Annan Planı'ndan kaçış yok

Kıbrıs sorununun 2005 yılı içinde çözülmesi yönünde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yeni bir girişimde bulunacağı kesin.
Brüksel zirvesi kararlarının yeni bir girişime bağlanmasını istemeyen Yunan hükümeti bir yana...
Haber: MakarYos Drusİotİs / Arşivi

Kıbrıs sorununun 2005 yılı içinde çözülmesi yönünde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yeni bir girişimde bulunacağı kesin.
Brüksel zirvesi kararlarının yeni bir girişime bağlanmasını istemeyen Yunan hükümeti bir yana, Kıbrıs konusuyla ilgilenen diğer tüm tarafların değerlendirmesine göre Birleşmiş Milletler, muhtemelen mayıs ayından Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlayacağı ekim ayına kadar çözüm için yeni bir çaba sarf edecek. Çözümün temelini, belki farklı bir isim altında ve 'Avrupa damgasıyla', ama sonuçta yine Annan Planı oluşturacak.
Zirvenin mesajları
Yeni çabanın başlangıç noktasını, özellikle Türkiye'ye müzakerelere başlama tarihinin verilmesinden sonra, Kıbrıs konusunun Avrupa Birliği bünyesinde önemli bir diken olduğunun ortaya çıktığı 17 Aralık Avnrupa Birliği zirvesi oluşturdu. Brüksel zirvesi hem Türkiye'ye hem de Kıbrıs'a mesaj gönderdi.
Zirve Türkiye'ye, Kıbrıs konusunun, üyelik yöneliminde daimi engel oluşturacağı mesajını gönderdi. 17 Aralık'ta Avrupa Birliği'nin büyük güçleri, Erdoğan'ın, Kıbrıs konusundaki istediklerini, verilen tarihe refakat etmekte olan katı koşulları ülkesine daha kolay 'satabilmesine' yardım etmek için kabul etti. Ancak, Kıbrıs konusunun gelecekte Türkiye'nin üyelik prosedürünün durdurulması için Avrupa Birliği tarafından kullanılmayacağından bugün hiç kimse yüzde yüz emin olamaz.
Kıbrıs'a, Avrupa Birliği'nde oyunlar oynamak için çok küçük ve güçsüz olduğu mesajı verildi. Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, süper güçlü bir kurumun içinde küçük ve güçsüzün yalnızlığını duymuş olmalı ve Türkiye'nin üyelik yönelimine, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinden daha büyük önem verildiğini anlamış olmalı.
Kıbrıs sorununun çözümü, şimdi hem Ankara'ya hem de Kıbrıs'a baskı uygulayabilecek konumda olan AB için öncelikli konuyu oluşturuyor.
Avrupa Birliği Konseyi Başkanı olarak Hollanda Başbakanı Balkenende, Kofi Annan'ın geçen hafta Brüksel'i ziyareti sırasında, sorun için faaliyete geçilmesi yönünde çağrıda bulundu.
Erdoğan, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine başlayacağı tarihi elde ettikten sonra sorunun çözülmesi yönünde gerekli siyasi iradeye sahip olduğunu gösteriyor. Kıbrıslı Türklerin de yönetimine katılacağı birleşmiş bir Kıbrıs, Ankara'nın üyelik yöneliminde karışıklık yaratmayacak; tam aksine buna yardımcı olacak.
Cumhurbaşkanı Papadopulos kartlarını hâlâ kapalı tutuyor, fakat daha Avrupai ve hakkaniyete daha uygun bir çözüm için uzun müzakereler stratejisi üzerinde ısrar etmekte devam ettiği belirtileri veriyor.
Değerlendirmelere göre, gelişmeleri başlatacak taraf, Avrupa Birliği ve ABD'nin desteğiyle, Türkiye olacak. Zaten Türklerin hedefi ya çabuk bir çözümü elde etmek ya da sorumluluğu tamamıyla bir kez daha Kıbrıslı Rumlara yüklemek.
Yeni koşullar
Belirtilere göre, yeni girişimde, Kıbrıslı Rumların rahatsızlıkları ve Annan Planı'na karşı duydukları nefret göz önünde tutulacak. Büyük bir olasılıkla nisan ayından sonra başlayacak görüşmelerin daha dostane bir ortamda yapılması amaçlanacak. Bu bağlamda:
1- Denktaş bu prosedürün bir tarafını oluşturmayacak, çünkü nisan ayında yapılacak seçimleri Talat'ın kazanması bekleniyor.
2- Konu için işbirliğinin şimdiden elde edilmesi amacıyla iki büyük partiyle; AKEL ve DİSİ ile perde arkasından diyalog şimdiden başlamış bulunuyor.
3- Belki Avrupalı bir arabulucunun atanmasıyla AB'nin müdahil olması amaçlanacak.
4- Amaçlanacak çözüm Annan Planı temelinde olmasına rağmen, plana yeni isim verilecek (Türk kaynakları Solana Planı'ndan söz ediyor). Böylece de buna Avrupa damgası vurulacak.
5- Yapılacak değişikliklere gelince; bunlar, dört eksen üzerinde olacak: garantiler, askerler, yerleşimciler ve ekonomi.
Kıbrıslı Rumların endişeleri uluslararası toplum tarafından anlaşıldı. Gerekli olan, bu konularla ilgili müzakereler için siyasi iradenin olması. (Yunan gazetesi Elefterotipia, 26 Aralık 2004)