Annan, manda istiyor

Talat'ın rolü ve Denktaş politikasını sürdürüp sürdürmeyeceği tartışma konusu. Bu tartışma anlamsız; çünkü kararlar Ankara'da alınıyor. Denktaş, Ankara'nın politikasına hizmet ediyordu, Talat da Ankara'nın politikasına hizmet ediyor.
Haber: Stefanos Konstantİnİdİs / Arşivi

Talat'ın rolü ve Denktaş politikasını sürdürüp sürdürmeyeceği tartışma konusu. Bu tartışma anlamsız; çünkü kararlar Ankara'da alınıyor. Denktaş, Ankara'nın politikasına hizmet ediyordu, Talat da Ankara'nın politikasına hizmet ediyor. Şimdi Ankara uzlaşıcı, Talat da ılımlı lider olarak tanıtılıyor. Bu tanıtıma, Rum tarafındaki bazı Talat hayranları da katkıda bulunuyor. Ancak Ankara'da Denktaş'ın, artık uygun adam olmadığına karar verildiği zaman kenara itildiğini unutuyorlar.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin birçok zaafı olabilir; ancak en azından Atina veya yabancı başkentlerin güdümünde değil. Aksi takdirde Kıbrıs Cumhuriyeti Annan Planı ile lağvolmuş ve işgal de Türk egemenliğiyle yasallaşmış olacaktı.
Ankara'nın Kıbrıslı Türklerin siyasi yaşamını güdümü altında tutması bizim onlarla işbirliğine girmememizi gerektirmez. Elbette amaç, Kıbrıslı Türklerin Ankara'nın etkisinden kurtarılıp demokratik, bağımsız bir devlet çerçevesinde ortak bir geleceğin yaratılması olmalı. Oysa Annan Planı, içte ırk ayrımcılığına dayalı, dışta mandaya dönüşen bir devlet öngörüyor.
Üstelik Ankara, Kıbrıslı Türkleri siyaseten kontrol ettikçe, onları kendi çıkarlarına hizmet etmek amacıyla stratejik bir azınlık olarak kullanacağı açık.
Talat'a liyakat belgesi verenler, Papadopulos'u veya Hristofyas'ı suçlayanlar, güçlerinin bir bölümünü Kıbrıslı Türklerin Ankara'nın himayesinden kurtarmaya harcasa iyi eder.
Demokrasi ve eşit yönetim budur. Devlet yetkililerini; etnik kökenlerini göz önünde bulundurmadan ve son sözü Ankara söylemeden, siyasi ve ideolojik ilkeler doğrultusunda seçmek...
(Rum gazetesi Politis, 15 Mart 2005)