Aslında Annapolis'ten Peres'in de umudu yok

ABD'nin 27 Kasım'da Washington yakınındaki Annapolis'te düzenleyeceği Ortadoğu barışı toplantısından kimse sonuç beklemezken, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres...

KUDÜS - ABD'nin 27 Kasım'da Washington yakınındaki Annapolis'te düzenleyeceği Ortadoğu barışı toplantısından kimse sonuç beklemezken, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, George W. Bush'un Ocak 2009'da bitecek başkanlığı döneminde Ortadoğu'da barışın imkânsız olduğunu teslim etti. Tokyo Şimbun gazetesine konuşan Peres, "Bush'un başkanlığı döneminde anlaşmaya ulaşmak teoride mümkün, pratikte imkânsız. Annapolis sonucuyla ilgili kimse hayale kapılmasın, ancak yeni barış müzakerelerine başlangıç teşkil edecek. Filistinli mültecilerin statüsü gibi daha önemli tartışmalar konferanstan sonra ele alınacak" dedi. Oysa Peres geçen hafta TBMM'ye 'tarihi' hitabında Annapolis toplantısından "Tarihi bir başarısızlığa dönüşmemesi gereken tarihi bir fırsat" diye söz etmişti.
Olmayan içeriğe dair bilgi verilemedi
Bush yönetimi Türkiye dahil 47 ülkeye yolladığı davetiyelerde toplantının 'olmayan' içeriğine dair bilgi veremezken, baş davetliler İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile Filistin lideri Mahmud Abbas, Annapolis öncesi ortak bildiri üzerinde hâlâ anlaşamadı. Nihai anlaşmaya temel olacak ortak bildirinin başlığında bile uzlaşılamadı. Haaretz'de yayımlanan 17 Kasım tarihli beş sayfalık taslağa göre, Filistinliler buna 'ortak belge', İsrailliler 'ortak açıklama' demek istiyor. Filistinliler, Annapolis'ten itibaren sekiz ay içinde, ama Bush'un başkanlığı bitmeden iyi niyet müzakereleri başlatılmasını istiyor. İsrailliler zaman sınırlaması istemiyor. İsrailliler 'İsrail Yahudi halkının, Filistin Filistin halkının yurdudur', Filistinliler ise sadece 'iki devletli çözüm' ifadesini istiyor. Müzakerelere rehberlik edecek referens noktaları üzerinde de uzlaşılamadı. Filistinliler 2002 tarihli Arap Barış Girişimi ile 194 sayılı BM kararının anılmasını isterken, İsrailliler karşı çıkıyor. Arap planı, İsrail'e, 1967 sınırlarına çekilmesi ve mültecilerin dönüş hakkını tanıması karşılığı tüm Arap âleminde tanınma sunuyor. 194 sayılı BM kararı da Filistinli mültecilerin dönüş hakkına ilişkin.
Oysa Filistin tarafı zaten pek çok konuda ödün vermiş durumda. Filistinlilerin taslağa katkısında, ne Filistin devletinin olmazsa olmazı Yahudi yerleşimlerinin durdurulması şartı, ne yol barikatlarının, Batı Şeria'yı bölen ve ilhak eden duvarın kaldırılması talebi ne de Uluslararası Adalet Divanı'nın duvarı 'yasadışı' ilan eden kararı var. Fetihli Filistin yönetimi Hamas'ın kontrolündeki Gazze'yi de anmazken, İsrailliler "Çarpıcı soru... Gazze'deki durumdan nasıl söz edeceğiz" notu düşmüş.
Rice'tan duygusal sos
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise, toplantıya duygusal sos döktü. Çocukluğu ırk ayrımcılığının hüküm sürdüğü Alabama'da geçen ve 1962'de sekiz yaşındayken bir kiliseye ırkçı saldırıda yakın arkadaşını yitiren siyahi kadın bakan, bu yüzden iki tarafa da hassasiyet beslediğini söyledi: "İnsanlar umut hayali ya da barışçı çözüm ihtimali olmadığında, şiddet ve ayrılıkçılığa çekilebiliyor. Geçmişimden biliyorum. Kendini güvende hissetmediğin, bombaların patladığı, teröristlerin hüküm sürdüğü bir yerde yaşamanın ne demek olduğunu da biliyorum. Dolayısıyla İsraillilerin yaşadığı terörizm korkusunu biraz anlayabiliyorum."
Uzmanlara göre Bush yönetimi, toplantıyı, Abbas'a Filistin halkının gözünde prestij kazandırmak, İran'a karşı Sünni/Arap koalisyonu kurmak ve katılırsa Suudi temsilcisinin İsrail lideriyle tarihi tokalaşması için kullanma peşinde. (Dış Haberler)