Ankara'dan sivri sesler

Türk hükümeti AB tartışmasında katılım müzakerelerinin başlatılmasını destekleyenleri bile endişeye sevk edecek şekilde üslubunu sertleştirdi. Erdoğan sert bir şekilde...
Haber: Manfred Pantförder / Arşivi

Türk hükümeti AB tartışmasında katılım müzakerelerinin başlatılmasını destekleyenleri bile endişeye sevk edecek şekilde üslubunu sertleştirdi. Erdoğan sert bir şekilde, ülkesi için yalnızca tam üyeliğin söz konusu olduğunu söylüyor. Halbuki AB Bakanlar Konseyi, katılım müzakerelerini ucu açık olarak nitelendirmişti. Ayrıca Gül de sert bir üslupla Almanya'daki Birlik Partileri'nin şansölye adayı Angela Merkel'e saldırıyor; zira Merkel, partisinin pozisyonu olan imtiyazlı ortaklık önerisini, uzun zamandır bilindiği halde, hâlâ yinelemeye devam ediyor. Ankara artık koyduğu şartlar yerine getirilmediği takdirde geri çekilme tehdidi savuruyor.
AB'nin Türkiye'ye ilişkin kararı, Fransa ve Hollanda'da AB Anayasası'nın reddinden sonra Avrupa'yı zaten yeterince baskı altına soktu. Almanya'da da ezici çoğunluk Türkiye'nin AB üyeliğine karşı. Bu nedenle, Ankara'nın daha basiretli hareket etmesi faydalı olur. Ancak Ankara böyle davranmıyor. Tersine Erdoğan Kıbrıs konusunda da direniş gösteriyor. AB, Ankara'nın yeni AB üyesi Kıbrıs'ı resmi tanımadan Gümrük Birliği'ne dahil edebilmesi için zaten kolaylık sağlamıştı. Ancak Erdoğan, anlaşmaya rağmen Güney Kıbrıs gemilerinin Türk limanlarına girişine izin vermemekle durumu daha da zorluyor. Schröder Erdoğan'a taleplerini ve kabalıklarını bir yana bırakması yönünde tavsiyede bulunmalı.
Türk tarafı ısrarla AB'nin koşullarını yerine getirdiği argümanını öne sürüyor. Ülkede hukuk sistemini AB standartlarıyla uyumlu hale getirmek üzere reform paketleri hazırlandı. Ancak Orhan Pamuk'a açılan davada da görüldüğü gibi uygulama konusu başka bir mevzu. Orhan Pamuk, Ermeni soykırımı konusunda yaptığı bir açıklamanın bedelini çok ağır ödeyebilir. (Alman gazetesi, 4 Eylül 2005)