Ankara tercihini yapsın

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de dahil olduğu 10 yeni üye devletle Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü imzalama konusunda AB'ye taahhütte bulundu ve yükümlülük üstlendi.

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de dahil olduğu 10 yeni üye devletle Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü imzalama konusunda AB'ye taahhütte bulundu ve yükümlülük üstlendi. Ankara'nın, imzanın sözde kalması için yürüttüğü yoğun kulis faaliyetlerine rağmen Türkiye, gerçekten ek protokolü imzalamak zorunda kaldı. Ancak aynı esnada, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığı konusunda bir açıklama yaptı.
Bu açıklama hiçbir hukuki geçerliliğinin olmamasına rağmen, Ankara'nın
niyetlerinin ve politikasının bir kanıtıdır.
Bu politika ve niyetler, Türkiye'nin imzaya saygı duyup duymayacağı ve Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün öngördüklerini uygulayıp uygulamayacağı konusunda akıllarda birçok soru işareti yaratmakta. Ancak bundan önce, hem Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığı konusunda yapılan açıklama, hem de Türk yetkililerin kışkırtıcı bir tonla AB'ye yönelik olarak yaptıkları açıklamalar kaygıya neden olmakta.
AB'nin taleplerine uyulmalı
Türkiye bir yandan AB'ye üyelik için yalvarırken, diğer yandan AB'nin ilke ve değerlerine, kurumsal çerçevede saygı göstermeyi reddedemez. AB'ye üye olmak isteyen bir devlet, Türkiye'nin üyelik sürecine karar verecek 25 devletten biri olan AB üyesi başka bir devleti tanımadığını açıklayamaz. Türkiye, gerçekten ne istediğine ve AB'ye üye olmak isteyip istemediğine
karar vermeli. Eğer gerçekten üye olmak istiyorsa, AB'nin taleplerine uymalı.
Aynı esnada AB de, Türkiye'ye istisna olamayacağını, topluluğun ilke ve değerlerini, aynı zamanda kendi kararlarını görmezden gelemeyeceğini açıkça söylemeli. AB, Türkiye'ye Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de
dahil olduğu 10 yeni üye devletle Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü imzalaması ve uygulaması konusundaki yükümlülükleri hatırlatma sorumluluğu taşımakta.
AB'nin, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığı yönündeki kışkırtıcı açıklamasına net bir yanıt vermesi, aynı zamanda AB üyesi bir devletin yüzde 37'sinin işgal edilmesinin devam edemeyeceğini öğütlemesi gerekiyor. (Rum gazetesi, 1 Ağustos 2005)