl bazında yapılan yatırımlara bağlı olmak üzere, Türk hükümetinin fosil yakıt üreticilerine yılda en az 300 milyon ila yaklaşık 1,6 milyar Amerikan doları arasında teşvik sağladığını ortaya koyuyor.     

G20 Dönem Başkanlığı’nı Türkiye 'nin yürüttüğü 2015 yılı,“uygulama yılı” olarak ilan edildi ve fosil yakıt teşviklerinin sürdürülmesi, G20 taahhüdü ile ters düşmektedir. Eğer Türkiye G20 Dönem Başkanı olarak fosil yakıt teşvikleri konusunda kararlı bir şekilde hareket ederse, G20 ülkelerine altı yıl önceki taahhütlerini gerçekleştirmeleri yolunda liderlik edebilir. Bu, aynı zamanda, G20 liderler zirvesinden sadece birkaç hafta sonra, Aralık ayında Paris’te yapılacak olan kapsamlı iklim değişikliği müzakereleri öncesinde G20 liderleri tarafından gönderilen güçlü ve olumlu bir mesaj olacaktır. Maalesef, Türkiye’nin kendisinin fosil yakıt üreticilerine sağladığı teşvikler, “uygulama yılı” söylemine zarar verme tehlikesi arz ediyor; Başkanlık üstüne düşeni yapmak için süratli ve cesur adımlar atmalıdır.

Kaybedilecekleri anlamak için bir adım geriye çekilerek şu soruları sormak gerekli: Fosil yakıt üretici teşvikleri nedir ve neden önemlidir? Üretici teşvikleri, fosil yakıt şirketlerine vergi istisnası veya doğrudan kamu harcamaları yoluyla aktarılan kamu kaynaklarıdır. Bu kaynaklar, fosil yakıtların keşfini ve geliştirilmesini teşvik eder. Bu teşvikler önemlidir, çünkü bunlar en verimsiz fosil yakıt teşvikleri arasında yer alır:  vergi mükelleflerinin parası kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi, yerli yenilenebilir enerji endüstrisinin canlandırılması ya da iklim değişikliğinden kaynaklanan zararların önlenmesi ve hâlihazırda zarar görmüş olanların desteklenmesi için kullanılabilecekken, bu kaynaklar, tam aksine, kirliliği ve bu kirliliğin neden olduğu zararları teşvik eden bir konumdadır.

Türkiye’nin fosil yakıt üreticilerine sağladığı doğrudan teşviklerin yanı sıra, fosil yakıt üretimi ve kullanımının diğer etkilerinin -Türk hükümetinin bu etkilerin maliyetini ödetip ödetmemesinden bağımsız olarak- toplumsal bir maliyeti vardır: IMF, Türkiye’de fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan yerel hava kirliliğinin sağlığa verdiği toplam zararın, 2015 yılında yaklaşık 18 milyar Amerikan dolarına ulaşacağını tahmin ediyor. Türk hükümeti, bu zararı azaltmak yerine, sağlığa verilen bu zararın tam da temelinde yatan enerji kaynaklarına teşvik sağlamaktadır. 

Ancak, zararlı fosil yakıt projeleri için bastıran sadece Türk hükümeti değil. Son birkaç yılda, Avrupa ülkeleri – Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere diğer büyük piyasalarla birlikte – kömür yakıtlı enerji üretimini azaltmak için adımlar attı. Bu piyasalar kömür teknolojisi tedarikçilerine kapandığı için bu tedarikçiler gözlerini, büyüme potansiyeline sahip bir piyasa olan Türkiye’ye dikmeye başladılar. Kirli ve zararlı olması dolayısıyla kendi kömür gücü kullanımını azaltan veya aşamalı olarak kaldıran bazı ülkeler, kamu kaynaklarını, aynı kirli kömür teknolojilerinin Türkiye’ye ihracını desteklemek için halihazırda kullanıyorlar. Hazırladığımız rapor da, 2007 ve 2014 yılları arasında en az 5 milyar dolar tutarında uluslararası kamu finansmanının Türkiye’deki fosil yakıt projelerini desteklemek için kullanıldığını ortaya koydu. 

Türkiye bir yol ayrımındadır ve önümüzdeki on yıllar boyunca tüm vatandaşlarını etkileyecek çok önemli bir seçimle karşı karşıyadır: Türkiye, G20 Dönem Başkanlığı sırasında fosil yakıt teşviklerini kaldırmaya başlayarak ve kömür odaklı enerji politikalarından uzaklaşarak liderliğini gösterecek ve dünyaya peşinden gidilecek bir örnek sunacak mı? Yoksa Türkiye, kendi vatandaşlarının refahını tehdit eden fosil yakıtların geliştirilmesine vurgu yapmaya devam ederek, Avrupa’nın eski enerji devrinin kalıntılarının atıldığı bir çöplük mü olacak?

İyi haber, başka bir seçeneğin aslında mümkün olduğu: WWF-Türkiye’nin  geçtiğimiz yıl Bloomberg New Energy Finance kuruluşu ile işbirliği içinde hazırladığı ezber bozan rapora göre, 2030 yılı itibariyle Türkiye, elektrik ihtiyacının neredeyse yüzde 50’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayabilir ve bunu mevcut elektrik planlarında öngörülen fosil yakıt ağırlıklı kaynak dağılımının ortaya çıkaracağı maliyet seviyesinde veya bu seviyenin de altında gerçekleştirebilir.

Bu alternatifler mevcutken, Türk hükümeti neden düne ait enerji kaynaklarına, özellikle de mükelleflerin vergilerini kullanarak para yatırsın? Bu, kazançlı olmayan bir kumardır. Ancak, bu konuda liderlik yapabilmek için hâlâ bir şans var. Eğer Türkiye Kasım’daki G20 liderler zirvesi öncesinde gerçek bir liderlik gösterebilirse, fosil yakıt teşviklerinin aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik sürüncemede kalan taahhüdün yerine getirilmesi konusunda G20’nin vites yükseltmesini sağlayabilir. Türkiye G20 Dönem Başkanlığı, fosil yakıt arama çalışmalarına sağlanan teşviklere derhal son verilmesi ve diğer fosil yakıt teşviklerinin de aşamalı olarak kaldırılması için katı bir takvimin belirlenmesi yönünde baskı yapmak suretiyle, 2015 yılının gerçek bir “uygulama yılı” olmasına öncülük edebilir.  

* Kıdemli Kampanyacı - Oil Change International