Amerika pekâlâ İran'ı vurabilir

Sizler bölgemizde birçoklarının dünyanın en tehlikeli lideri olarak gördüğü George Bush'la dört yıllık bir randevudasınız. Bush, nihayet yeminini etti, yeniden başkan oldu ve yine kemerleri sıkmamızı istemekte bizden.
Haber: ABDURRAHMAN EL RAŞİD / Arşivi

Sizler bölgemizde birçoklarının dünyanın en tehlikeli lideri olarak gördüğü George Bush'la dört yıllık bir randevudasınız. Bush, nihayet yeminini etti, yeniden başkan oldu ve yine kemerleri sıkmamızı istemekte bizden.
Bush eski defterleri (İran, Suriye, Irak , Filistin ve terör) kapatmış değil. O halde akla ilk gelen soru şunlar; Önceki yaşananlardan kim ders çıkaracak, Bush mu düşmanları mı ve önce kim boyun eğecek?
Geçen yılki seçiminlerin Bush'un yeniden tahta çıkması ve muhafazakârların Senato ve Kongre'de güçlerini artırmasıyla sonuçlanmasına karşın İranlıların niçin Bush'un tehditlerinden korkmadığını merak ediyor herkes. İranlılar da bu soruya 'Şayet Bush savaşmayı aklına koyarsa kendilerinin kolay bir lokma olmadığı' diye karşılık veriyor. Bu söz tek bir durumda doğru olabilir ancak. Şayet Bush İran'a saldırmayı değil de İran'ı işgal etmeyi kararlaştırırsa. Arada hayli fark var.
Yaklaşık bir ay önce Körfez'deki önde gelen Amerikan askeri komutanlarından biriyle yapılan yayımlanmamış görüşmede kendisine İran savaşına hazır olup olmadıklarını sorduk. Bize kendinden emin bir ifadeyle 'Evet' yanıtını vermişti. General şöyle demişti: "Evet, en küçük bir şüphe duymaksızın İran'ı yenilgiye uğratabiliriz. Irak savaşına rağmen henüz açık denizlerdeki hiçbir savaş uçağımıza ve filolarımıza başvurmadığımızı ve hava gücümüzden çok küçük bir oranı kullandığımızı biliyor musunuz?" General iki ordu arasındaki ürkütücü güç farklılığından ötürü İran'ı kolaylıkla yeneceklerinden son derece emindi.
Bush İran'ı işgal etmeye niyetlenirse (hayli uzak bir ihtimal) Irak, İran cehennemiyle mukayese bile edilmez. Bugüne kadar en aşırı muhafazakârlardan bile Tahran'ın işgalini isteyen bir talep duymadım.
Buna karşılık Bush Amerikan kamuoyunu, hayati önemdeki petrol bölgelerini koruma iddiasıyla İran'a karşı işgal değil 'caydırıcı savaş' açmaya hazırlamaktan ve Irak'taki İran müdahalesine son vermekten aciz değil. Zaten bölge ülkelerinin birçoğu İran'ın silahlanmayı sürdürmesinden rahatsız. Ayrıca Irak ve Afganistan'daki savaşlar sayesinde iki düşmanının ortadan kalkmasıyla stratajik kazanımlar elde eden İran tek bölgesel güç haline geldi.
Bush yönetimi açısından İran'ın gücü bitirilmeden Ortadoğu'nun yeni güvenlik haritası tamamlanmayacak. Ancak, Amerikalılar İran'ın oluşturduğu güvenlik tehdidinin büyüklüğüne vurgu yapmak suretiyle işgali değil, rejimin zayıflatılmasını amaçlıyor.
Bush'un Tahran'ın şer ekseninde bulunduğu yönündeki kanaatini değiştirmesi beklenmemeli. Çünkü İran, Ortadoğu'da Amerikalıları tehdit eden üç sorunun sorumlusu olarak görülüyor. Bu bakış açısına göre, İran ilk olarak, kendi topraklarında silahlı Filistinli örgütleri, Lübnan'da da Hizbullah'ı destekleyerek Ortadoğu barış sürecini engelliyor. İkincisi İran, ABD'nin birincil düşmanı Kaide örgütünün karargâhı ve geçiş yeri olarak görülüyor. Tahran daha önce Afganistan'dan kaçış sonrası topraklarına yerleşen Bin Ladin'e bağlı liderlerin varlığını kabul etmişti. Üçüncü olarak, İran, Irak'ta silahlı muhalefeti destekliyor, Irak içindeki yandaşlarını ve istihbarat unsurlarını kullanarak bu ülkeye müdahalede bulunuyor. İran bu ve tabii Bush da... ( Londra'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, genel yayın yönetmeni, 22 Ocak 2005)