Avrupalılar yeni üyelere karşı

Altı ay önce Avrupa anayasasına ilişkin referandumda, Fransız ve Hollandalıların 'hayır'ının, koşullara bağlı bir tepki olmadığı anlaşılıyor.

Altı ay önce Avrupa anayasasına ilişkin referandumda, Fransız ve Hollandalıların 'hayır'ının, koşullara bağlı bir tepki olmadığı anlaşılıyor. Eurobarometre'nin bulguları, AB'ye üye ülkelerin vatandaşlarının daha fazla genişleme beklentisine gittikçe artan bir kuşkuyla baktıklarını gösteriyor.
Bu durum özellikle, Avrupalıların açıkça katılımına karşı oldukları Türkiye için geçerlidir. Bu eğilimde olan ülkelerin başında Avusturya, Kıbrıs, Yunanistan (yüzde 80 oranında) ve Almanya (yüzde 74) bulunuyor. Türkiye'nin katılımının bayraktarı olan Britanya bile, istisna teşkil etmiyor. Orada da menfi oylar müspetlerden daha fazla. Eurobarometre sonuçlarına göre, menfi arzu Türkiye konusunda daha şiddetli ortaya çıkıyor ve bu bütün genişlemeyi ilgilendiriyor. Avrupalılar daha düşük oranlarla, Arnavutluk, Sırbistan ve kısmen Makedonya'nın AB'ye katılım beklentisine karşı görüşteler.
Bu kuşkulu havanın, yaşlı kıtanın genel ekonomik beklentisinde iyimser bir havanın yokluğuna bağlı olduğunda şüphe yok.
Üye devletler halklarının, düşük kalkınma hızlarına ve yüksek işsizlik rakamlarına ilişkin hoşnutsuzlukları gözle görülüyor. Ancak bu kuşku havası, AB'nin genişlemeye değil, derinlemeye öncelik vermesi gerektiğine ilişkin hislere bağlıdır.
Birliğin yapısal hastalığı var
Yaşlı kıta halklarının çoğunluğunun artık Birlik taraftarı olduğu apaçıktır, ancak kâğıt üstünde teknokratik manevralarla ve kolay genişleme yoluyla gelişmeyi anlayamıyor. 1990'lı yıllardan beri (Maastricht) bugüne kadar, Avrupa vatandaşları çoğunlukla liderlerinin AB'yi 'evrenselleşme' dönemlerinin gereksinimlerine uygun bir kalkınma yörüngesine sokmaktaki acizliklerini yaşıyorlar. AB'de Almanya gibi yüksek üretim dinamizmine sahip ülkeler eksik olmamasına rağmen Avrupa, uluslararası rekabetçileri; ABD, Japonya ve Çin karşısında 'oturmuş' görünüyor. Bugünkü Avrupa yapısının bir yerde kesin olarak yapısal hastalığı var. Avrupa vatandaşlarının şimdi bir genişleme fikrinden hiç hoşnut olmamaları gayet mantıklı ve kaçınılmazdır. Liderlerin artık, aralarında kaynak dağılımını ve genişlemeyi değil, Avrupa kalkınmasına ilişkin yeni ekonomik-sosyal stratejileri görüşmeleri zorunludur. (Yunan gazetesi Kathimerini, başyazı, 21 Aralık 2005)