AB'ye Türkiye karşıtı ve silik başkan

AB'ye Türkiye karşıtı ve silik başkan
AB'ye Türkiye karşıtı ve silik başkan

Sarkozy ve Merkel?in bastırmasıyla Rompuy AB başkanı olurken. Britanya da Ashton?ı dışişleri bakanlığına önerip Blair?den desteği çekti. FOTOĞRAF: AFP

Lizbon Anlaşması'ndaki yapısal değişiklik gereği başkan belirleme uğraşındaki AB liderleri, Türkiye karşıtı Belçika Başbakanı Van Rompuy'da karar kıldı. Merkel ile Sarkozy'nin bastırmasıyla Hristiyan Demokrat Rompuy ilk AB başkanı olurken, dışişleri de sol hükümetlerin istediği Ashton'a emanet

BRÜKSEL - AB Anayasası’nın yerini tutacak Lizbon Anlaşması’nın 27 üye ülkede onaylanmasının ardından yapısal değişiklik çerçevesinde AB başkanlığına Türkiye’nin AB üyeliğine karşıtlığıyla bilinen Belçika Başbakanı Herman Von Rompuy getirildi. Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bastırmasıyla Hristiyan Demokrat Rompuy ilk AB başkanı ilan edilirken, sol hükümetlerin istediği Avrupa Komisyonu’nun Britanyalı üyesi Catherine Ashton da AB dışişleri bakanlığına seçildi.  
Eski Britanya Başbakanı Tony Blair’e sırt çeviren AB’nin iki motor gücü konumundaki Almanya ve Fransa’nın aralarında aldığı kararla Rompuy’a destek vermesi dün önce diğer ülkeleri kızdırdı. Brüksel’de sıkı pazarlıkların ardından önce Rampoy’un iki güçlü rakibi Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkenende ile Blair yarıştan çekildiler. Ardından AB liderlerinin “Türkiye Avrupa’nın parçası değildir” diyerek Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkmış Van Rompuy’un başkan olmasında uzlaştığı haberi geldi. Haftalardır nabız yoklamalarından sonuç alamadan zirveyi düzenleme sıkıntısı çeken İsveç, güçlü bir başkan gerektiği mesajını vermişti. Dışişleri Bakanı Carl Bildt, bloguna düştüğü notta, “Lizbon Anlaşması’nın 1 Aralık’ta yürürlüğe girmesiyle Avrupa’nın küresel güç olması açısından bir şans doğacak. Bazı hükümet liderleri, AB başkanlık sorununa minimal yanıttan yana. Bu, dünyada net bir sesle konuşma şansımızı azaltabilir. Tarihi bir fırsat kaçırılmış olur” diyerek uyarmıştı.
AB Başkanı Hıristiyan Demokrat olursa, dışişleri bakanının sosyalist olması, AB başkanının zayıf bir figür olması halinde dışişleri bakanının parlak bir kişilik olması gibi denge arayışları da solcu hükümetlerin desteğini alan Britanyalı diplomat Ashton’ın dışişleri koltuğuna getirilmesiyle noktalandı.

‘Ashton beş yıl geri götürür’
Bir Britanyalı hükümet sözcüsü 53 yaşındaki Ashton’ı “Brüksel koridorlarında en saygı gören diplomatlardan biri” sözleriyle lanse ederken, bazı AB temsilcileri Ashton kararını şiddetle eleştirdi. AFP’ye konuşan bir temsilci, “Britanya bu koltuğu yok etmek istiyordu. Bunu da başardılar. Bu kararla bizi beş yıl geriye götürecekler” çıkışı yaptı.  Başdiplomatlık için Britanya Dışişleri Bakanı David Miliband, eski İtalya başbakanları Massimo D’Alema ve Giuliano Amato’nun da adı geçiyordu.
AB Başkanı, üye ülke liderlerinin oluşturduğu AB Konseyi’ne 2.5 yıl boyunca başkanlık edecek, Konsey’de uyum ve uzlaşmayı sağlayacak, dış politika ve güvenlik politikaları bağlamında AB’yi temsil edecek. Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın meşhur “Avrupa’yı aramak istediğimde kimi arayacağım” sorusunun yanıtı olması, ABD yahut Çin liderleri Avrupa ile konuşmak istediğinde kendisini araması temenni ediliyor. 

1.5 milyon avro maaş alacak
AB dışişleri bakanı ise, halen Javier Solana’nın yürüttüğü beş yıllık görev süreli AB Yüksek Temsilciliği’nin yetkileri genişletilmiş hali olacak, AB elçilikleri kurup diplomatlar atayacak Dış Eylem Servisi’nden sorumlu olacak. Dış politika konularında iki mevki koordinasyonla çalışacak. İkili yılda 300 biner avro maaş alacak. Ama L’Express dergisine göre, başkanının yıllık geliri harcırahlarla 1.5 milyon avroyu bulacak. Başkanın güvenlik ve makamında çalışan diğer personele 4.5 milyon avro verilecek, AB’nin Hindistan, Rusya ve Çin gibi ülkelerle yapacağı zirve masrafları için 12.1 milyon avro harcanacak.  (Dış Haberler)