Ankara kaçak güreşiyor

Kıbrıs sorunu, uluslararası özelliğinin ötesinde, çözülmesi gereken iki toplumlu boyutlara da sahip. Ancak Türkiye, müdahil olmayan taraf olduğunu küstahça ileri sürerek topu dışarıya atamaz, çünkü Türkiye işgalci güçtür.

Kıbrıs sorunu, uluslararası özelliğinin ötesinde, çözülmesi gereken iki toplumlu boyutlara da sahip. Ancak Türkiye, müdahil olmayan taraf olduğunu küstahça ileri sürerek topu dışarıya atamaz, çünkü Türkiye işgalci güçtür.
Erdoğan'ın, Kıbrıs sorununun çözümünün Tasos Papadopulos ile Mehmet Ali Talat'a bağlı olduğu yolundaki dünkü açıklaması bir kez daha Türkiye'yi Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarını işgal etme suçlarından arındırmayı amaçlamakta. Erdoğan hükümeti, Ankara'yı sorumluluklarından kurtarma çabası içinde.
Oysa Türkiye, adada işgal ordusu bulunduruyor ve sahte devlet ile çeşitli ilişkilerini bütün yasadışı ve gayrimeşru yollarla muhafaza ediyor. Bilinen çeşitli numaralarla bu ilişkileri yüceltmeye çalışıyor. Örneğin Kıbrıslı Türklerin sözde izolasyonu ve sözde ambargonun kaldırılması... Elbette devam eden Türk işgali, 30 yıldan fazla bir süredir işgal bölgesinin demografik yapısını bozan yerleşikler ve sorunun
diğer uluslararası boyutları olmasaydı, Kıbrıs sorunu iki toplum arasındaki müzakerelerin konusunu teşkil edecekti. Ancak ne yazık ki Türkiye Kıbrıs sorununda başrol oynamakta. İşte bu nedenle Türkiye
ağır sorumluluklarından kurtulamaz ve sorunu başka yere yerleştiremez.
Türkiye'nin AB'ye giden yolu uzun ve bu süreçte yükümlülüklerine saygı duymak zorunda. Bu sadece, AB'nin yeni üyeleri ile (Kıbrıs da dahil) Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalaması ile değil, aynı zamanda Türkiye içinde ve dışında, insan haklarına saygı duymasıyla da ilgili.
Avrupa'ya giden süreç, sadece ekonomik kazançlar içermemekte. Yapı ve anlayışla ilgili özlü değişiklikleri de kapsıyor. Kıbrıs, devam eden işgalden aldığı yaralara ve suni ayrılıktan doğan sorunlara rağmen, Türkiye'nin Avrupa sürecini tereddüt etmeden destekliyor. Ancak AB'de herkes için geçerli olan şartlar ve önkoşullarla...
Türkiye, sorumluluklarını üstlenmek ve topu başka yere atmamak zorunda. Kıbrıs halkı, çözüm ve yeniden birleşmeyi herkesten çok istiyor ve hükümet de çabalarını bu yönde yoğunlaştırıyor.
(Rum gazetesi, başyazı, 23 Mart 2005)