Ankara mesajı almalı

Türkler, AB'den gelen uyarı sinyallerini henüz tam olarak kabullenmek istemiyor. Oysa bu sinyaller çok açık. Ankara'da reformlar duraksamış durumda.
Haber: CHRISTOPH RABE / Arşivi

Türkler, AB'den gelen uyarı sinyallerini henüz tam olarak kabullenmek istemiyor. Oysa bu sinyaller çok açık. Ankara'da reformlar duraksamış durumda.
Bu durum sadece Türkiye'nin olası üyeliğine karşı çıkanları harekete geçirmekle kalmıyor, tartışmaya, Ankara'nın üyelik arzusuna pek de mesafeli durdukları söylenemeyecek sosyal demokratların saflarından da giderek artan eleştirel sesler karışıyor. Haklı olarak; çünkü ne Brüksel'in son dakikada müzakerelerin başlamasını reddettiği Hırvatistan olayı, ne de reformların uzun süre sürüncemede bırakılmaması yönündeki ikazlar Türkiye'de istenilen tepkiyi sağlıyor. Erdoğan, şimdilik üzerine düşeni yaptığından emin. Son ayların reform koşusu, Başbakan'ın şevkini görülür biçimde tüketti.
Türkiye önümüzdeki haftalarda net hareket sinyalleri vermediği takdirde, AB ile müzakerelerin daha başlamadan suya düşmesi tehlikesi mevcut. Anlaşılan Ankara, Avrupalıların sabrının tükenmesini pek önemsemiyor. Kadınlara dayak atan polislerin görüntüleri ve eleştirel karikatüristlerin cezalandırılması, mutlak modernleşme iradesinden ziyade başına buyrukluk izlenimi veriyor.
AB tarafından demokrasi ve insan haklarına riayet edilmesi için yön gösterici olarak belirlenen Kopenhag Kriterleri uygulamaya konulmadan, Türkiye'nin AB'de yeri yok.
Erdoğan'ın etrafındaki reformcu ekibin eski gelenekleri kırarak demokrasi ile İslam, Doğu ile Batı arasında bir köprü oluşturabileceği umudu henüz kaybolmadı. Ama bu umudu yeniden canlandırmak gerekiyor. Hem de vakit geçirmeden. (Alman gazetesi, 22 Mart 2005)