Araplar neyi bekliyor?

Arap dünyası Güvenlik Konseyi'nin Suriye'ye ilişkin 1636 sayılı kararından sonra dar ve zorlu bir tarihsel dönemeçten geçiyor. Geleceğin zorlu olduğunu gösteren uluslararası yönelimlerin ışığında akla sayısız soru geliyor.
Haber: MUHAMMED EL KUDAT / Arşivi

Arap dünyası Güvenlik Konseyi'nin Suriye'ye ilişkin 1636 sayılı kararından sonra dar ve zorlu bir tarihsel dönemeçten geçiyor. Geleceğin zorlu olduğunu gösteren uluslararası yönelimlerin ışığında akla sayısız soru geliyor. Esef verici durum ise bazı Arap yazarların, Araplara karşı bu hamleye destek vermesidir. Burada bu yazarlara açık ve net bir biçimde Irak'taki durumu soralım. Irak'ta kitle imha silahlarını buldular mı? Amerikan Senatosu Irak'ın işgaline yol açan konuyla ilgili bilgileri araştırıyor.
Aynı senaryo şimdi Suriye için hazırlanıyor. Bölgenin bütün kartlarını karan ve Arapları çetin sorunlarla karşı karşıya bırakan demokrasi projesini unutmamak gerek. (...)
Suriye'yi tartışma konusu yapan yeni bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Bu durum ortak bir Arap tutumunu gerektirmez mi? Niçin Güneydoğu Asya ülkelerinin sergilediği stratejinin -gerçekten kitle imha silahlarına sahip olan- Kuzey Kore'ye yönelik muhakkak bir Amerikan saldırısına engel olabildiği bir dönemde, ortak bir Arap stratejisi yok?
Çifte standart
Araplar, sonuçları bütün Arap mevcudiyetini tehdit eden gerçek bir tehlike oluşturan bu projeye karşı ne hazırladı? Araplar yerlerinde mi oturacak yoksa aydın ve uzmanların katılımıyla daha önce eşi görülmemiş çifte standartlar içeren kararlar çıkaran Güvenlik Konseyi'ne "Dur" mu diyecek?
Ortadan kalkmaya yüz tutan Arap kişiliğini korumak amacıyla Avrupa'da olduğu gibi açık bir tasarı ve kapsamlı bir strateji ortaya koyma zamanı gelmedi mi? Gittikçe tehlikeye daha fazla yaklaşan Araplar neden harekete geçmiyorlar? Neyi bekliyorlar?
Ulusumuzun durumu hiç de iç açıcı değil. Irak'ın ne halde olduğunu görüyorsunuz. Abbasilerin başkenti işgal edildikten sonra şimdi de tehlike Emevilerin başkentinin kapılarına dayanmış bulunuyor. Peki bu gerçekler karşısında Arap sisteminin tutumu ne? (Ürdün'de yayımlanan El Rey gazetesi, 10 Kasım 2005 )