Türkiye Yahudileri ilk kez sokağa çıktı!

Türkiye Yahudileri ilk kez sokağa çıktı!
Türkiye Yahudileri ilk kez sokağa çıktı!
Biz bu akşam seninle çan, ezan, hazan sesleri eşliğinde bu mumları yakarken çocuklarımızın bizden daha iyi bir dünyada, ötekisi olmayan bir Türkiye'de birbirinden nefret etmeden yetişmesi için bir ilki başlattık.
Haber: MOİS GABAY / Arşivi

Yıllardır tıpkı İstanbul’um gibi, dünyanın farklı büyük şehirlerinde Yahudi toplumunun önemli günlerinin nasıl kol kola, siyasilerden halka coşkuyla kutlandığının görüntülerini imrenerek izlerdim. Yeni yılımızda, kölelikten kurtuluşumuzu müjdeleyen Pesah’ta ve tabii ki Işıklar Bayramımız Hanuka’da o ülkenin liderlerinin nasıl örnek olacak şekilde bayrama katıldıklarını, meydanlarda beraberce yaktıkları Hanukiya mumlarını görüp “bir gün keşke diye” iç geçirirdim. Kimliğini bile saklamanı öğütleyen bir ortamda bayram günü meydanları doldurup, ezgilerimizi komşularımız ile mırıldanmak Türk Yahudileri için uzak bir hayaldi. Yaşadığımız üzücü hatıralar, önyargılarla beslenen ve her daim diri tutulan korkularımız birbirimizi ısıtabilecek o ışığı hep bir yerlerde gizlemekteydi. Geçtiğimiz mart ayı Edirne’de ilk kez bir Türk Yahudi’si olarak görkemli sinagogumuzda hep birlikte korkmadan dua etmenin coşkusunu yaşadık. Bu samimiyetten güç aldık, kulaklarımızı tıkadık inatla bizi öteki görmek isteyenlere. Biliyorduk, başta Murat Başkan gibi cesur yürekler oldukça kimin gücü yetebilirdi bizi vatanımızda üvey evlat görmeye!

Her şey, “Yahudi” olarak inançlarımızı sürdürmemizi engelleyenlere karşı yaşadığımız zaferi kutladığımız Hanuka bayramının ilk gecesinde bir hayal ile başladı. Şalom Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas, twitter üstünden paylaştığı ankette “Hanuka bayramı mumları  İstanbul meydanlarında da yakılsa nasıl olur?”  diye sormuştu. Katılımcılar büyük oranla destek verirken, Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh, Türk Yahudilerinin yıllardır içinde ukde kalan bu hayalini Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar ile paylaştı. Ankara’nın da konuya olumlu yaklaşımı ile birlikte “kamusal bir alanda Hanuka kutlaması” gerçekleştirmeye yönelik umutlar artarken, Türk Yahudileri ise her zamanki gibi temkinliydi. Cemaat bireylerinden bazıları böyle bir ortamda bunun ne kadar güvenli olacağı endişesi ile mücadele ederken, gerek toplum liderlerinin kararlılığı gerekse de Beşiktaş Belediyesi’nin teşviki ile korkularımızı yendik. Genci, yaşlısı yediden yetmişine yüzlerce cemaat üyesi saatler öncesinden Ortaköy meydanında bu tarihi ana şahitlik etmek için toplandık. “En keloenu” ilahimizi hoparlörden duyduğumuz, dokuz kollu şamdanı gördüğümüz an korkudan ördüğümüz duvarları beraberce yıkabileceğimizi anladık. Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın konuşması sık sık “Sen çok yaşa başkanım” tezahüratları ile kesildi. Ne kadar da özlemişiz komşularımızdan bu sözleri duymayı, duygularımızı paylaşmayı. Başkan “Sizler çok yaşayın, sizler çok değerlisiniz” dedikçe kimimizin gözleri doldu, kimimiz ise sevdiklerimize sarıldık umut içinde. Türkiye’mize teşekkür ettik, tören bitti ama uzun süre ayrılamadık. Bayramımızda kapılarımızı açıp sokağa çıkabilmenin coşkusunu yaşadık.

  

Sevgili kardeşim, biz bu akşam seninle çan, ezan, hazan sesleri eşliğinde bu mumları yakarken çocuklarımızın bizden daha iyi bir dünyada, ötekisi olmayan bir Türkiye’de birbirinden nefret etmeden yetişmesi için bir ilki başlattık. Anne, babalarının kucaklarında sahnede mumların yakılışını izlerken o minicik kalpler, gizlenme iç güdüsü yerine göğsünü gere gere “Ben bir Türk Yahudisiyim” demenin imkansız olmadığını öğrendiler.  Peki ya bizler? Üstümüze her fırsatta kimi çevrelerce giydirilmeye çalışılan “öğrenilmiş çaresizlik” sendromunu yenip, farklı unsurlar dayatılıp sindirilmeye çalışılan korkak Yahudi olmadığımızı haykırdık. Açılan bu yepyeni umut yolu; canım ülkemin renklerini kaybettirmeye çalışanların kulağına “Biz buradayız” diye fısıldadı. Şimdi sıra sende kardeşim, özgürlükler şemti Beşiktaşı’ımızın verdiği bu barış mesajını ülkemin en ücra köşelerine kadar yayasın ki oradaki yurttaşlarım da Türk Yahudisi’nin senden benden farklı olmadığını öğrensin. Senin vereceğin cesaretle aidiyetimizi vurgulayan her bayramımızı İstanbul’un farklı bir kadim semtinde yepyeni mucizelerle kutlayalım. Birbirimizin helalliğini alıp, bu ülkenin ışıklarını beraberce yakalım. Hadi gel kardeşim, uzun bir süredir acı ve gözyaşının hakim olduğu bu coğrafyada Hanuka’yı kutlayan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olarak karanlığa yaktığımız bu ışık tüm insanlığımızı aydınlatsın.