Ankara fobisini yenmeli

Irak'ta yeni bir hükümet kurulduğunda Türkiye hem iyi hem de kötü haberler alacak. İyi haber, uzun yıllardır Türkiye'nin Ortadoğu'daki önemini kavramış Türk dostu Celal Talabani'nin devlet başkanlığı koltuğuna oturacak olması.
Haber: Hİva Osman / Arşivi

Irak'ta yeni bir hükümet kurulduğunda Türkiye hem iyi hem de kötü haberler alacak. İyi haber, uzun yıllardır Türkiye'nin Ortadoğu'daki önemini kavramış Türk dostu Celal Talabani'nin devlet başkanlığı koltuğuna oturacak olması. Kötü haber ise, Türkiye-Irak- Kürt ilişkileri hususunda bir Kürt olarak Talabani'nin yapabileceği pek fazla şey olmaması.
Kerkük'e ve Kürtlerin oradaki Türkmenleri baskı altına almasına dair Ankara'dan gelen son kaygılı açıklamalar, Iraklı Kürtlere şu güçlü mesajı göndermiş oldu: Kürtler defalarca Kerkük şehrini 'Kürtleştirmek' gibi bir niyetleri olmadığı güvencesini verse de, Türkiye'nin 'Kürdofobisi' yatışmış değil.
Kerkük Kürtlere ait değil
Iraklı Kürt liderliği için Kerkük Kürt bir karaktere sahip. Bu, Kerkük'ün Kürdistan denen bir coğrafi bölgenin parçası olduğu anlamına geliyor, fakat sadece Kürtlere ait olduğu anlamına da gelmiyor. Kürdistan bölgesinin demografik yapısı, Kürtleri, Türkmenleri, Arapları ve Asurileri kapsamakta, ki Kerkük de böyle.
Kerkük kenti birçok Iraklı için, yıkım, sürgün, ayrımcılık ve ırkçılıkla dolu eski Irak'ı simgeliyor. Geleceği bakımından Kerkük pekâlâ yeni Irak'ın simgesi olma potansiyeline de sahip. Kerkük halkı bu yönde ilk adımı da attı. Ocak ayında, bütün tehditlere rağmen evlerinden çıkıp sandık başına gitti. Fakat Kerkük'ü bir başarı hikâyesine dönüştürme süreci bundan ibaret değil. Bu sadece bir başlangıç ve Türkiye bu süreçte önemli rol oynayabilir.
Türkiye Kürt ve Iraklı liderleri, Irak'ın içişlerine karışmayacağı yönünde güvence vererek rahatlatmalı. Yanı sıra Irak'ta, özellikle de sınırlarına yakın bölgelerdeki demokratikleşme ve kalıcı barış ve istikrar sağlayacak altyapıyı oluşturma çabalarına desteğini açıklamalı. Ankara, sadece Iraklı Türkmenlerin durumuna dair kaygı belirtmek yerine, yeni seçilen Irak Kürdistan Yerel Meclisi'ni, Kürdistan bölgesinde yaşayan herkes için insan hakları ilkelerini, eşitliği ve sivil özgürlükleri gözeten bölgesel bir anayasa oluşturmak yönünde teşvik etmeli. Böyle yaparak Türkiye yeni Irak'ın liderlerine ve halkına, iç savaş tehdidinden arınmış, güçlü, istikrarlı, özgür ve demokratik bir Irak görmek isteyen bir ortak olduğu mesajını vermiş olacaktır.
Irak devlet başkanlığına bir Kürt'ün getirilecek olması veya Irak Parlamentosu'nda çok sayıda Kürt temsilci bulunması, Türkiye için bir ikilem yaratmamalı. Ankara, Irak ve Kürtlere yönelik yeni bir politikanın sinyalini vermeli. Bu da ancak 'Kürdofobi'nin bir kenara bırakılmasıyla ve Kürtleri yeni Irak'taki anahtar müttefikler gibi görmekle mümkün.
Türkiye örnek ülke
Kürtler ve Iraklılar, Türkiye'nin komşu ülkelerin çoğundan farklı olarak, Irak'taki terörist şiddetin körüklenmesinde hiçbir rol oynamadığının farkında. Türkiye bu hissiyattan yararlanıp tutumunu bunun üzerine kurmalı. Türkiye demokratik bir İslam devleti için model oluşturmakta. İslam ile demokrasinin birbirini dışlamadığını kanıtlamayı başarmış bir ülke. Türkiye'nin önündeki mesele, Türkiye ve Kürt kelimesinin de birbirini dışlamayacağını kanıtlamak.
Benzer şekilde, Kürt kelimesine hoşgörüyle yaklaşmak veya Türkiye'deki 'Kürdofobi'yi bir kenara bırakmak, Türkiye'nin eski Kürdistan İşçi Partisi, yani PKK ile sorunlarını çözmesinin de yolunu açar; bu sorun Irak'ın sınırları dahilinde çözülemez. PKK meselesinin tekrar Türkiye içinde ele alınması lazım. Bu bakımdan Iraklı Kürtler üzerine düşeni yapmış görünüyor. Iraklı Kürtlerin istediği son şey
yeni düşmanlar yaratmak. PKK meselesi Iraklı Kürtlerin hele
şiddet yoluyla çözebilecekleri bir mesele değil. Bütün yapabilecekleri, bu grubun Türkiye'ye saldırmak için Irak Kürt topraklarını kullanmalarını engellemek.
ABD tarafların birbirleriyle ilgili düşünce veya duygularını değiştirmek için pek fazla şey yapamaz. Amerikalılar eninde sonunda Irak'tan ayrılacak. Bu değişim içeriden gelmeli. Kürtler ve Türkler birbirlerine güçlü bağlarla bağlı ve gerek Irak'la gerekse Irak'sız bir ilişki yaratmaları lazım.
Her olasılığa hazır olunmalı
Kürt kamuoyundan gelen baskıya rağmen seçilmiş Kürt liderliği, Irak'tan ayrılmak ve bağımsız bir Kürt devleti kurmak gibi bir niyeti olmadığını defalarca dile getirdi. Ağır toplarını Bağdat'a gönderecek ve yeni Irak'ın şekilleneceği sürecin bir parçası olacak. Fakat bunun da koşulları var; eğer Irak'ın orta ve güney kesimlerindeki şiddet sona ermezse, aklı başında kimse Irak'ın parçası olmak istemez. Eğer Kürtlere yeni düzenin gerçek bir parçası olmaları konusunda yardım edilmezse, diğer seçenekleri gözden geçirmek zorunda kalacaklar.
Bu koşullar altında Türkiye Kürtlerin gelip şunu söylediğine tanık olabilir: Irak işlemiyor; bunun bir parçası olmak istemiyoruz; ne de sizinle savaşmak istiyoruz. Ve Kürt kimliğimizden de vazgeçemeyiz.
Ne yapalım? Türkiye'nin bu soruya vereceği bir yanıtı olmalı.
(Lübnan gazetesi, Irak'taki Savaş ve Barış Haberciliği Enstitüsü'nde editör ve eğitmen, 28 Şubat 2005)