3 Ekim kesin değil

Marie-Michele Martinet Birçok tereddütten sonra Türkiye sonunda
ek protokolü imzaladı. Ancak Ankara'nın 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlaması için son derece önemli bu metnin...

Marie-Michele Martinet Birçok tereddütten sonra Türkiye sonunda
ek protokolü imzaladı. Ancak Ankara'nın 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlaması için son derece önemli bu metnin imzalanmasına getirdiği kısıtlamalar soru işaretlerine neden oluyor; özellikle Kıbrıs sorunuyla ilgili.
Anlaşma Brüksel'de imzalanır imzalanmaz Türk Dışişleri Bakanı Gül birçok kez belirtmesine rağmen iyi anlaşıldığından halen şüphe eder gibiydi: "Bu protokolün imzalanması ve onaylanması Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınması anlamına gelmiyor" diye tekrarlıyordu kaçıncı kez. Türkiye tarafından konulan kısıtlamalardan dolayı, 3 Ekim'deki müzakerelerin başlaması için son koşul olarak nitelenen metnin imzalanmasına gösterilen tepkiler dikkatli ve ölçülü oldu.
Diğer taraftan Ankara'nın en ufak bir taviz vermeye de niyeti yok. Örneğin Kıbrıs için temel olan Türk deniz ve havalimanlarının Kıbrıs gemi ve uçaklarına açılması konusunda Gül, Gümrük Birliği anlaşmasının imzalanmasına rağmen kısıtlamalar koydu: "Bu protokol, sanayi ürünlerinin serbest dolaşımını içermiyor. Hizmetler sektörü ve kişilerin serbest dolaşımları tam üyeliğe bağlı konulardır."
Zaten çok taviz verdiğini düşünen Türkiye birkaç kozunu elde tutmak istiyor. Oysa Ankara'nın istekleri, Avrupa'ya üyeliğine karşı olanlara daha fazla bahane vererek zaten tam oturmamış bir konsensüsü kırılganlaştırabilir.
1 Eylül'de bir araya gelecek Birliğin dışişleri bakanları Türk açıklaması konusunda kararlarını verecek. O zaman da Papadopulos Türkiye'ye karşı veto hakkını kullanabilir. (Fransız gazetesi, 1 Ağustos 2005)