Araplar 3 Ekim'i kötü ıskaladı

Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerini başlatma konusunda anlaşmaya varması karşısında şu ana kadar hiçbir resmi hatta siyasi Arap tepkisi çıkmadı.
Haber: SATIG NUREDDİN / Arşivi

Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerini başlatma konusunda anlaşmaya varması karşısında şu ana kadar hiçbir resmi hatta siyasi Arap tepkisi çıkmadı. Arap başkentleri bu gelişmeyi görmezden geldi ve sanki uzak bir kıtada ve ülkede yaşanmış gibi ve Arapların hayatında hiçbir şey değiştirmeyecek sıradan bir olaymış gibi konuyla ilgilenmedikleri mesajı verdiler. Bazı gazete yorumları ve görüşleri ise çoğunluğu Türkiye uzmanı Arap yazarlarındı.
Bu tarihi anlaşma bir kez daha Arap siyasi kültüründeki korkunç çatlağı gözler önüne serdi. İşgal, bağımsızlık, kimlik ve din konularındaki Arap gündeminin yoğunluğu buna gerekçe gösterilemez. Bu bir şuursuzluk.
Türkiye'nin önümüzdeki 15 yıl zarfında Avrupa devleti olma vaadini alması hiç şüphesiz bir yandan Osmanlı deneyimini yaşayan Arap modernlikçiler açısından, diğer yandan çeşitli cephelerde İslam hilafetini diriltme çağrısı yapanlar tarafından iki yönlü hayal kırıklığını temsil etmekte.
Türkiye'ye İslamcı bir partinin hükmediyor olması, Arapların tutumuna ilişkin hayal kırıklığı ve şaşkınlığı artırmakta. Oysa Türkiye'nin Müslüman kimliği, Irak'taki Amerikan işgaline, Filistin'deki İsrail zulmüne ve diğer Arap sorunlarına yönelik öncü bir tutum almasına katkıda bulundu.
Araplar açısından işi daha da içinden çıkılmaz kılan husus, Türkiye'ye bu değerli fırsatı veren Avrupa'nın birçok cephede Arap ve Müslümanlara karşı savaşıyor olması. Bu durum İslam'a ve Müslümanlara düşmanlıkta Amerikalılardan geri kalmayan ikiyüzlü Avrupalılara Türkiye gibi Müslüman bir ülke aracılığıyla imajlarını düzeltme ve gerçek tutumlarını gizleme imkânı vermekte.
Fakat Türkiye ile Avrupa'nın çalışma takvimi bu bağlamın dışında ilerliyor. Arapların görmesi gereken gerçek Avrupa'nın Suriye ve Irak sınırlarına kadar genişleme sürecine girmiş bulunması. Üstelik Türkiye AB'den daha da tehlikeli NATO'nun kurucu üyesi.
Bu çıkarımdan daha önemlisi, üyelik görüşmelerinin modern Türkiye devletini yeniden tesis edecek ve halihazırdaki Avrupalı kimliğini pekiştirecek olması. Türkiye ile AB arasındaki anlaşma, tarihi okumak ve önemli dönemlerinin yazılışına şahit olmak isteyen her Arap için zengin bir malzemedir. (Lübnan gazetesi Sefir, 7 Ekim 2005)