Avrupalılar nereye Araplar nereye?

Türkiye, İngilizceden Türkçeye profesyonel çevirmenler bulma noktasında hat safhada bir krizle mücadele ediyor. Zira arz pazarında, talepteki bolluğu karşılayamayacak bir kıtlık söz konusu. Bu durum ücretlerin yükselmesine yol açacak ve bir grup Türk çevirmen, bir yılı aşkın bir süre içinde zengin olacak.
Haber: UREYB ELRENTAVİ / Arşivi

Türkiye, İngilizceden Türkçeye profesyonel çevirmenler bulma noktasında hat safhada bir krizle mücadele ediyor. Zira arz pazarında, talepteki bolluğu karşılayamayacak bir kıtlık söz konusu. Bu durum ücretlerin yükselmesine yol açacak ve bir grup Türk çevirmen, bir yılı aşkın bir süre içinde zengin olacak.
Tercümeye yönelik bu rağbetin sebebi Türkiye'nin AB'ye üyelik amacıyla müzakerelere başlama takviminin 3 Ekim 2005 olarak belirlenmiş olması. O tarihe kadar Ankara'nın 80 bin sayfalık AB muktesebatını çevirmesi gerekiyor. AB muktesebatının tavuk kümeslerinin boyutlarından tutun da silahlanma ve insan haklarına kadar hiçbir konuyu gözden kaçırmaması dikkat çekici doğrusu.
Şimdi bu gerçeği alalım ve Cezayir'de 17'ncisi yapılan Arap Birliği zirvesine getirelim. Arap Birliği'nin genel sekreterliği bizlere çeşitli Arap ortak çalışma alanlarında sunulan bir yığın ilerleme raporu ve Arap sisteminin ıslahı amaçlı plan hediye edecek. Yine Arap liderleri bizlere kendi hükümetlerince her Arap devletindeki iç reform planlarını hayata geçirme, insan haklarını kollama, çocuk gelişimi ve kalkınmanın dehlizlerinde ilerleme amacıyla harcanan çabalar hakkında ayrıntılar sunacak. İlerleme, başarılar ve kazanımlar hakkında hitabet yarışması izleyeceğiz. Bir sonraki gün ise yıkılışımızın, geri kalışımızın ve çözülüşümüzün nedenlerine ilişkin sorgulamalara döneceğiz.
Onlar kümesle, biz hücreyle
Avrupalılar birlik ülkelerinde baz alınacak tavuk kümesi boyutları üzerinde bile anlaştı. Biz ise henüz ülkelerimizdeki düşünce mahkûmları ve siyasi tutuklular için hazırlanmış özel zindanların yüzölçümü üzerinde anlaşmış değiliz.
Avrupalılar 25 devleti/milleti tek bir aile altında birleştirme başarısı gösterdi. Biz ise mezhepler çağına dönüyoruz.
Halklarımız ise maliyetli, ama etkisiz
Arap zirvelerine pek ilgi göstermiyor. Hatta Cezayir'de sokaktaki bir vatandaş, ülkesindeki sebze ve meyve fiyatlarının yükselmesinden
bile Arap zirvesini sorumlu tutuyordu. Lüks zirvelere yapılan harcamaların, Arap dünyasında sayıları hızla artan fakirlere ve açlara tahsis edilmesini yeğleyen daha birçok Arap vatandaşın düşüncesi de farklı değil. (Ürdün gazetesi Düstur, 21 Mart 2005)