Arapların kurtuluşu AKP tarzı liberal İslam'da

Acaba Türkiye'deki liberal İslamcı deneyim başarı elde ederse Arap dünyasında da uygulanabilir mi? Türkiye'deki liberal İslam'ın kendine özgü kökleri var. Bu köklerde, ideolojik eğilimlerle tarihi veriler iç içe geçmiş halde.
Haber: SAAD MUHYU / Arşivi

Acaba Türkiye'deki liberal İslamcı deneyim başarı elde ederse Arap dünyasında da uygulanabilir mi? Türkiye'deki liberal İslam'ın kendine özgü kökleri var. Bu köklerde, ideolojik eğilimlerle tarihi veriler iç içe geçmiş halde. Dolayısıyla, Türkiye'deki liberal İslam'ı oluşturan unsurların Arap ve İslam ülkelerinde bulunmaması, bu deneyimin Türkiye'ye has olarak kalacağı anlamına gelebilir. Fakat liberal İslam kavramının Arap ve İslam dünyasında da mevcut olduğunu söylemek mümkün.
19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadarki süreçte bir uyanış yaşayan Arap dünyası, 20. yüzyılın sonlarında, aşırılık yanlısı siyasal İslam'ın yükselişine sahne oldu. Fakat, Batı'daki bütün araştırmaların radikal İslam ve köktenci İslami hareketlere yoğunlaşmasına rağmen, birçok Müslüman genel şekliyle 'liberal İslam' diye tanımlanabilecek ilkeleri de yapılandırıyor. Liberal İslam, demokrasi, dinin siyasi çıkmazlardan ayrıştırılması, kadın hakları, düşünce özgürlüğü ve kalkınma gibi konularla ilgili özel yorumlara işaret ediyor.
Reform yanlısı tutumların, gelecekte daha da önemli bir hale gelerek gelişmesi de kuvvetle muhtemel. Bunun nedeniyse, bölgesel şartlar, modernleşme ve İslam toplumlarının gelişmesi. Yani, liberalizmin Batı'da ortaya çıkışına yol açanlarla aynı nedenler. Dahası, İslam dünyasına egemen olan ve aslında 19. yüzyılın başlarından bu yana bütün İslami kalkınma girişimlerine son veren Batı, artık liberal İslam'a düşman veya engel değil. Örneğin Batı şimdi Türk ordusunu, İslamcıların yükselişini frenlemekten ve onları parçalamak için darbe yapmaktan alıkoyuyor. Türkiye'deki liberal İslam Batı'yla 'dost' görünüyor. Dolayısıyla aynı deneyimin Arap ve İslam dünyasındaki başka İslami hareketlere sirayet etmesini engelleyecek bir durum yok. Tabii bu hareketlerin AKP gibi davranması şartıyla...
Konu öncelikle çıkarlar, sonra da ideolojiyle ilgili. Batılı çıkarları kabul eden ve Erdoğan'ın partisinin yaptığı gibi bu çıkarların ideolojik değerlerine itiraz etmeyen her İslamcı kesim, küreselleşen dünya düzeninde kendisine yer bulacak ve tarihin sadece okuyucusu olarak kalmayıp, sınırlı da olsa 'tarih yapan' tarafta yer alacak.
(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, 29 Temmuz 2007)