Annapolis'ten sonrası Allah kerim

ABD Başkanı George W. Bush'un görevinin bitmesine bir yıldan az bir süre kala Annapolis'te düzenlediği Ortadoğu barışı toplantısı, önceki gün İsrail-Filistin müzakerelerinin başlaması kararı ve 2008 sonuna dek nihai anlaşmaya varılması temennisiyle sona erdi.

ANNAPOLİS - ABD Başkanı George W. Bush'un görevinin bitmesine bir yıldan az bir süre kala Annapolis'te düzenlediği Ortadoğu barışı toplantısı, önceki gün İsrail-Filistin müzakerelerinin başlaması kararı ve 2008 sonuna dek nihai anlaşmaya varılması temennisiyle sona erdi. Dün Bush'un ev sahipliğinde Beyaz Saray'da müzakereleri başlatan İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile Filistin lideri Mahmud Abbas artık iki haftada bir görüşecek, komiteler de 12 Aralık'tan itibaren buluşmaya başlayacak. Süreç gelecek ay Paris, yıl başında da Moskova'da izleme toplantılarıyla devam ettirilecek.
Ama bundan kimse somut sonuç ummuyor. Bir Arap diplomat, "İyimserliği yükselten hiçbir şey yok. Takvime saygı gösterileceğine dair net taahhüt yok" dedi. Nitekim Olmert, NPR radyosuna, anlaşmaya bir hafta ya da bir yılda varılamayacağını, ama bir yerden başlamak gerektiğini söyledi. Abbas, müzakerelerin derhal başlaması gerektiğini belirtirken, "Anlaşma Filistin devletinin başkentinin Doğu Kudüs olmasını garantilemeli" şerhi düştü. İsrail'in sadece Mısır, Ürdün ve Moritanya'yla ilişkileri varken, Filistin'le barışmadan tüm Araplarla barış isteyen Olmert, Suudi Bakan Suud Faysal'ın önce İsrail'in işgal ettiği tüm Arap topraklarından çekilmesi gerektiği azarıyla karşılaştı.
Babacan da ihtiyatlı iyimser
Toplantı sonunda ne nihai bildiri yayımlandı ne de Araplardan yeni sürece destek açıklaması geldi. Sadece ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, tek başına kısa açıklama yapıp gazetecilerden soru almadan kürsüyü terk etti. Suriye de Golan Tepeleri'ni geri almak için İsrail'le yedi yıldan sonra müzakerelerin başlamasını istediğini belirtirken, bu çağrıya Dışişleri Bakanı Ali Babacan da destek verdi. Toplantının sonucunu ihtiyatlı iyimserlikle karşılayıp, Filistin'deki bölünmüşlüğün giderilmesi görüşünü yineleyen Babacan, Türkiye'nin görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu da iletti.
Gözlemciler, Annapolis toplantısının bir temel oluşturmaktan ziyade sembolik olduğunda hemfikir. Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner bile ilerlemeden memnuniyet dile getirirken, "İnsanlar çok şüpheci, çünkü pek çok girişim gördük" dedi. Filistinliler "Anapolis'te yeni bir şey yoktu, sadece laf... Ömrümüz sonuçsuz konferanslarla geçip gidiyor" tepkisi gösterdi. Mısır basını toplantıyı "Bush'un itibarını kurtarma amaçlı son girişim. Anlaşılan her ABD Başkanı görevini Ortadoğu barış anlaşmasıyla sonuçlandırmak için barış treninin son vagonuna asılıyor" diye yorumladı.
İsrail'in Maariv gazetesi 'Kameralar için barış yapmak' başlıklı başyazısında 'ABD Başkanı'nın konuşmasıyla yaratılan büyük beklentiler tuzla buz olursa, vahim felaketle karşılaşırız' uyarısı yaptı. Yediot Aharonot, 2008 sonunda nihai anlaşma temennisi için "Ancak mucizeyle olur" dedi. İsrail'de özellikle Kudüs'ün paylaşılması ve Batı Şeria'daki yerleşimlerin tasfiyesi ihtimali tepki çekerken, Olmert'in yaşayabilir bir Filistin devletinin bu şartlarını aşırı sağcı ve dincilerle kurduğu koalisyona kabul ettirmesi imkânsız. Fetihli Abbas ise Filistin halkının yarısını temsil ederken, Gazze'yi kontrol eden Hamas toplantıyı tanımıyor.
'Böyle çok toplantı başarısız oldu'
Annapolis toplantısından sadece İran, Hizbullah ve Hamas dışlanırken, dün İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad şu çıkışı yaptı: "Siyonist rejimin sürmesi imkânsız. Saldırı, yalan, suç ve katliam üzerine kurulu bu rejimin doğasında yok olmak var. Annapolis ölü doğmuştur. Bazılarının toplantıya katılarak uğursuz Siyonist rejime kurban düşmesinden üzgünüz. Dünyanın en aptal siyasetçileri bile buradan bir sonuç çıkmayacağını biliyor. Böyle çok toplantı yapıldı, ama hepsi başarısız oldu. Çünkü Filistin'le ilgili karar verilecekse, seçilmiş Filistin hükümeti ve direnişinin temsilcileri de orada olmalıdır, Filistin halkının kendi kaderini tayin, oy verme ve mültecilerin dönüş hakkı tanınmalıdır." (Dış Haberler)