AB yolundaki Kıbrıs çıkmazı hızlı reformlarla aşılabilir

AB yolundaki Kıbrıs çıkmazı hızlı reformlarla aşılabilir
AB yolundaki Kıbrıs çıkmazı hızlı reformlarla aşılabilir

Davutoğlu kısa süre önceki Avrupa temaslarında Rehn ile müzakerelerdeki son durumu görüştü. FOTOĞRAF: AP

Türkiye'nin Kıbrıs Rum Kesimi'ne limanları açmasını gerektiren ek protokolü uygulamaması bu yıl sonunda gözden geçirmede sıkıntı yaşanacağına işaretken, Avrupa Komisyonu yetkilisi Rehn umut verdi: 'Reformlara hız verilirse gözden geçirme süreci ertelenebilir'
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

BRÜKSEL - Gümrük Birliği Ek Protokolü’nü TBMM’de onaylamayan, bu çerçevede limanlarını Kıbrıs Rum Kesimi gemilerine açmayan Türkiye’nin, 2009’da bu nedenle karşılaşacağı “müzakereleri gözden geçirme” girişiminden reformlar sayesinde kurtulabileceği belirtildi. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, “2009 sonunda bir tren kazası olur mu” sorusuna yanıt verirken “Sadece Kıbrıs sorununa yoğunlaşmayı doğru bulmuyorum. Kıbrıs elbette önemli ama AB sürecinin en önemli unsuru demokratik reformlar” dedi. Türk diplomatik kaynaklar da Türkiye’nin 2009 sonuna kadar reform sürecini hızlandırıp, Kıbrıs’taki görüşmelere destek olmayı sürdürürse, “gözden geçirme” kâbusundan kurtulabileceğine işaret ettiler.

Müzakereler durabilir
Türkiye müzakerelere başlarken AB Komisyonu, Gümrük Birliği Ek Protokolü’nün Kıbrıs Rum Kesimi’ni de içine alacak şekilde hayata geçirilmesini istemiş, bu gerçekleşmezse 2009 sonunda müzakere sürecini gözden geçireceğini duyurmuştu. 2009 sonu yaklaşırken, Türkiye geçen üç yılda AB’nin protokol konusundaki isteğini yerine getirmedi. Bu durum da AB’nin aralık zirvesinde gözden geçirmeyi tamamlayıp, müzakerelerin tamamen durdurulması riskini ortaya çıkardı. 

İki taraf da umutlu
Olli Rehn, bir grup Türk gazetecinin sorularını yanıtlarken şunları söyledi: “Bizim bu konudaki beklentimiz açık. Türkiye’nin Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmesini bekliyoruz. Diğer taraftan reformların devam etmesinin altını çiziyoruz. Sadece Kıbrıs’a konsantre olmayı doğru bulmuyorum. Kıbrıs elbette önemli ama reformlar Türkiye’nin katılım sürecinin temel koşuludur.”
Avrupalı diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin reformlar konusundaki hızlı adımlarının, AB açısından “güven artırıcı adımlar” olarak algılanabileceğini ve gözden geçirme sürecinin ertelenebileceğini ima etti. Türk diplomatik kaynaklar da Türkiye’nin reform sürecine hızlı bir şekilde dönerek kendi fotoğrafını düzeltmesi halinde Kıbrıs sorunu nedeniyle bir gözden geçirme sürecinin yaşanmayabileceğine dikkat çektiler.

AB’nin beklentileri aynı
Rehn, Türkiye’nin katılım sürecini ısrarlı şekilde destekleyen AB Komisyonu’nun Türkiye’den beklentileri hakkında şu bilgileri verdi: 

* 2006’dan bugüne kadar 35 başlıktan 10’u açılarak müzakere süreci devam ettirilmiştir. Türkiye’de yaşanan krizlere ve Türkiye-AB arasındaki gerilimlere rağmen bunun gerçekleşmesi iyi bir sonuçtur. Şimdi önemli olan, her iki tarafın da görüşmelere devam etmesi ve Türkiye’nin yerel seçimleri geride bırakıp temel özgürlükleri hayata geçirecek reform sürecini yeniden başlatmasıdır. İfade özgürlüğü, din özgürlüğü en önemli konulardır.

