Afrikalı liderlere de baskı uygulanmalı

Mahşerin dört atlısı fetih, savaş, açlık ve ölümün dördü de Afrikalı. Çatışmalar, yönetimlerin zaafları, rüşvet ve yolsuzluk, kanunsuzluk ve eğitimdeki zayıflıklar, haddinden fazla Afrikalıyı göç ve yoksulluk çemberine hapsediyor.

Mahşerin dört atlısı fetih, savaş, açlık ve ölümün dördü de Afrikalı. Çatışmalar, yönetimlerin zaafları, rüşvet ve yolsuzluk, kanunsuzluk ve eğitimdeki zayıflıklar, haddinden fazla Afrikalıyı göç ve yoksulluk çemberine hapsediyor. 1980'de gezegenimizdeki her on yoksuldan biri Afrika'da yaşarken, bugün bu oran üçte birlere çıktı, böyle giderse 2015'te her iki yoksuldan biri Afrika'da yaşıyor olacak. Kara kıta, kalkınmayı bile unutmuş halde. Mozambik veya Uganda gibi hammadelerdeki fiyat artışından sebeplenen birkaç ülke haricinde, Afrika ülkelerinde ne büyüme var, ne yatırım, ne de yardım.
G8 liderleri bu hafta İskoçya'da Gleneagles'da toplanıyor. Gündemin temel konusu Afrika olacak. 14'ü Afrika ülkesi olmak üzere borcu en fazla olan ülkelerin borçlarını silme kararlarının ardından zengin ülkeler, kalkınmaya verecekleri kamu yardımlarını 2010'a kadar 25 milyar dolara çıkarmaya, 2015'te bugünkünün üç katına ulaşmaya çağrılıyorlar.
Amerikalı Jeffrey Sachs'ın BM için hazırladığı rapor gibi bazı raporlar, bu çabaların Afrika'nın BM'nin belirlemiş olduğu binyıl hedeflerini yakalaması için vazgeçilmez olduğunu savunuyor. Bu hedeflerde, günde bir dolardan az parayla yaşayan kişi sayısının 2015 yılına kadar yarıya indirilmesi öngörülüyor.
Bu amaçla muazzam bir uluslararası hareket örgütlendi: bir buçuk milyon kişi bu hafta sonu Tokyo'dan Londra'ya varıncaya dek dünyanın dört bir yanında düzenlenen Live-8 konserlerine katılarak, G8'e katılacak devlet ve hükümet başkanlarına baskı uygulamaya çalıştı. Nitekim zirveye ev sahipliği yapan Britanya Başbakanı Tony Blair Afrika'yı ne kadar çok sevdiğinden dem vururken George Bush, gelişmekte olan ülkelere en fazla yardımı kendi ülkesinin verdiğini ispatlama gayretine düştü.
Afrika ülkeleri için düzenlenen bunca yoğun katılımlı eylemin bir de 'iletişim' yönü vardı. Eyleme katılan şu veya bu kişinin amaçlarından rahatlıkla şüphe edilebilirdi, ama önemli olan şuydu: Afrika'nın yardıma ihtiyacı var.
Gelgelelim bunun ne türde olacağını belirlemek gerekiyor. Tabii ki para yardımı şeklinde olmalı. Öne sürülen miktarlar bizlere büyük gibi görünse de aslında zengin ülkeler için devede kulak. Ancak siyasetçilerin geçmişteki yardımlarda yaptığı hatalar, sıkı bir kontrol mekanizmasını şart kılıyor. IMF'den iki ekonomistin hazırladığı bir rapora göre geçtiğimiz yıllarda yapılan yardımların akıbeti meçhul. Bu nedenle başta Dünya Bankası olmak üzere, yardım organizmaları yöntemlerini baştan sona değiştirmeye başladı. Bu değişimi sonuna kadar götürmek gerekiyor: sağlık ve eğitime destek verilmeli, projeler daha sıkı takip edilmeli, kadınlara büyük sorumluluklar verilmeli...
Afrika'nın kendine gelmesinin önünde iki engel daha var. Birincisi kendi tarım ürünlerine sübvansiyon sağlayarak Afrika'nın muhtemel açılımlarının önünü tıkayan 'Kuzey' ülkeleri. İkincisiyse bizzat Afrikalılarla ilgili: acilen demokrasiyi kurmaları ve Zimbabve gibi yolsuz ülkelere karşı harekete geçmeleri gerekiyor. Live-8'deki göstericiler baskı uygulamakta haklıydı. Ama birilerinin de Afrikalı yöneticilere baskı uygulaması gerekiyor. (Başyazı, 5 Temmmuz 2005)