Amerikan medyası hayal kırıklığı yaratıyor

Amerikan medyası hayal kırıklığı yaratıyor
Amerikan medyası hayal kırıklığı yaratıyor
Arapların Irak'ta işlenen suçları kabullenmesi ne kadar şaşırtıcıysa, liberal Amerikan medyasının işbirlikçi tutumu da o kadar dehşet verici.
Haber: CİHAD EL HAZİN / Arşivi

Bush yönetimine, Irak savaşı için bastıran çeteye ve işbirlikçi Amerikan sağına karşı kişisel kampanyam, milletine ve insanlığa destek olan herkesten beklenebilecek bir durum. Fakat öfkemin ve hayal kırıklığımın büyük parçası, Müslümanların ve Amerika’daki liberal medyanın bu savaşı engelleyememesinden ve ardından kurbanlar için adalet talep edememesinden kaynaklanıyor. 

Pentagon belgeleri olsa...
Bir suçlunun zaten suç işlemesi öngörülür, ki Bush yönetimini idare eden Likud yanlılarıyla emperyalizm destekçisi Amerikalıların yaptığı da buydu. Peki kurbanın ailesi için ne öngörmeli? Suçu engelleyemiyorlarsa veya şahitleri için intikam alamıyorlarsa, o zaman adalet aramalılar.
Araplar ve Müslümanlar Iraklılara karşı işlenen suçu önlemeye çalışmadı (burada Saddam rejimini kastetmiyorum). Suçu, bir kez işlenmeye başladıktan sonra da durduramadılar. Bugünse, suçluların yargılanmasını bile talep edemiyorlar.
Bu aciz tutum soyut adalet kavramının ötesine geçerek, Arap ülkelerini açıkça işgal veya gizlice kontrol etmek isteyen herkesi de cesaretlendiriyor. 11 Eylül terörünün ardından Taliban’a karşı savaşı haklı bulmuştum. Fakat işgalci askerler Kaide’den hiçbir teröristi öldürmedi veya tutuklamadı çünkü terörle savaşı ve sonrasında Irak istilasını haklı çıkarmak için onların bekasına ihtiyaç duyuyorlardı. İşgal, ilk başta ortadan kaldırılması amaçlanan terörün bizzat kendisi haline geldi.
En azından, Araplara ve Müslümanlara dair hayal kırıklığım çok büyük değildi, zira onların uykularından uyanmalarını hiçbir zaman beklemedim. Eğer Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa onları uyandırmadıysa, Tora Bora ve Svat Vadisi de uyandırmayacaktı.
Beni gerçekten şoke eden ve kanaatlerimi sarsan nokta, liberal Amerikan medyasının, özellikle de birer gazetecilik ekolünü temsil eden New York Times ve Washington Post’un sergilediği tutumdu. New York Times aklıma her zaman 1971’de yayımladığı Pentagon Belgeleri’ni, Washington Post da 1970’lerin ortasındaki Watergate Skandalı’nı getirir. 

WikiLeaks’e sadece eleştiri
İki gazete de İsrail ve petrolle ilgili sebeplerden dolayı Irak savaşını açıkça olmasa da gizlice destekledi. New York Times’ın muhabiri Judith Miller’ı veya yalan söyleyen Iraklı muhalifleri kandırdığına inanmıyorum; daha ziyade onlara, savaşı destekleyen bir atmosfer yaratma fırsatı sundu. Liberal Washington Post da konu İsrail’le ilgili olmadığında savaşı destekledi. Washington Post yazarlarından bazıları, en berbat Likud yanlılarının ve Amerikan çıkarlarının düşmanlarının arasında yer alıyor.
İki gazete bugün de aynı tutumu sürdürüyor. WikiLeaks’in yayımladığı ve savaş suçlarının bir başka kanıtı olan belgeleri sadece eleştirdiler. Belki de belgeleri, işbirlikçi tutumlarına dair bir kınama olarak görerek inkâr etmeyi seçtiler. 

Hiçbir bahaneleri yok
WikiLeaks’in yeni belgeleri, sivillerin öldürülmesi ve işkence konusunda zaten bildiklerimizi kanıtlıyor. Fakat Pentagon Belgeleri’ni yayımlayan ve yayını sürdürmek için mahkemeye giden gazete, WikiLeaks belgelerinden bazı bilgileri yayımlamamayı seçti. WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ı kişisel güvenliğine kafayı takmış, aranan bir suçlu olarak resmetti. İki gazete de İran ’ın Irak’ta silahlı unsurlara yardım edilmesindeki rolüne yoğunlaşmayı seçti. İran’ın Irak’a dönmesinin esas sebebinin işgal olduğuna değinmediler.
Belki Araplar ve Müslümanlar mazur görülebilir, çünkü onlar zaten kaybeden taraf. Liberal Amerikan basınına gelince, 2003’te de bugün de hiçbir bahanesi yok. (Londra’da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi,
1 Kasım 2010)