Arap dünyası Bush'u üzebilir

ABD'de Lübnan'daki sokak protestolarına, Filistin ve Irak seçimlerine ve Hüsnü Mübarek'in reform işaretlerine verilen tepkiler öyle havai ve uçarı ki, kimse Arap seçmenlerine seçim hakkı verilse neyi seçeceklerini görmek istemiyor.
Haber: TONY KARON / Arşivi

ABD'de Lübnan'daki sokak protestolarına, Filistin ve Irak seçimlerine ve Hüsnü Mübarek'in reform işaretlerine verilen tepkiler öyle havai ve uçarı ki, kimse Arap seçmenlerine seçim hakkı verilse neyi seçeceklerini görmek istemiyor. Bunun yerine Bush yönetimi propagandasını yapıyor, saf gazetecilerse Irak savaşının artçı şoklarını komünizmin çöküşüne benzetmek gibi abartılı bir söyleme dalıyor. Lübnan'daki protestolar mı dediniz? Berlin Duvarı'nın düşüşü gibi diyorlar. Filistin seçimleri? Bush haklıymış demek ki diyorlar. Hüsnü Mübarek, Saddam tarzı tek adaylı seçimlerden vazgeçip, hükümet tarafından onaylanmadan muhalefet yapılamayan İran tarzına mı geçiş yaptı?
Berlin Duvarı'nı bir kez daha düşürüyorlar.
Tarihi böyle tuhaf bir şekilde yorumlayabilmek, açıkladığını iddia ettiği olayların çoğunun içeriğinden bihaber olmayı gerektirir. Arap dünyasının arkaik otokrasilerinin çoğu aslında uzun süredir ABD'nin müşterisi rejimler. Halkların oy kullanmasına tabii ki seviniriz, ama Washington bu insanların neye oy verdiğini umursamayacaktır.
Muhafazakâr köşe yazarı Charles Krauthammer son gelişmeleri şöyle yorumluyor: "Irak ve Lübnan'da sokaktaki Arap nihayet sesini çıkarmaya başladı ve harika bir şekilde özgürlük ve onurdan bahsediyor. Amerikan kanı isteriz diye bağırmıyor. Tam tersine, liderleri artık açıkça özgürlük macerasındaki bu ilk açılımın, Amerikan örneği ve müdahalesi sayesinde geldiğini söylüyor."
Gelgelelim Beyrut sokakları, Hıristiyan- Sünni-Dürzi ittifakının yerine Şiiler konuştuğunda, Amerikan karşıtlarıyla doluyor. Ne de olsa Lübnan meclisindeki tek büyük parti ve halkın yarısını oluşturan Şii cemaatinin temsilcisi Hizbullah'ın başlıca hedefi, Suriye barışının yerine Amerikan barışının geçmesini önlemek. Iraklıların 'Amerikan örneğine' oy vermiş olduğu fikriyse abesle iştigal: ABD'nin desteklediği aday İyad Allavi, ulusal mecliste koltukların sadece yüzde 14'ünü alabildi. Koltukların yüzde 27'si, Irak'tan ayrılma isteklerini saymazsak Amerikan fikirlerine daha yakın duran laik Kürt partilerin eline geçti. Yüzde 53'lük çoğunluksa İran'la tarihi bağları bulunan ve ABD'nin Irak'taki varlığı ve nüfuzuna açıkça meydan okumuş olan Şiilere gitti (Seçmenlerin yüzde 42 kadarı da oy kullanmadı).
Filistinlilerin seçimleri, sırf Bush'un Irak savaşını haklı çıkarsınlar diye Yaser Arafat'ın ardılını seçmek için düzenlediklerini düşünebilmek için, oldukça yaratıcı bir hayal gücü gerekiyor. Nihayetinde Filistinliler Arafat'a da oy vermişti. Mahmud Abbas'ın tabanında El Aksa Şehitleri Tugayı da var, intifada hakkındaki belirsiz görüşlerini paylaşanlar da. Zaten temmuz ayındaki milletvekili seçimlerinin ardından Abbas muhtemelen, Hamas ile daha militan El Fetih'in çoğunluğu oluşturacağı bir meclise hesap vermeye başlayacak. Demokrasinin, Amerikan dış politikası ile şimdikinden daha uyumlu bir Arap liderliği yaratacağı fikri, kendini kandırmaktan başka bir şey değil.
Arap otokratlar patronları ABD'nin Ortadoğu politikasını desteklemekte tereddüt etmişse bunun tek nedeni, kendi vatandaşlarının bu politikalara sarsılmaz bir düşmanlıkla bakmasıydı. Mısır gerçekten demokratik olsaydı, Mübarek'in en büyük sıkıntısı Ayman Nur gibi liberal demokratlar değil, yasadışı Müslüman Kardeşler olurdu. Aynı şey Suriye için de geçerli. Arap ülkelerinin çoğu şimdi demokratik haklarını talep ediyorsa bunu ABD örneğini takip etme arzusundan değil, onu ve uzun süredir desteklediği menfaatçi yerel seçkinleri reddetme isteğinden yapıyor.
ABD sonuçları düşünüyor mu?
Bush doktrini Arap dünyasında gerçek demokrasiyi yaratıp, İslamcılara ve diğer radikal gruplara rejimlerini değiştirmeleri için barışçı bir yol yaratmaya ve böylece terörün cazibesini azaltmaya yönelik, bilinçli bir hareketse eğer, o zaman ortada son derece anlamlı bir kayma var demektir. Hamas, Hizbullah, Müslüman Kardeşler gibi grupların seçim siyasetine katılması hiç şüphesiz, bunların hiçbir düzgün yönetimle ilgisi olmayan, halkın öfkesinin efsanevi simgeleri olarak kalmasından yeğdir.
Ama George W. Bush yönetimi demokratikleştirme işini, sonuçlarının (geleneksel müttefiklerinin çoğuna gözlerini yumup, uzun vadede intikam almaları ihtimalini güçlendirme) tümüyle bilincinde olarak mı yapıyor, tartışılır. Son haftalardaki zafer söylemine bakarsak, iş Arap demokrasisinin sonuçlarına gelince Washington'daki gözlerin çoğu sımsıkı kapalı kalıyor. (TIME.com yazı işleri müdürü, 18 Mart 2005)