AB vatandaşları genişleme yorgunu

Alman Hıristiyan Birlik partileri hayli cesaretli: Türkiye'nin AB üyeliğine karşı yürüttükleri kampanya ile olası bir seçim zaferinin ardından, Avrupa'nın kartlarının yeniden karılabileceği beklentisini körüklüyorlar.

Alman Hıristiyan Birlik partileri hayli cesaretli: Türkiye'nin AB üyeliğine karşı yürüttükleri kampanya ile olası bir seçim zaferinin ardından, Avrupa'nın kartlarının yeniden karılabileceği beklentisini körüklüyorlar. Oysa devlet ve hükümet başkanları, Türkiye ile müzakere edileceğini çoktan karara bağladılar bile. Bu karar ancak oybirliğiyle değiştirilebilir ve 25 AB büyüğünün oturduğu masada, Merkel'in sadece bir oyu var.
Dahası: Katılıma şüpheli bakan Avusturyalı Wolfgang Schüssel ve Fransız Jacques Chirac, şüphelerini Alman muhafazakârlarına nazaran daha dikkatli açıkladıkları için, Merkel, Türkiye karşıtı cephenin sembol figürü mertebesine yükseltilecek. Ankara ile yapılacak müzakereler, Almanya'daki bir iktidar değişikliğine rağmen sorunsuz devam ederse, hayal kırıklığına uğramış seçmenler bundan özellikle Hıristiyan Birlik partilerini sorumlu tutacak. Ankara ile yapılacak katılım müzakereleri uzun bir zamana yayılmış olup esas engeller yolun sonunda durmakta. Bu yüzden CDU ve CSU, halka, AB'nin Türkiye rotasını etkileyebileceğini hiç de gösteremeyecek. Bunun için hükümet kurma aşamasında ayrıcalıklı ortaklığın da dahil olduğu yeni bir müzakere hedefini kabul ettirmesi gerekir, ki bu da Brüksel sahnesine ilk çıkışta epey cesurca bir girişim olurdu.
Merkel için var olan bütün kişisel risklerin yanında, bu tutumu Avrupa için bir şans. En büyük üye ülkede, Türkiye üyeliğine şüphe ile yaklaşan bir hükümetin bulunması, diğer genişlemelerin açıkça tartışılmasını sağlayabilir. Neticede kaybedilen anayasa referandumları, AB vatandaşlarının ne kadar genişleme yorgunu olduğunu gösterdi. Hükümetler böylesine şüpheleri artık göz ardı etmemeli. (Alman gazetesi, 2 Eylül 2005)