Ankara'nın oyunu artık sona eriyor

Politika, farklı araçlarla yapılan bir savaştır. Türkiye; Yunanistan ve Kıbrıs'ta sürekli olarak her türden savaş yap-maktadır. Türkiye, AB'ye üye olmayı küstah bir şekilde talep ederken, vatanımızın yarısını elinde tutuyor.
Haber: SAVVAS YAKOVİDES / Arşivi

Politika, farklı araçlarla yapılan bir savaştır. Türkiye; Yunanistan ve Kıbrıs'ta sürekli olarak her türden savaş yap-maktadır. Türkiye, AB'ye üye olmayı küstah bir şekilde talep ederken, vatanımızın yarısını elinde tutuyor. Türkiye, AB ile üyelik müzakerelerine başlamak için Helen yardımına ihtiyacı olduğu bir esnada, Ege'nin yarısını talep ediyor. Yabancılar, milli çıkarlarını savunan ve talep edenlere saygı duyuyor. Ancak, iyi çocuk ve iyi hal ve gidiş hakkındaki teorilerde rehavete düşenler, acınacak durumdalar.
Fransızlar sağ olsun
Çok şükür ki şimdi Fransa, ortaklarımız ve Türkler karşısında ilk önce bizim talep etmemiz gerekenleri talep ediyor. Yani Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımaması halinde, AB ile üyelik müzakerelerine başlayamayacağını. Fransa'nın tezleri iki faktörden yola çıkmaktadır:
1- Türkiye'nin adaylığı nedeniyle, Avrupa Anayasası'na verilen 'hayır' yanıtından sonra şekillenen Fransız çıkarlarının savunulması.
2- Cumhurbaşkanı Chriac'ın halefliği ile ilgili olan iç siyasi çıkarlar.
Öte yandan Almanya seçim öncesi dönemde bulunuyor. Türkiye faktörü siyasi çekişmede üst sırada. Hıristiyan demokrat muhalefet, 18 Eylül tarihindeki seçimleri kazanır kazanmaz, AB ile Türkiye'nin üyelik müzakerelerini askıya almayı ve özel ilişki kurmayı önereceğini halihazırda açıkladı. Türk karşıtı atmosfer Avusturya'da daha katıyken, Hollanda'da milletvekilleri de Türkiye aleyhinde tavır takınıyorlar. Yani bizim çıkarlarımız için tamamen olumlu olan, büyük ortaklarımızın bir çıkar özdeşleşmesi görülüyor.
Yeter ki, ortaklarımızın çıkarlarının bizimkilerle denk düşmesini ikna edici bir şekilde değerlendirerek, bunları öne sürelim. Karamanlis ve Tassos ikilem yaşayamaz. Kararları, iki eksen üzerinde hareket etmelidir:
1- Ortaklarımıza ve yukarıda bahsedilen ülkelere, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından tanınması konusundaki taleplerini destekleyeceğimiz konusunda bilgi versinler.
2- Atina, Erdoğan'a komedi ve düzenbazlıklarının bittiğini açık bir dille anlatsın. Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanısın, işgali bitirsin, sahte devleti ortadan kaldırsın. Aksi takdirde Atina, Türkiye'nin üyeliğine destek vermekten vazgeçecek ve Kıbrıs ile Yunanistan, ortaklarımızın yardımı ile veto kullanacak.
Fırsat kaçmasın
Eleftheros Venizelos'un bir zamanlar söylediği gibi: "Avrupalılar hakkı değil, sadece çıkarlarını anlıyorlar". Çıkarlarımız bugün ortaklarımızın çıkarları ile özdeşleşiyor. Şimdi sorun şu: Onları nasıl ilerleteceğiz? Yanılsamalara sahip değiliz: Bir yandan Türkiye'nin ödün vermesi söz konusu değilken, diğer yandan Kıbrıs ve Yunanistan'ın bizi işgal eden ve bizi yok etmekle tehdit eden bir ülkeye veto kullanmaya hazır olmadığı görülüyor. Ödleklik ve cesaretsizlik büyük bir ihtimalle yeniden ağır basacak. Ancak önümüze gelen bu son fırsatı da kaybedersek, Yunanistan ve Kıbrıs artık kararlı ve kontrol edilmeyen Türkiye'nin nihai bir şekilde korkunç uydusuna dönüşecek. (Rum gazetesi Simerini, 18 Ağustos 2005)