AB'nin yeni patronları hayal kırıklığı

AB'nin yeni patronları hayal kırıklığı
AB'nin yeni patronları hayal kırıklığı

Birbirini kutlayan Van Rompuy ve Ashton, Rubik küpünde Barroso ile birlikte gösterildi. FOTOĞRAF: REUTERS

AB liderlerinin başkanlığı Van Rompuy'a, dışişleri bakanlığını Ashton'a emanet etmesi birliğin Lizbon Anlaşması sayesinde küresel aktör olacağını umanlara düş kırıklığı yaşattı. Düşük profilli iki ismin Rusya, ABD ve Çin liderleri karşısında ağırlığının olmayacağını düşünenler çoğunlukta

BRÜKSEL - AB liderleri önceki günkü zirvede Lizbon Anlaşması gereği oluşturulan AB başkanlığına Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’u, dışişleri bakanlığına Britanyalı barones ve Avrupa Komisyonu’nun ticaretten sorumlu üyesi Catherine Ashton’u seçmesi gürültü kopardı. Muhafazakâr Van Rompuy ile İşçi Partili Ashton’ın mutabakatla seçilmesi, muhafazakar-liberal ve küçük ülke-büyük ülke dengesini gözetenleri memnun etse de, Lizbon’la AB’nin küresel aktöre dönüşeceğini umanları hayal kırıklığına uğrattı. AB’yi Hıristiyan kulübü görüp Türkiye karşıtlığıyla malum Van Rompuy, ilk mesajında kişisel fikirlerini görevinden ayrı tuttuğunu belirterek kaygıları gidermeye çalıştı.
AB’yi küresel aktör kılma projesi, Brüksel zirvesiyle kötü başlangıç yaptı. Dengeler adına birliğin dümeni iki düşük profilli isme emanet edildi. Avrupa Parlamentosu’ndaki Yeşiller grubu lideri Daniel Cohn-Bendit, “Avrupa dibi boyladı” derken, liderleri birliğin kurumlarını zayıflatmakla suçladı. 

‘Kadın seçtiler ama zekisini değil’
Başkan arayışı başladığında ismi geçmeyen Van Rompuy, eski Britanya Başbakanı Tony Blair’in destekçisi Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi caydıran Almanya Başbakanı Angela Merkel’in hamleleriyle başkan oldu. Merkel, adresi ‘küçük bir üye ülkeden Hıristiyan Demokrat başbakan’ diye gösterince Hollanda ve Lüksemburg başbakanları Jan Peter Balkenende ile Jean-Claude Juncker kendilerinin işaret edildiğini sansalar da Van Rompuy aradan sıyrıldı. Britanya Başbakanı Gordon Brown, başkan adayı olarak masaya Blair’i koyup dışişleri bakanlığını kaparak kalkarken, AB’nin ekonomi politikalarında söz sahibi olma kartını gözden çıkardı. Böylece Britanya liberalizminden yaka silken AB’nin iki aktörü Almanya ve Fransa, Londra’yı ekonomi dümeninden dışlamış oldu. Fransız basını Rompuy’dan memnuniyeti aktarsa da Ashton’a dair çekincelere dikkat çekti. Liberation ‘En azından bir kadını seçtiler ama en zekisini değil’ deyip şunu öngördü: ‘Ashton kötü bir tercih, dış politikada sorun yaratır.’ 

‘Türkiye ile ilgili açık konuşsun’
Britanya gazeteleri Brown’un Blair nedeniyle hayal kırıklığı yaşasa da “Ashton ülkemizin güçlü sesi olacaktır” dediğini aktardı. Guardian “Van Rompuy ve Ashton, bırakın Pekin’i, Brüksel’de bile ağırlıklarıyla trafiğin durmasına neden olabilecek isimler değil’ derken, Financial Times ‘ABD ve Çin liderleri eskiden olduğu gibi Paris, Londra ve Berlin’le ikili görüşmelere devam edecek’ yorumunu yaptı. İsveç gazetesi Dagens Nyheter ‘Herman da kim’ diye sorarken Alman Frankfurter Rundschau ‘27 ülkeli blok parıltısız, vizyonsuz ve deneyimsiz liderlerle temsil edilecek’ ifadelerini kullandı. 2004’te “Türkiye, Avrupa’nın parçası değil ve asla parçası olmayacak.  Hıristiyanlık değerleri Türkiye gibi büyük bir İslam ülkesinin girişiyle kuvvetini yitirir” demiş olan Van Rompuy ise seçildikten sonraki ilk açıklamasında “Kişisel fikirlerimin görevimle ilgisi yok. Oybirliği ile aldığı kararlar kişisel görüşlerin üzerinde” demekle yetindi.
Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komitesi’nin Yeşiller Grubu’na mensup başkanı Helene Flautre, Rompuy’u Türkiye konusundaki görüşlerine açıklık getirmeye davet ederken, “Avrupa’nın değerleriyle ters düşer diye Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı çıkan bir diplomatın başkan oluşu beni kaygılandırıyor” dedi. (Dış Haberler)