Ankara'ya yeni engel

Zavallı Türkiye. AB ile üyelik müzakerelerine başlama umutları son dakikada bir darbe daha aldı. AB'deki geniş bir kamuoyu fikriyatının sözcülüğünü yaptığını iddia eden Avusturya...

Zavallı Türkiye. AB ile üyelik müzakerelerine başlama umutları son dakikada bir darbe daha aldı. AB'deki geniş bir kamuoyu fikriyatının sözcülüğünü yaptığını iddia eden Avusturya, müzakerelerin, ancak tam üyeliğe açık bir alternatif önerilmesi halinde başlaması gerektiğini savunuyor.
Geçen aralıktaki AB zirvesinde, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamak için gereken şartları yerine getirdiği sonucuna varılmıştı.
O günden sonra Ankara'nın umutları giderek karardı: Fransa ve Hollanda AB Anayasası'nı reddetti; 'imtiyazlı ortaklık' öneren Merkel Alman seçimlerinden birinci çıktı. Ankara'nın AB gayretinin yaygın muhalefetle karşılaştığı Avusturya'nın itirazları, Styria'da yapılacak yerel seçimlerin öncesine denk geldi.
Düğümü çözüp aralıkta verilen taahhüde uyulmasını sağlama görevi, Türkiye'nin üyeliğine uzun zamandır arka çıkan Britanya'ya düşüyor. Avusturyalılar Türkiye konusunda geri adım atmalarının, Hırvatistan ile müzakerelerin tekrar başlamasından geçtiğinin işaretini veriyor. Fakat bu, Zagreb'in uluslararası savaş suçları mahkemesiyle işbirliği yapmasına ve general Gotovina'nın yargılanmasının önünü açmasına bağlı. Viyana ile bir anlaşma ihtimali var, ama bu anlaşma, mahkeme başsavcısı Carla del Ponte'nin Zagreb'e temiz kâğıdı vermemesi halinde Hollanda ve İsveç'ten sert tepki alır.
Bölünmüş Avrupa
Bölünmüş Avrupa, Ankara'ya yeni özel şartlar getirerek ciddi bir vaatten dönme gayreti içinde. Türklere sunulacak en iyi teklif, AB ile belli bir mesafede durması, dünyanın bu en büyük tek pazarındaki rekabet gücünü kullanmasına imkân verecek şekilde üyelikten daha azına razı gelmesi olabilir. Fakat Türklerin aklı uzun zamandır tam üyelikte; ülke içi reform ve bölünmüş Kıbrıs konularında AB ile işbirliği yaptığı düşünülürse, son dakikada bir kenara itilmeyi hak etmiyor.
AB'nin önünde stratejik bir tercih var:
Ya 10 veya 20 yılda büyük bir Müslüman ülkeyi sindirmek için çalışacak ya da geri çevirecek.
İlk seçenek, Batı ile İslam dünyası arasında eşsiz bir köprü vaat ediyor. İkincisi ise iyi niyetli fakat gururlu bir adayı radikal bir hasma dönüştürme riski taşıyor. (Başyazı, 1 Ekim 2005)