Ankara henüz çıkış çizgisinde

Avrupa Birliği, Kıbrıs'ın tanınmasına ilişkin olarak yaşanan tartışmada ortaya çıkan kuşkulardan sonra, Türkiye ile katılım müzakerelerinin planlandığı gibi 3 Ekim tarihinde başlatılmasının yolunu açtı.
Haber: Martin Winter / Arşivi

Avrupa Birliği, Kıbrıs'ın tanınmasına ilişkin olarak yaşanan tartışmada ortaya çıkan kuşkulardan sonra, Türkiye ile katılım müzakerelerinin planlandığı gibi 3 Ekim tarihinde başlatılmasının yolunu açtı.
Avrupa'nın Türkiye'nin güç denemesine gösterdiği tepki, mevcut genişleme politikasının temel zayıflığını ortaya koyuyor. Bu politika, uluslararası terörizmin ortaya çıkmasından bu yana, komşu bölgelerden gelecek tehlikelerin önlenmesine ilişkin jeostratejik düşünceler öncülüğünde şekilleniyor. Bu durum AB'yi şantaja açık hale getiriyor. Türk hükümetinin en güçlü argümanı, İslamcıların ya da milliyetçilerin Ankara'da iktidara gelebilecekleri tehdidi. Erdoğan ve Gül, Avrupalıların korktukları şeytanın ne olduğunu biliyor.
Kıbrıs bir örnek
Avrupa Birliği jeostratejik konuları tabii ki daima nazarı dikkate almalı. Ancak aynı zamanda, tarihi ve kültürel uyuşmazlıklar ya da Avrupa Birliği'nin işlerliğine ilişkin ekonomik ve siyasi riskleri geri plana atmak, güvenlik alanında elde edilmesi umulan kazancın kat kat üzerinde birçok tehlikeyi içermekte. Kıbrıs konusunda duygusal ve büyük ölçüde mantıksız bir düzlemde sürdürülen tartışma, AB'nin Türkiye'nin üyeliği aracılığıyla ithal edeceği ve gücünü uzun bir süre engelleyebilecek ve hatta onu felç edebilecek karmaşık ve yüzlerce yıllık geçmişi bulunan anlaşmazlıklara yalnızca bir örnek.
Üyeliğin iyileştirici etkisi, bazı Avrupa idealistlerinin inandırmaya çalıştıklarının aksine çok sınırlı. Üyelik aracılığıyla ne Kuzey İrlanda ne de Cebelitarık sorunu çözülmüştür.
Avrupa Birliği Yunanlılar, Türkler ve Kıbrıslılar arasındaki toprak anlaşmazlıklarını herhangi bir şekilde idare edebilir, ancak anlaşmazlık bölgeleri güvenlik politikası açısından dünyanın hassas bölgelerinde yer aldığından, başarı derecesi 'şöyle böyle'den daha ziyade 'kötü' olacaktır.
İhmal edilen risk
Avrupa Birliği'nin affedilmez bir şekilde ihmal ettiği ve tartışılması gereken risk ise, zayıflık ve büyüklük mirası. Türkiye ve onunla birlikte ya da ondan sonra kaçınılmaz olarak üye olacak Ukrayna, Avrupa Birliği'ni siyasi ve ekonomik açıdan çöküntüye kadar sürükleyebilir.
Türkiye ile müzakereler uzun yıllar alacaktır.
Bu ülke henüz Avrupa Birliği'ne hazır değil. Günün birinde hazır olup olmayacağı da belli değil. Ancak bu durum, Avrupa hükümetleri açısından ne olacağını görmek için öylece beklemeyi gerektirmiyor. Nasıl ki Türkiye
üyelik sürecinde Avrupa Birliği değerler topluluğuna gerçekten
katılmak istediğini ve bunu gerçekleştirebileceğini samimi bir şekilde ortaya koymak zorundaysa, Avrupa Birliği de kendi imkânlarını
ve sınırlarını açık bir şekilde göz önünde bulundurmalı. Bunu eğer Avrupa Birliği yapmazsa, vatandaşlar Türkiye referandumlarında Brüksel'in adına yapacaklar. Sonunda ortaya, müzakerelerin Türkiye ile Avrupa
Birliği arasında özel bir ilişki kurulmasına yönlendirilmesinin neden olabileceği bütün olumsuzluklardan daha büyük bir stratejik felaket çıkabilir. (Alman gazetesi, 5 Eylül 2005)