19 Ocak: Soğuk eller ve kurşunları

19 Ocak: Soğuk eller ve kurşunları
19 Ocak: Soğuk eller ve kurşunları
Ocak 19, demokrasi, barış ve özgürlük isteyip 'makbul Türklüğün' sularından uzakta kürek çekenler; eleştirel tutum takınmaktan korkmayanlar, tekneniz alabora edilmek isteniyor. Bugün belki sadece Kürt ya da Ermeni; ateist ya da Alevi'siniz denerek; kim bilir yarın bu listeye daha neler eklenecek?
Haber: GÜVEN GÜRKAN ÖZTAN / Arşivi

Ocak 19, sabah gözlerinizi açtığınızda takvimin işaret ettiği tarih. Sıradan bir sabah belki sizler için, her gün olduğu gibi alelacele kahvaltınızı edip pürtelaş çıkacaksınız evinizden işinize, meşgalenize doğru ya da sıcacık bir yatağın içinde hafifçe dönüp keyif yapacaksınız. Hiç fark etmez; hayat akmaya devam edecek her nasılsa. Bir an gelecek kendinizi bir kaldırımın üzerinde yürürken göreceksiniz.
Muhtemelen dikkat etmeyeceksiniz önünüzden, arkanızdan ya da yanınızdan yürüyenlere; kimin gelip geçtiğine, sinsice takip edilip edilmediğinize. İşte o anlardan birinde, birkaç saniyeliğine düşünün bir namlunun size döndüğünü, sürülen merminin iç gıcıklayıcı sesini duyduğunuzu sonra soğuk, buz gibi bir el düşünün tetikte, öyle soğuk, öyle hissiz ki; titremeden hiç, nişan alabilecek bedeninize.

Niçin sizi hedeflemiş olabilirler?
Hızlıca zihninizde beliren sorulara cevap arayalım şimdi beraberce. Bu meçhul ama bir o kadar soğuk eller niçin sizi hedeflemiş olabilir ki? Daha önce hayatına kastettiğiniz, malına göz diktiğiniz, ekmeğini elinden aldığınız ya da en hafifinden yan gözle baktığınız biri mi var intikam peşinde? ‘Hayır’ deyişinizi işitiyor gibiyim. Biliyorum ki; gönül kırmaktan, ah almaktan zerre kadar hoşlanmazsınız. Hani derler ya ‘karıncayı bile incitmez’; siz onlardansınız işte. Peki nedir bu beyaz berelinin ve gaddar kurşunlarının sizden istediği? Üzerini arşınladığınız toprakları, o toprakların dertli, çilekeş, mazlum insanlarını ayrım gözetmeksizin bu denli gönülden severken ‘farklı ama azimli olmak’ infazınızın gerekçesi olabilir mi acaba? Hem barıştan, dostluktan, diyalogdan, özgür düşünceden yana olmak, kardeşçe bir arada yaşanabileceğini savunmak, ne zamandan bu yana katledilme sebebi ki? Evet, size sırf bu nedenle birileri “vatan haini”, “bilmem ne dölü” demişti hatta tehdit de etmişti ama, yok canım o kadar da uzun boylu değil? Yoksa öyle mi? Bir de size pusu kurup canınıza kıymayı planlayan soğuk elleri düşünelim. Kaç kişiler acaba? Kimlerle bağlantıları var? Neye güveniyorlar da güpegündüz sokak ortasında suikast planlıyorlar? Ya tetikçi; o nasıl biridir, neredendir, hangi takımlıdır mesela, onu neler sizin yürüdüğünüz kaldırıma elinde silahla dikmiştir? Hiç sebebi yokken gözünü döndürmüştür? Gencecik parmaklar neden tetiğe uzanmıştır? Neden?

‘Derin ideoloji’nin ürünü
Sonra birden fark edersiniz ki kendinize, faile ve suikastı planlayanlara dair tüm bu sorular anlamsız; zira soğuk ellerin ve kurşunlarının mevcudiyeti, tam da sizin yıllardır mücadele verdiğiniz o önyargıların, nefretin, kanlı hesapların bir yansıması; bir ‘derin ideoloji’nin, Kemalizm’den mukaddesatçılığa hatta sola sirayet etmiş, onlarla kendini başka formlarda yeniden üretmiş milliyetçiliğin bir ürünü... Hani ‘Türk’e Türk’ten başka dost yok’ diyen; ‘titreyip kendine dönen’, ‘ya sev ya terk et’ diye öfke püsküren söylemin membaı; ‘vatan için kurşun atanların ve yiyenlerin’, onları göklere çıkaranların, ‘Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman’ların düsturu... Küçücük çocuklara, vatan-millet sevgisi öğretiyorum diye, Müslüman Türkler dışında o topraklarda yaşayanlara ilişkin mesnetsiz iddialar yönelten, ‘farklı olan’ı düşman algılayan, önyargılar üreten müfredatın meşruiyet zemini, demokrasi ve barış isteyenleri “hain” ilan eden kısırlığın sürdürücüsü ve daha nicesi.

Kurşunlardan da acı
Ve olan oldu, soğuk ellerden çıkan kurşunları düşürdü sizi kaldırıma. Şimdi ne olacak? Bu toprakların üzerine baktığınızda meçhulden neler göreceksiniz ki? Sizin için, adalet için, bu topraklarda birlikte yaşamak için ‘Hepimiz sen’iz’ cümlesini haykırarak yürüyen yüz binleri? Katlinizin hesabını soranları? Ama maalesef sadece görecekleriniz bundan ibaret değil; bakın şahitlik edecekleriniz arasında daha neler var: Katilinize şarkı yazıp söyleyenler; bestecisine, icracısına destek verenler; katilinizle bayraklı fotoğraf çektirenler; ‘kimse düşüncelerinden dolayı öldürülemez’ diyerek katledilmene itiraz eden öğretmenin sürgünü; ‘ya sev ya terk et’ yapışkanlı cezaevi aracı, adaletin peşinde koşanlara karşı ‘Hepimiz Mehmetiz, hepimiz çeteyiz, hepimiz Türküz’ sloganları atanlar; sizi, televizyon ekranlarında geçmişin kanlı saldırılarına aktör kılanlar; ‘Büyük Felaket’ten dolayı özür dileyenlere açılan dava. Ne kadar acı değil mi? Kurşunlardan da acı.
Ocak 19, demokrasi, barış ve özgürlük isteyip ‘makbul Türklüğün’ sularından uzakta kürek çekenler; eleştirel tutum takınmaktan korkmayanlar, tekneniz alabora edilmek isteniyor. Bugün belki sadece Kürt ya da Ermeni; Ateist ya da Alevi’siniz denerek; kim bilir yarın bu listeye daha neler eklenecek? Ocak 19, soğuk ellere ve kurşunlarına hedef olmamak dahası yeni soğuk ellerin yetişmesine engel olmak için, bir arada yaşamanın önündeki tüm politik ve sosyo-psikolojik engelleri açmak için tüm insancıllığımız ve azmimizle mücadele etme günü.

G. Gürkan Öztan: Araştırmacı yazar