* Düşünce özgürlüğü alanında TCK’nın 301. maddesi konusunda bir ilerleme sağlandı, ama medyadaki özgürlükler konusunda hâlâ kaygılarımız mevcut. Gelecek İlerleme Raporu’nda bu konuya önemli yer vereceğiz. Bu çerçevede son birkaç aydaki bazı gelişmeler bizi kaygılandırıyor.

* Siyasi partilerin yönetimi konusunda yasal ve anayasal reformların Venedik Komisyonu’nun önerileri çerçevesinde yapılması da önemlidir. 

Vergilendirme başlığında umut
* AB sürecinin hızı ve derinliği, reform sürecinin hızına bağlıdır. Sendika Yasası’nı Ekim 2006’da Ankara’da, müzakerelerin yıldönümü münasebetiyle Türk-İş’in düzenlediği bir toplantıda, derinlemesine konuştuk. Daha sonra hükümetle de sürekli konuştuk. Nisan ya da mayıs aylarına kadar geçeceğine dair bir perspektif vermelerine rağmen bu olmadı. Bu yüzden Sosyal Politikalar ve İstihdam başlığı açılmadı. Çünkü bu yasa, bir önkoşuldu. Vergilendirme başlığının Çek başkanlığı döneminde açılmasını umuyorum. 

* Kıbrıs’ta BM Güvenlik Konseyi kararları zemininde yürütülen ve iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayanan bir federasyon temelinde kapsamlı çözüm arayışını destekliyoruz. New York’ta BM Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pasco ile görüştük. İkimiz de çabaların yoğunlaştırılması ve pozitif siyasi atmosferin yaratılması noktasında hemfikir olduk. Ulaşılacak bir çözüm sadece Kıbrıs’a ve Avrupa’ya değil, Türkiye için de büyük fayda sağlayacaktır.

AB ile iki kritik eşik
* Türkiye’nin, AB ilişkilerini ilerletmek için iki hususa odaklanmalı. Birincisi reformlara odaklanmak. İkincisi, Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüme yardımcı olmak. 

* Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve Ekümenik Fener Patriği Bartholem’osun statüsü ile Halki’deki Ruhban Okulu’nun açılması gibi din özgürlüğünü geliştirecek temel haklar alanında somut adımlar atılmasını bekliyoruz. üç hafta önce Vatikan’ı ziyaret ettim, orada da Türkiye’de din özgürlüğü konusunda Avrupa’nın genelinde paylaşılan sıkıntılar gündeme geldi. Vakıflar Kanunu’ndaki değişiklik önemli, ama yeterli değildi. 

* Sendikalar Yasası’nın bir an önce çıkması gerekiyor.

* Yıl sonuna kadar, parti kapatmayla ilgili Venedik Kriterleri doğrultusunda anayasal reformların yapılması gerekiyor. Hükümet temsilcileriyle bu konuları açık ve yapıcı şekilde konuştuk. 

* Türkiye’de AB üyeliği konusunda 2002-2005 yıllarında yakalanan ruh kaybolmadı. Yapılan anketlere bakarsanız, geçen birkaç yılda AB’ye destek düşmüş görünse de Türk halkından hâlâ önemli oranda bir destek bulunuyor. Korkarım bir şüphecilik durumu da var. Bu negatif döngüyü kırmak için yapılması gereken iki tarafın da sorumluluklarını yerine getirmesi. Türkiye’nin reformları yaparak müzakereleri açmamızı sağlayabilir. Azimli ve hızlı olmalıyız.”

ABD desteği yetmez
Olli Rehn geçen hafta ABD’de temaslarda bulunmuştu. AB kaynakları, ABD’nin Türkiye’ye desteğini artırarak sürdürdüğüne dikkat çekerken, “Bu destek Türkiye’nin modernleşmesi için mi yoksa AB içinde bir müttefik görmek istediğinden mi” dedi. Aynı kaynaklar, ABD desteğine dikkat çekerek, “Ama bu yetmez, Türkiye ABD anayasasında da yer bulmuş Kopenhag Kriterleri’ni eksiksiz yerine getirmeli” yorumunu yaptı. Bir AB yetkilisi, Kürt sorunu konusunda siyasi çözüm beklediklerini vurgularken, AB’nin Türkiye’deki tartışmaları hassas bir şekilde izleyip analiz ettiğini vurguladı. AB, ilerleme kaydedilen asker-sivil ilişkilerinde de somut adımlar bekliyor.