Aşçısının gözüyle Bin Ladin...

11 Eylül saldırılarıyla dünya gündemine oturduğundan beri hakkında çok şey yazılıp çizilen ABD'nin başdüşmanı Kaide lideri Usame bin Ladin'in 'iç dünyasına' dair yeni ayrıntılar bu kez eski aşçısından geldi.

KÂBİL - 11 Eylül saldırılarıyla dünya gündemine oturduğundan beri hakkında çok şey yazılıp çizilen ABD'nin başdüşmanı Kaide lideri Usame bin Ladin'in 'iç dünyasına' dair yeni ayrıntılar bu kez eski aşçısından geldi. Ladin'in beş yıl özel aşçılığı ve garsonluğunu yaptığını iddia eden Afgan meyve satıcısı Akhtar'a göre, Kaide lideri damak tadına düşkün olduğu kadar yemek de seçen ve aynı zamanda esprili bir insanmış.
Okuma-yazma bilmeyip aşçılık eğitimi almamasına karşın bu zorlu görevin altından kalkan 65 yaşındaki Akhtar, emekliliğini geçirdiği Kâbil yakınındaki meyve bahçesinde, Ladin'in sofra alışkanlıklarını anlattı: "Favori yemeği kuzu kormaydı. Kemiksiz kuzu etinden yapılan kormayı, badem, portakal kabuğu ile kuş üzümünün bulunduğu pilavla servis ederdim. Hem öğle hem akşam yemeğinde yerdi. Bugün burada olsa ona yine kuzu korma hazırlardım. Sabah kahvaltısında ise yağda pişmiş yumurta yemeyi severdi. Ama sık sık sağlığından şikâyet ederdi ve yemek seçen biriydi. Zehirleneceği korkusuyla benim dışımda birinin hazırladığı yemekleri yemezdi."
Pakistan sınırındaki bir mağarada geçirdiği Ladin'li günlerinin genelde ibadet ve cihad sohbetleriyle geçtiğini anlatan Akhtar, Kaide lideriyle aynı odayı da paylaşmış. Akhtar, bu sayede Ladin'in büyüklerine saygısını gözleriyle görmüş: "Ladin ve Filistinli yardımcısı Ebu Maz'la birlike uyuyacağımız odada, tek yatak vardı. Ladin, ben ondan daha büyük olduğum için yatakta beni yatırdı."
'Dayı dört karım bekliyor'
Akhtar, yandaşlarına her gün büyük ciddiyetle cihad nutukları atan ve 'dünyayı korkutan' Ladin'in esprili anlarına da tanıklık etmiş. Akhtar, "Suudi Arabistan'a gideceği zaman özellikle çok mutlu olurdu" diye anlattığı Ladin'in en çok şu esprisine gülmüş: "Dayı, memlekette dört karım da beni bekliyor. Biraz eğlenmenin zamanı geldi." (Telegraph)