Ankara doğru bildiğini yapıyor

Türk dış politikası, AKP hükümeti döneminde geniş bir esneklik sergiledi. Şöyle ki Türkiye'yi komşularıyla iyi ilişki içerisindeki 'merkez ülkeye' ve...
Haber: Dr. MUHAMMED NUREDDİN / Arşivi

Türk dış politikası, AKP hükümeti döneminde geniş bir esneklik sergiledi. Şöyle ki Türkiye'yi komşularıyla iyi ilişki içerisindeki 'merkez ülkeye' ve pratik adımlar atan uluslararası bir güce dönüştürme söylemi Türk diplomasisine, AB, Suriye, İran ve Rusya'nın yanı sıra diğer bölgesel ve uluslararası güçlere yönelik olarak benzeri görülmemiş başarılar kazandırdı.
'Boyutların çoğalması' ve kutuplaşma politikasından uzaklaşma söylemi altında faaliyet gösteren bu diplomasi, donuk olmadığını ve yenilenen gerçeklere uyum sağlayarak gelişmeye yatkın olduğunu tescil etti. Başbakan Recep Tayip Erdoğan geçtiğimiz 25 Şubat günü 'Türkiye'nin temel pozisyonlarının değişmediği ancak beliren yeni gerçekleri dikkate aldığı' derken kast ettiği buydu; Irak'ta ve Filistin-İsrail düzleminde yaşanan değişikliklere göndermede bulunuyordu Erdoğan.
İlk somut değişiklik Irak'ta
Son günlerde Türkiye'nin dış politikasındaki hareketlenmenin okuması içinde birçok konuda bu esnekliğin somutlaştığını gözlemlemekteyiz. Ancak aynı zamanda bu politika, Suriye-Lübnan sorununda Amerikan eğilimleriyle çatışma yönünde yol alıyor görünüyor. Irak, Ankara'nın politikasını değiştirdiği alanların başından geliyor. Zira Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün kendisi Ankara'nın desteklediği Türkmen Cephesi'nin Irak seçimlerinde aldığı sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğradığını itiraf etti. Türkmenlerin Irak siyasetindeki varlığını ve rolünü destek alan önceki politikalardan çark etmenin gölgesinde Abdullah Gül, Türkmenleri kendi geleceklerine bakışlarını gözden geçirmeye çağırdı. Zira Türkmenler etnik kimliklerine karşı Iraklı kimliklerini üstün tutmak ve kendilerini öncelikle Bulgar olarak sunan Bulgaristan Türkleri gibi hareket etmek durumunda. Gül soruyor: Niçin Türkmenler yoğun biçimde oy kullanmaya gitmedi? Hatta Türkiye'deki Türkmenler dahi oy kullanmaktan geri durdu ve 35 bin Türkmen'den sadece 4 bini oy kullandı. İsveç'te da sayıları 2 bini bulan Türkmenlerin ancak yarısı oy verdi.
Gül, etnik ve mezhebi gruplara karşı yeni Türk açılımlara da işaret etti.
Son olarak Irak cumhurbaşkanlığına aday Celal Talabani ile görüşen Türk heyeti, yıllar süren Irak Kürtlerinin Türkiye ile bağlantılarını kesme politikası sonrası herkesle uzlaşmaya niyetli olduğunu gösterdi. Şiilere açık mesaj olarak Gül, ülkesinin Irak'ta Sünni bakış açısıyla hareket ettiği düşüncesini yalanladı ve hükümetinin Şiilerle ilk temasa geçen ve liderlerini Ankara'ya davet eden ilk hükümet olduğunu belirterek 'Türkmen Şiilerle ilişkilerimiz mükemmel' diyordu. Talabani ile görüşen Türk heyeti, Erdoğan'ın, bu durumu yansıtan 'Iraklıların alacağı karara saygı duyacağız' yollu mektubunu Talabani'ye teslim etti.
Sonuç olarak AKP hükümeti yeni gerçekleri kabul etmek bağlamında Irak politikasını gözden geçiriyor. Ancak Ankara'nın Lübnan'daki gelişmeler ve Suriye-Lübnan ilişkilerine yönelik bakış açısı, Şam'la paralellik arz etmekte. Ankara, Lübnan krizinin ABD, Fransa ve İsrail'in yaptığı dış baskılarla değil, Suriye-Lübnan uzlaşısı çerçevesinde çözülmesinden yana tutum sergilemekte.
Gül, Esad'ı övüyor
Türkiye içinde Ankara'nın Şam'ın yanında yer almasını sürdürmesine temkinli bakan seslere rağmen baskın ve hâkim eğilim, Suriye ile ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde. Bu eğilim Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in önümüzdeki nisan ayında yapacağı Şam ziyaretiyle belirginlik kazanıyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de geçen çarşamba günü Hürriyet gazetesine verdiği demeçte, Esad'ı Hariri suikastıyla ilişkilendirmekten kaçınıyor, dahası Esad'ı, halk tarafından çok sevildiğini belirterek övüyor, konumunun güçlenmesi için destek çağrısı yapıyordu.
Şu gayet açık: Türkiye bir yandan Irak politikasını gözden geçiriyor, bir yandan da Suriye'ye desteğini sürdürüp bu ülkeyle ilişkilerini kollamak istiyor.
Bu yolda, Türk dış politikası, büyük güçler, özellikle ABD'den bağımsız bir çerçeve içinde ve tamamen Türk çıkarları gözetilerek belirleniyor (Katar gazetesi Şark, Türkiye uzmanı Lübnanlı akademisyen, 6 Mart 2005)