Anahtar Almanya'da

Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin eşiğinde kulağa çalınan sesler yükselmeye başladı. Gerçi üye ülkelerden hiçbiri müzakerelerin 3 Ekim'de başlamasını alenen sorgulamıyor, ama zaman da azalıyor:
Haber: Alexandra Föderl Schmid / Arşivi

Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin eşiğinde kulağa çalınan sesler yükselmeye başladı. Gerçi üye ülkelerden hiçbiri müzakerelerin 3 Ekim'de başlamasını alenen sorgulamıyor, ama zaman da azalıyor: AB Ankara'nın AB üyesi Kıbrıs'ı tanımamakta direnmesine ilişkin bir pozisyon belirlememesi bir yana, Türkiye ile giriş müzakerelerine ilişkin çerçeve belgeyi de benimsemedi henüz. 25 AB ülkesinin bu konuda görüş birliğine varamaması halinde, müzakerelere de başlanamayacak. Muhtemelen bazı AB ülkeleri bu karta oynuyor.
Diğer bütün AB ülkeleri yalnız Kıbrıs'ın 'mümkün olduğunca çabuk' tanınmasını isterken, Lefkoşa'nın müzakereleri veto edip etmeyeceği şüpheli. Zaten veto ile değil, görüşmeleri bloke etmekle tehdit ediyor. 25 ülkeden oluşan birlikte Kıbrıs'ın tek başına isteklerini kabul ettirecek ağırlığı yok. Fransa'nın AB Dönem Başkanı Britanya'nın ısrarı üzerine, Kıbrıs'ın 3 Ekim'den önce tanınmasını ya da bunun en geç 2006'ya kadar gerçekleşmesi gerektiğinin belgede yer almasını istemekten vazgeçmesi üzerine, Kıbrıs güçlü müttefikini kaybederek yalnız kaldı.
Tek hedef tam üyelik
Bu Avusturya için de böyle oldu. Şu sıralar hiçbir hükümet Türkiye için tam üyelik hedefinin yanı sıra ikinci bir seçeneğin çerçeve belgesinde yer alması isteğine katılmak istemiyor. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'in durumun 24'e karşı 1 olduğu yolundaki son beyanı, Avusturya kamuoyuna ve diğer partilere yönelik, "Hiç değilse denedik" gibilerinden bir mesajdı. Aslında Türkiye ile giriş müzakerelerinin 3 Ekim'de başlayıp başlamayacağı, Ankara'dan hangi şartların isteneceği ve tam üyeliğin tek hedef olarak kalıp kalmayacağı, Almanya'daki seçimlere, özellikle de akabinde kurulacak koalisyona bağlı. (Avusturya gazetesi, 14 Eylül 2005)