scorecardresearch.com

'Andımız' tartışılamaz mı?

29/09/2005 02:00
'Andımız' sizin için ne ifade ediyor? Onu hâlâ önemsiyor musunuz? Yoksa büyüdükçe gözünüzdeki önemini kaybeden ve artık ciddiye almadığınız iyimser bir masal gibi, duyduğunuzda çocukluğunuzu hatırlayıp gülümsüyor musunuz?
Haber: TALİP KURŞUN / Arşivi

'Andımız' sizin için ne ifade ediyor? Onu hâlâ önemsiyor musunuz? Yoksa büyüdükçe gözünüzdeki önemini kaybeden ve artık ciddiye almadığınız iyimser bir masal gibi, duyduğunuzda çocukluğunuzu hatırlayıp gülümsüyor musunuz? Belki de 'Andımız' okunurken takındığınız lakayt tavrınızdan dolayı öğretmeninizden yediğiniz fırçalar gözünüzde canlanıyor. Biliyor musunuz ilköğretim öğrencilerimiz, hâlâ, her gün aynı şekilde tekrarlanan, zorunlu bir ant içme töreniyle 'aydınlanma' yolculuğuna çıkıyorlar!
Beni bu yazıyı yazma konusunda cesaretlendiren, ilkokul 5. sınıf öğrencileriyle yaşadığım bir deneyimi paylaşmak istiyorum. 'Andımız' yazı tahtasının hemen yanında asılı; öğrencilere önce Andımız'da geçen 'ilke' ve 'ülkü' kelimelerinin anlamını soruyorum; cevap gelmiyor. "Andımız'ı her gün neden okuduğunuzu biliyor musunuz?" diye soruyorum, işaret parmaklarını her an cevap verecekmiş gibi kaldırmaya hazır bir şekilde alt dudaklarına dokundurup, gözlerini yukarıya kaldırarak düşünüyorlar. Ama buna da cevap gelmiyor.
Sormaya devam ediyorum: "Andımız ne anlatıyor?" Sessizlik oluyor, bir parmak kalkıyor; "Bizlere Türk olduğumuzu ve doğru ve çalışkan olduğumuzu hatırlatıyor." Soruyorum: "Hatırlatılmasa Türk olduğunuzu unutur musunuz?" Yine cevap yok. Soruyorum: "Her Türk doğru ve çalışkan mıdır?" Herkes 'Evet evet' diyerek parmak kaldırıyor. Soruyorum: "Andımız'ı her gün okumak gerekli mi?" Bir kişi dışında herkes 'Evet evet' diyor. "Neden gerekli?" diyorum, cevap yok. Gerekli olmadığını düşünen öğrenciye neden öyle düşündüğünü soruyorum: "Ne gerek var her gün aynı şeyi tekrar etmeye!" diyor, diğerleri gülüyor.
Anlamını içselleştiremiyorlar
İlke, ülkü gibi soyut kavramları anlamalarına en azından birkaç yıl var; çünkü soyut düşünebilme becerisi ergenlikle kazanılır. 'Küçükleri koruyup büyükleri saymak, yurdu ve milleti özünden çok sevmek'le yetinilmiş 'ilke' ve "yükselip ileri gitmek'le sınırlandırılmış 'ülkü' konularına yer darlığı nedeniyle hiç girmeden, soru sormaya devam edelim o halde: Yaklaşık 11-12 yaşına kadar anlamını içselleştiremedikleri, ki bu zaten mümkün değil- birtakım sözleri, her gün her gün okutarak, biz büyükler çocuklara hangi mesajı veriyoruz? 'Bazı şeyleri anlamasan da olur.' 'Anlama ezberle' 'Sorgulama söyleneni yap.'
Sonra bu 'Andımız'ın yazarı kimdir? Yıllarca ezberletilip, okutturulan bu metni kim yazmış ve kitaplara yerleştirmiştir? Neden bu metnin geçtiği yerlerin altında yazarının adı da olmaz? Sanki insan elinden çıkmamış da, ilahi kaynaklardan gelen ulvi bir metinmiş gibi bir etki bırakmak amaçlanır? Çocuklara ezberleyin denir, onlar da ezberlerler, ezberlemeyen kötü not alır. Peki, bu yolla verilen gizli mesajın, yıllardır şikâyet edip durduğumuz sorunlarımızla hiç akalası yok mu?
Bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünmüyor musunuz? Bu 'Andımız' meselesine el atmak da yoksa suç mu? Bu konuda bilimsel bir yöntem izlenip ona göre hareket edilemez mi? Eğitimciler, üniversiteler işbirliğine gidip bir araştırma yapamazlar mı? Yoksa bu konuda çoktan bilimsel araştırmalar yapıldı da, yararı 'test edilip onaylandı' mı? Yoksa buna hiç gerek duyulmadan herkes bu metnin son derece bilimsel, akılcı ve 'genel iyi' için yararlı bir metin olduğu konusunda hemfikir mi? Yoksa bu da modern Türkiye Cumhuriyeti'nin 'seküler amentüsü' mü? Bir amentüyü başka bir amentüyle mi ikame ediyoruz yoksa? E hani bilim en büyük yol göstericiydi?
Öğüt kadar örnek de versek
Niyetimiz çağdaş bir devlet olmaksa, bu konuda 'takiye' yapmıyorsak, bu tür törensel takıntılarımızı da kafalarımızdan ayıklamamız gerekmiyor mu? Güzel öğütler veriyoruz, biraz da örnek olmayı becersek nasıl olur? Tekerleme gibi, sürekli bilimsel düşünceden, akılcılıktan bahsedip duruyoruz, uygulamalarımızın hali pürmelâli eski tas eski hamam...
Bir önerim var: fırsatınız olduğu bir öğle vakti, yakınınızdaki bir okulda 'Andımız' okunurken öğrencileri gözlemleyin; gözlerinde, merak ve yaratıcılığın emaresi bir pırıltı mı göreceksiniz, yoksa monotonluğun ve sürünün parçası olmanın bezginliğini mi? Orada Türkiye'nin geleceğini de göreceksiniz.
(Not: 'Andımız', eski milli eğitim bakanlarından Reşat Galip tarafından 1933'te yazılmıştı. Daha sonra değişikliklere uğramakla birlikte, 72 yıldır eskimeyen bir metindir!)

Talip Kurşun: Psikolojik danışman

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/7586257586250

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.