Türkiye'de mortgage sistemi neden çalışmadı?

Türkiye'de mortgage sistemi neden çalışmadı?
Türkiye'de mortgage sistemi neden çalışmadı?
Kamuoyunda mortgage yasası olarak bilinen yasal düzenlemeler 2007'de yürürlüğe girdi. Peki, o tarihten bu yana geçen yaklaşık dokuz yılda hayatımızda aslında ne değişti? Kira öder gibi ev sahibi olmak hayali ne kadar gerçeğe dönüştü?
Haber: Dr. MİTHAT BÜLENT ÖZMEN - mithatbulentozmen@gmail.com / Arşivi

Bugün Türkiye’de konut kredisi kullanmış ve hala borç ödemekte olan kişi sayısı 2.2 milyondur. Mesela, bu insanların tamamına hiç tanımadıkları Mısır’daki amcalarından yüklüce bir miras kalsa ve yine bu insanların tamamı, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte alacaklı bankaların kapısına dayanıp, “şu bizim hesabı keselim” dese; ödeyecekleri toplam para 140 milyar TL civarında olacaktı.

Yani, 11 tane özel mevduat bankasının kullandırdığı konut kredilerini kapatmak için isteyeceği para 67 milyar TL, 3 tane kamu bankasının alacağı tutar 45 milyar TL, 17 tane yabancı ortaklı mevduat bankasınınki 17 milyar TL ve nihayet 4 katılım bankasının toplam tahsilatı 12 milyar TL olacaktı.

Peki bu rakam çok mu? Aslında değil. Hatta hiç değil. Mesela bu tutar bizde milli gelirin sadece yüzde 7’sine karşılık gelirken, bu oran AB ve ABD’de yüzde 50’yi aşkındır. Yine örneğin İsveç, İngiltere, Hollanda, Danimarka gibi ülkelerde konut kredisi stokunun milli gelire oranı yüzde 80 ila 100 arasında seyretmektedir.

Yani gidecek daha çok yol var. Ama öte taraftan, neredeyse son 15 yıldır konut sahiplik oranının da bir türlü değişmediğini dikkate alırsak, gidecek yolu bir türlü gidemediğimiz de ortada. Nitekim, konut kredileri her yıl mutlak rakam olarak artıyor olabilir, konut kredisi kullanan kişi sayısı da artıyor olabilir ama örneğin konut kredilerinin bankaların kullandırdığı toplam krediler içindeki payı hiç ama hiç artmıyor. Nihayet, 2006’dan 2014 sonuna kadar yüzde 10 civarında olan konut kredisi payı, 2015’te yüzde 9’a gerilemiş. Yani büyümemiş, aksine küçülmüş.

Çünkü, bizim mortgage diye bildiğimiz aslında mortgage değil. Çünkü mortgage sistemi kredi kuruluşlarının uzun vadeli ve ucuz fon bulmasına ve dolayısıyla konut sahibi olmak isteyenlere 20-30 yıl vadeli düşük taksitli kredi kullandırmaya imkan veren iki piyasalı bir sistem. Oysa bizde olan, bankaların bir kaç ay vade ortalamasıyla topladıkları mevduatı, binbir türlü piyasa riskini de göze alarak, en fazla 10 yıl vadeli kredi olarak kullandırma gayretinden ibaret.

Yani, ortada bir mortgage yasası ve buna bağlı yasal düzenlemeler var ama bu düzenlemelerde öngörülen ve mortgage mekanizmasını işler kılacak müesseselerin hiç birisi fiilen yok. “Niye yok” sorusunun cevabı ayrı bir yazı konusu ama mevcut durum bu olunca, bizdeki mortgage hikayesinin giriş cümlesiyle bitiş cümlesi aynı oluyor: Az gittik, uz gittik, bir arpa boyu yol gittik...